9/10
·143 syf.··
2026 23. kitabı
Sezai Karakoç, "Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği" diyor o meşhur şiirinde. İşte bu kitap sürgünde olan bizler için bir rehber niteliğinde. Dokuz peygamberin kıssalarından yola çıkarak dünya sürgününde olan insanın cennetini yeniden bulma yolunu ve çabasını ele alıyor. Kitapta "Cennet" kavramı, aynı zamanda insanın ruhsal bütünlüğünü, hakikati ve rıza-i ilahiye ulaşmasını içeren bir hal olarak ifade ediliyor. Peygamberler tarihi gibi kronolojik bir sırayla anlatılan olaylar gelmesin aklınıza. Yazar Hz. Adem ile dünya gurbetinin başlamasını, Hz. Nuh ile kurtuluşu, Hz. İbrahim ile teslimiyeti, Hz. Yusuf ile nefis imtihanını ve sabrı, Hz. Musa ile mücadeleyi, Hz. İsa ile dirilişi, Hz. Muhammed(s.a.v) ile de yitik cennetin anahtarının insanlığa sunuluşunu işliyor. Bütün bu anlatı boyunca Karakoç, materyalist Batı medeniyetine karşı islamın derinliğini savunuyor ve güçlü bir medeniyetin inşası için ipuçları veriyor. Yönünü kaybetmiş, asıl vatanına yabancılaşmış insanlığa sunulmuş çok kıymetli bir eser.
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
6/10
·352 syf.··
2026 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
yunan tragedyalarıyla yakından ilgilenen ve bahsi geçen referansların çoğunu anlayan biri olarak kitaptan çok beklentiliydim. hatta sonu da tatmin edebilirse muhtemelen bu yılın en iyi kitabı olacağını düşünüyordum ama bu yazar sessiz hastada da yaptığı gibi beni şaşırtmadı ve müthiş potansiyeli olan bir kurguyu rezalet bir son ile mahvetti. şunu açıkça görüyorum ki bu yazar yeteneksiz. kitap boyunca kurguyu çok beğensem de karakterlerin sunulmasını ve yazarın yalın dilini sevemedim. güzel bir yere bağlanırsa bunu telafi edeceğini düşündüm ama dediğim gibi, bu kadar güzel bir konuyu eleusian ve dionysian kültlerine bağlayarak, kitapta bahsi sıkça geçen euripides eserleri ile birleştirerek bitirmek mümkünken sırf şaşırtmak için saçmalamış ve böyle klişe bir sonu uygun görmüş. kitap boyunca, yazarın kişisel hayatını kurgudan uzak tutamaması da beni delirtti açıkçası. edebiyat mezunu bir adam, yunan ve ingiliz bir ailede büyümüş ve londrada yaşıyor. bilin bakalım baş karakter nasıl biri ajalfkwldwlskd demek ki sen yaratıcılıktan uzak ve sürekli kendini tekrarlayan birisin tamam şaşırtmak istiyorsun ama bir mantık çerçevesinde yapmalısın bunu. örnek aldığı tüm o klasik eserleri, özellikle de poetikayı tekrar okumasını ve bir kitabın nasıl bitmesi gerektiği hakkında daha çok bilgi edinmesi gerektiğini düşünüyorum. ayrıca değinmeden geçemeyeceğim kitabın çevirisi de çok kötü. yazarın tarzına bence sadık kalınmış ama birkaç bariz hatalı çeviri vardı, sanki kitabı okumadan ve olay akışını takip etmeden çevrilmiş gibi hissettirdi. 3/5. güzel bitseydi 4/5 hatta belki de 4,5/5 derdim. çok sinirliyim.
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,267 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Başarılı bir ilk kitap
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Yakınen tanıdığım arkadaşım Mehmet aynanın ilk kitabı bizi varoluşun engin denizlerinde salınmak üzere bırakırken bize rehberlik etmeyi de ihmal etmiyor. Günlük yaşamdaki sıkışmışlık duygusundan bizi azade kılarak başka bir tahayyülün mümkün olduğuma inandırıyor. Yeni kitaplarını sabırsızlıkla beklemekteyiz .
Yitik İzlerMehmet Ayna · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma
10/10
·280 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:27
Öncelikle çevirmen Muhsin Kızılkaya'nın eline emeğine sağlık. Her ne kadar Kürtçe dilinin zenginliğini bilsek de özellikle Mehmed Uzun'un dili, betimlemeleri kitabı bir solukta okumaya değer kılıyor. Çeviri kitap olduğunu önsözden bildiğim için orjinalini mi okusam dedim lakin kürtçemin yeterli gelmeyeceğinin de bir o kadar farkındayım maalesef. Dilimize hakim olanlar kesinlikle orjinalini okumalı. Nasip olursa okuyacağım bende. Roman Memduh Selim Bey'in hayatını, aşkını ve vatan sevgisini ele almış. Çerkez kadına olan aşkı, onsuz geçen yıllarını, Agiri yıllarını, İhsan Nuri Paşa ile olan anılarına da yer yer verilmiş. Memduh Selim Bey'in bıraktığı ufak notla bitirmek istiyorum. "Kürtler dünya yüzünde Niçin her şeyden mahrum? Her şeye niçin oldular mahkum?"
Kurdî
Yitik Bir Aşkın GölgesindeMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20207,6bin okunma
Spoiler İçerebilir
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:32
Evet gerçekten ters köşe yedim . Freida mcfadden tarzı bi sonuç bekleyip kitabın ortasında her şeyi çözdüğümden emindim. Sonu teorilerimden biriydi ama bu kadar toksik biçimde olacağını hayal bile edemezdim. Marianayla kitap boyunca hiç empati yapamamış olmama rağmen sonu beni bile ihanete uğramış hissettirdi. Sessiz hastanın bu kitaptan iyi olduğunu düşünenleri hiç anlamıyorum.. bu kitabın sonu bir Freida bağımlısı olmama rağmen onun kitaplarının sonundan bile iyiydi fakat onun kitapları kadar akıcı ve merak uyandırıcı bölümlerden oluşmuyordu.
1000Kitap
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,267 okunma
Dünyanın Kirli Çarkına Boyun Eğmeyen Çocukluğun Mağrur Yası
9/10
·55 syf.··
2026 215. kitabı
Altay Öktem’in Eski Bir Çocuk isimli o yeraltı kokulu, şairane ve hırpalanmış eseri; büyümenin, yetişkinler dünyasına teslim olmanın ve o vahşi medeniyete uymayı reddetmenin kederli manifestosudur. Kitap, bir şairin düz yazıdaki o keskin, ödünsüz ve rüya benzeri dilini kuşanarak, çocukluğun o yitik cennetine ve o cennetin nasıl bir cehenneme dönüştüğüne tutulmuş hüzünlü bir aynadır. ​Hikâyenin kalbinde, kronolojik olarak büyümüş ama ruhunun o en saf, en hırçın köşesini çocukluğun o ilk günahında ve ilk masumiyetinde sabitlemiş bir "eski çocuk" durur. Altay Öktem, o bildiğimiz melankolik çocukluk güzellemelerinden çok uzaktadır; onun çocukluğu, dizleri kanayan, sokak aralarında saklambaç oynarken dünyanın o tekinsiz yüzüyle erken tanışan, karanlıktan korkan ama o karanlığın cazibesine de kapılmaktan geri durmayan aykırı bir çocukluktur. Büyümek, bu kitapta bir olgunlaşma değil, ruhun parça parça eksilmesi, evcilleşmesi ve o çocuksu dehanın katledilmesidir. ​Romanın —ya da o sayfalardan sızan hatıraların— asıl manası ve bol hüznü, "artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı" gerçeğinin o soğuk, çiğ kabullenişinde gizlidir. Yazar, o yeraltı edebiyatının karanlık estetiğini, şiirsel bir hüzünle harmanlar. Eski oyuncaklar, tozlu tavan araları, ilk aşkların o kekremsi tadı ve sokağın o sert ama dürüst kuralları... Hepsi, bugünün o steril, plaza kokulu, yapay dünyası karşısında birer direniş kalesine dönüşür. Karakterin içindeki o dinmeyen isyan ve sızı, tam da o eski çocuğun hayaletinin, bugünün yetişkin adamının arkasından sürekli ona el sallıyor olmasından ileri gelir. ​Altay Öktem’in üslubu, dildeki o ezber bozan, imgeleri birer bıçak gibi saplayan hırçın ama bir o kadar da içli dildir. Ağdalı cümlelerin arkasına sığınmaz; sokağın argosunu, gecenin karanlığını ve bir
Duygu ve Düşünce
Eski Bir ÇocukAltay Öktem · Yitik Ülke Yayınları · 201521 okunma