Yitik çocukluğu geçmiş günlerimin,
Demir bir çubukla iyice dövüldü.
O da öldü, artık ağlamıyor;
Acının ortasında acıyı da unuttu.
Kaçtığı köşelerde saklanıyor,
Evsizliği özgürlük sanıyor.
Tepelerimde dimdik yükseliyor özgürlük,
Başka türlüsünü yaşamak güç;
Yalnızlığa alıştı zirvelerde
Kendine ılık, rüzgarlı manzaralar yaşatıyor.
Artık kimselere yanaşmıyor.
Derdini, dertli olan anlatsın,
Buralarda kahkahayı dikti yarasına.
Ağlamayı unutturan hayat,
Geride dert bile bırakmıyor.
Başımda yeni bir gün,
Gözlerimde gökyüzünün ilk mavisi parlıyor...