Derken, ansızın, Dorian Gray için zaman durdu. Evet, o ağır soluyan, kör gözlü şey yürümüyordu. Şimdi zaman ölmüştü ya, kanını dondurucu düşünceler seyirtip öne geçmiş, çirkin, ürpertici bir geleceği mezarından çıkarmış, Dorian'a gösteriyorlardı.
Ne yapacağını, ne düşüneceğini bildiği yoktu. En sonunda masa başına geçti, sevdiği kıza, af dileyen, kendi kendini zırdelilikle suçlayan ateşli bir mektup yazdı. Birbirini ardına birçok sayfaları üzüntüsünü dile getiren çılgın ve acısını dile getiren daha da çılgın sözcüklerle doldurdu. Kişinin kendi kendini suçlaması doyum verici bir lükstür. Kendimizi suçladığımız zaman başka hiç kimsenin bizi suçlamaya hakkı yokmuş gibi gelir. Kişiyi günahtan arındıran itirafın kendisidir, yoksa günah çıkartan papaz değil. Dorian mektubunu bitirdiği zaman bağışlanmış olduğunu duyumsuyordu.