"Bizim yüreğimiz;
Değişik kentlerin değişik sokaklarında sabahlar
Küçük pansiyonların
Küçük tabureli bahçeleri
Çilek reçeli sabahlara uyanır
Sohbetlerimizin taze simit kokusu
Siyah zeytin üzeri kekik misali sarılmalarımız
Ve bana sen varsın, sana ben varım sigara içimleri,
Birgün bir yerde diye başlayan o seher vakti konuşmalarının
Akşam ayazına dönüşen atışmaları
Ben seni çok sevdim diyen,
Yüreğimin sürgününe tanık olan
Yabancı şehir dolmuşları arasında
Bir o yana, bir bu yana savrulan,
Sevdan...
Avuçlarına akıtabilsem, görebilirdin senin olan sevdanın büyüklüğünü"
"Her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğunu. Bütün bu iç geçirmeler gökyüzüne yükseliyor, bulutlar halinde toplanıyor, sonra minicik parçalara bölünüp sessizce aşağıya , insanların üstüne yağıyordu" Bizim gibi kadınların neler çektiğinin göstergesi , demişti. Başımıza gelen her şeye nasıl sessizce katlandığımızın.
"Zaman her şeyin ilacı, alınan yaşın da tüm duygular üzerinde özel ve hafifleştirici bir etkisi var. Ölümün yaklaştığını hisettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor. "