Her şeyin suçlusu o mor kolye...
Annem... Benim annem... Beni bırakıp giden annem ölmüş müydü? Hayır. Öldürülmüş müydü? "Bir kolyeyle öldürülmüş." Kısa bir sessizlik. "Bu kolyeyle." Kafamı duvarın kenarından çıkarıp polisin elinde tuttuğu kol. yeye baktım. Mor taştan bir kolyeydi. Bu kolyeyi anneme o adam tak-mıştı. Annemi en son bu kolyeyi takarken görmüştüm. Annemi o adam öldürmüştü.
Sayfa 198 - Poyraz·Kitabı okuyor
Bazen, matematik kariyerinizde, yavaş ilerlemenizin ve araç ve fikirlerin dikkatli bir şekilde biriktirilmesinin, daha önce yapamayacağınız bir dizi yeni şeyi yapmanızı aniden mümkün kıldığını fark edersiniz. Tek başlarına yararsız olan şeyleri öğreniyor olsanız da, hepsi ikinci doğanız haline gel-diğinde, yepyeni bir olasılıklar dünyası ortaya çıkar. Bir nevi "seviye atlamış" olursunuz. Bir şey yerine oturur, ama şimdi yeni zorluklar vardır ve daha önce neredeyse hiç düşüneme diğiniz şeyler birdenbire çok önemli hâle gelir. Genellikle, sizden bir üst düzeyde olan biriyle konuşur-ken bu durum çok açıktır, çünkü sizin anlamak için çok çaba sarf etmeniz gereken birçok şeyi onlar anında görürler. Bun-lar, kendilerinden bir şeyler öğrenilebilecek insanlardır, çünkü sizin zorluklarınızı bilir ve anlarlar, ancak yaptıkları şeyler si-zin bakış açınızdan hâlâ mantıklıdır (sadece siz bunları ken-diniz yapamıyorsunuzdur). Sizden iki veya daha fazla seviye üstte olan biriyle konuş-mak ise bambaşka bir hikâye. Onlar neredeyse farklı bir dil konuşurlar ve onların bildiklerini sizin de öğrenmeniz nere-deyse imkânsız. Cesaretinizi kaybetmezseniz, onlardan yine de bir şeyler öğrenebilirsiniz, ancak size öğretmek istedikleri şeyler fazla "felsefi" görünür ve işinize yarayacaklarını dü-şünmüyorsunuz - ama her nasılsa, aslında çok yardımcı olur. Üç kademe üstünüzdeki biri gerçekten sizinkinden farklı bir dil konuşur. Muhtemelen size iki kademe üstünüzdeki ki-şiden daha az etkileyici gelirler, çünkü onların düşündükle-rinin çoğu sizin için tamamen görünmezdir. Bulunduğunuz yerden, onların ne düşündüklerini veya neden düşündüklerini hayal etmek mümkün değildir. Hayal edebileceğinizi düşüne-bilirsiniz, ancak bunun tek nedeni onların eğlenceli hikâyeler anlatmayı bilmeleridir. Bu
Sayfa 494·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir şehrin anılarını en iyi mezarlıklar saklıyor . Şehirlerin tarih boyunca gördüğü düşler , işte şu mezar taşlarında tek tek kaydedilmiş duruyor .. - Evet Yeye ; Nakşıgül bunlar arasında bir hatıra olacaksa , onun yakınında bulunmayı bahtiyârlık sayar ; hemen can verebilirim .Senin gibi , benim gibi kaç âşıkın gerçek tarihi bu taşlarda kayıtlıdır bilebilsek ..
Alıntı
Bir düş görmüş olmayasın ? - Ah Yeye ; keşke bir düş olsaydı da ,sonra uyansaydım ...
Alıntı
İnsanlar yalpalamadan yaşama dirayetini hep takdirle karşılarlar, fakat, zorluklarına talip olmayı rasyonel bulmadıkları için nedense istemezler. Tam düşecekken vargücünle doğrulmayı bilmenin aslında hiç de öyle keramet göstermekle vesaire bir ilgisi yok, aksine bütün bütün sebat etmekle bir ilgisi var, halis niyetler beslemekle bir ilgisi var, dosdoğru bağlılıklar taşımakla bir ilgisi var. İnsan elif’ten ye’ye bir tutukluğu yaşayabilir, kim içindeki şeytanı kolaylıkla susturabilmiş ki zaten, fakat uzun soluklu susuşlarının altında yatan şeyin ne olduğunu kesinkes bilmesi gerekir. Diğer türlü hep bir ‘Caesar korkusu’ ile tükenir ömrü, tıpkı Shakespeare’in Flavius’a söylettiği gibi: “Caesar’ın kanatlarında büyüyen tüyleri yolalım ki / fazla yükseklere uçamasın alabildiğine: / Yoksa insanüstü yüceliklere ulaşıp / bir köle korkaklığı içinde yaşatır bizi.”
Öyle zor bir zamandan geçiyoruz ki, dünya artık takıy-yeye, iki yüzlülüğe doydu; dünya artık insanları hiçbir erdeme taşımayan izm, ideoloji ve laf kalabalığından bıktı. Özümüzü bilelim, sözümüz de özümüz de bir olsun, öze nüfuz edelim ki özümüzü bulalım.
Sayfa 302
Alıntı