O kadar yıldım ki yaşamaktan, isyana varmasın diyerek kendimi dizginlemekle geçmekte vaktim, ey bana bu canı bahşeden sevgili! Acıyan etim ve kanımla, şu davamın bir adamı olayım, hiçbir nimeti, savurup, harap edecek, tutku ve arzumdan aksi halde harcayamayacak olan, bu insanoğlu uğrunda, senin yolunda, en sahicisinden!..
Alıntı
yıldım korkusundan da umudundan da aşkın sonsuz bir huzur istiyorum bir yenisini eklemeyeceğim kalbimdeki özleme bitimsiz bir huzur istiyorum Furuğ Ferruhzad
Şiir
Reklam
...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İncecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür hanım? Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz düşünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış, böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de? Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından? Dönelim...Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır...Olsun dönelim biz yine de. Bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür hanım.
Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün kalıplarından. Beni duy ve anla.
Aşk
YILMADAN YAP
Yılmadan yap! Fırsatı kaçıracağın için değil; önünde yılgınlık göstereceğin her kimsenin, bir zorba veya bir zorba adayı olması yüzünden!!! Yılma ki; sıcaktan kavrulana gölgen, su da boğulana elin erişsin! Önce yap, sonra açıklarsın.. Bilgece yap! Yâni koruyarak, yâni içine titreyerek, yâni yıkılmasın diye!!! Tutkuyla yap! Sana verilen yaşama gücünü kullan!!!.. Yılmadan, Bilgece ve Tutkuyla! Önce yap, sonra açıklarsın...(yıldım, sonra da açıklayamadım zaten)
Bir uyarı!
Merhaba Bundan sonra, kesin kararımdır, profilim mesaj alımına kapalı. Ben burada insanlara değer verdikçe kullanılmaktan yıldım. Burası bir kitap günlüğü, sosyalleşme alanı değil. Böyle de kalacak. Bu güne kadar tanıştığım iyi insanlardan özür dilerim. Kendimden de. Kendi narsizmini başkasına bulaştırmaktan zevk alan zihinsizler yüzünden bu kararı aldım. Bu sefer fikir de değiştirmeyeceğim. 1000Kitap abazalarına sahip çıkmaya devam etsin. Asıl okurlarını kaybetmek umurlarında değil nasılsa!
1000Kitap
Reklam
Reklam