" herkes kendi talihinin mimarıdır,
'faber est suae quisque fortunae.' "
(belli bir noktada, belki, %45?)
Öncelikle kendimce yorumumu ve değerlendirmemi yaparak başlamak isterim. Biraz hayal kırıklığına uğradım. Benim kitaptan beklentim, isminden de bekleneceği üzere bir ömrün nasıl yaşanacağı ile ilgili tüyolar, okunabilecek kitaplar, hikayeler ve yaşam örnekleriydi. Bunlar hiç yoktu diyemem tabii. Ama tavsiye, kişisel gelişim veya yardımcı olmak adına yazılmaktan çok bir röportajın kitap olarak basılması şeklinde olmuş. Elbette İlber Ortaylı hayranı arkadaşlarımız onun hayatını merak edebilir okuyabilirler ama ben şahsen İlber Hocanın bilgisini okumak isterdim. Birçok videosunu, röportajını izlemiş biri olarak bunları kitapta da okumak değil o videolarda ki hocamızın kitapta bizlere yardımcı olmasını isterdim.
Elbette bunlar olmadı ve aksine, hayatın 25 yaşına kadar olduğunu her şeyin o zamana kadar öğrenilmesi gerektiğini söylüyor hocamız. Fakat Türkiye şartlarında bunun ne denli mümkün olabileceğini düşünmemiş sanıyorum. Burada oturup eleştiri yapmak değil niyetim ama bizim insanlarımızın çoğu (ben dahil) 30 undan önce okulu bitirmiş, dil öğrenmiş, enstrüman çalmayı öğrenmiş, kitaplar okumuş, ülkeler gezmiş ve 30 una geldiğinde de iş sahibi olmuş olamaz. Bu çok istisnai ve zor bir ihtimal. Hem maddi hem coğrafi anlamda. Bu sebeple artık kendimi oldukça eksik, şanssız, fakir :) ve üstelik geç kalmış hissediyorum.
Biz yüzdelik oranda çoğunlukta olan kesim olarak her ne kadar tüm bu saydıklarımı yaşayamamış olsakta, hayatımızın belli bir noktasında doyum hissedebiliriz umarım. 5 olmasa bile 1 kere olsun başka ülkeler görebilir ve gezebiliriz. Veyahut harika okullarda okuma şansımız olmamış olsa bile elimizden geleni yapıp bir şeyler