Yusuf Kenan GÖK

Seyyid Nesîmî Nesimi anlatırken Türk halk edebiyatında iki tane Nesîmî olduğunu ve genellikle bu iki Nesîmî’nin birbiriyle karıştırıldığından bahsetmiştim. Bunlardan birisi 14. yüzyılda Bağdat'ta doğmuş, Halep'te derisi yüzülerek öldürülmüş olan tasavvuf şairi Seyyid Nesîmî, diğeri ise dün anlattığım 17. yüzyılda yaşadığı sanılan ve yaşamı pek bilinmeyen Kul Nesîmî’dir. (*) Dün Kul Nesîmî’yi anlatınca diğer Nesîmî, Seyyid Nesîmî’yi de bugün anlatmasam olmazdı… Seyyid Nesîmî’nin hayatı Seyyid Nesîmî’yi bazı kaynaklar Seyyid İmadeddin Nesîmî diye de anarlar. Seyyid  Nesîmî 14. yüzyılda Bağdat’da doğmuş, Anadolu’da yaşamış bir Türk ozandır. Bağdat'ın ''Nesim'' kasabasında doğduğu için ''Nesîmî'' mahlasını kullandığı rivayet edilir. Şiirlerini Türkçenin dışında Farsça ve Arapça lisanında da yazmıştır.  Nesîmî hep dolaşmış. Bu yüzden Tebrizli, İranlı, Bağdatlı, Azerbaycanlı gibi yakıştırmalar hep Nesîmî’nin gezginciliğinden ileri gelmektedir. Nesîmî Türkiye’de olduğu gibi Mezopotamya ve Azerbaycan’da da çok önemsenir. Bakü’de dikili bir heykeli vardır. Nesîmî sıradan bir ozan değildir, kendisini yetiştirmiş, kendisinden önce gelen bütün ozan ve bilginleri incelemiş, hem Mevlânâ’yı, Yunus’u okumuş hem de onların şiirlerinde geçen Hallacı Mansur’a büyük bir hayranlık duymuş, Hallac gibi ‘‘Enel Hak’’ demekten çekinmemiştir. Garip ve acayip ama kâmil ve ârif, erdemli ve nükteden bir kişi olduğu bilinmiştir. Onun için çeşitli kişilerce atfedilen ‘’İmadeddin’’ (veya İmadüddin) (dinin direği), ‘’Muslihüddin’’ (dini ıslah eden) gibi nitelemeler Nesîmî’ye duyulan saygı nedeniyle kullanılan unvanlar olmuştur. Bilindiği gibi, Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’dan doğmuş ve Hz. Ali’nin oğlu Hüseyin soyundan olanlara “seyyid” denilmektedir. Seyyid Nesîmî’nin gerçek bir seyyid olup
İnsan ve Duygular
Reklam
Gün aydı
Bir söz daha ne ki yalan dünyada… Diller dolusu vaatler de savrulup gider rüzgârda. Kimi sevda diye başlar, kimi yara olur kalır, İnsan en çok da suskunlukta tanır kendini aslında.
Kamp ateşi
Gece, ormanın içine ağır ağır çökerken tek bir ışık kalır: Kamp ateşinin titrek, sıcak nefesi. Alevler her kıpırdadığında gölgeler dans eder, çıtırdayan odunlar sanki uzak bir hikâye anlatır. İnsan kendini ateşin karşısında olduğundan daha sessiz, daha küçük ama garip bir şekilde daha huzurlu hisseder.🍃 Gökyüzü ise yukarıda, sessiz bir seyirci gibi. Yıldızlar bir bir çoğalır; karanlık, bir anda binlerce ışığın yuvasına dönüşür. Ateşin sıcak turuncusu ile gökyüzünün derin siyahı arasında insan, kendi iç dengesini bulur. O an anlarsın ki, şehirde unuttuğun bir şey varmış: Sessizliğin sesi.🍃 . . Alevin söylediği küçük sırlar. Yıldızların insana hissettirdiği “yalnız değilsin” duygusu.🍃 Ve kamp ateşi azaldıkça, gökyüzü daha çok parlar. Sanki birbirlerine sessizce nöbet devrederler. Ateş yavaşça uykuya dalarken, gökyüzü seni düşüncelerinin derinliğine davet eder.🍃 O gece, ne ateşi unutursun ne yıldızları. Çünkü ikisi de insana aynı şeyi fısıldar: Hayat bazen sadece durup gökyüzüne bakmaktır.🪄 . . . #atesdanseder #nayloncularderneği #worldtour
2025
"Benim için tek insanlar, deli olanlardır; yaşamaya deli gibi hevesli, konuşmaya deli gibi hevesli, kurtarılmaya deli gibi hevesli, her şeyi aynı anda isteyenler; asla esnemeyen, sıradan şeyler söylemeyen, ama sarı roma fişekleri gibi yanıp tutuşan, yıldızlara örümcek gibi patlayan insanlar."
Alıntı
--- YÜRÜMENİN FELSEFESİ — Frédéric Gros 1. Giriş: Yürümek Nedir? Gros’a göre yürümek, bir yere varmak için değil, varoluşu hissetmek için yapılır. Modern insan sürekli bir hedefin, bir planın peşindedir. Ama yürüyen insanın bir hedefi yoktur — sadece yürür. > “Yürürken hiçbir şeye sahip olmazsın, ama zamana sahip olursun.” --- 2. Yavaşlık ve Hız Modern çağ “hız” çağıdır: arabalar, internet, işler... Yürümek ise bu hızın ortasında yavaşlığın direnişidir. Yavaş yürüyen insan, zamanı geri kazanır. > “Yürümek, hızın köleliğinden kurtulmaktır.” --- 3. Yalnızlık Yürümek çoğu zaman yalnızlıktır — ama bu kötü bir yalnızlık değildir. Yürürken insan kendiyle arkadaş olur. Kalabalıktan uzaklaşır, sessizlikte kendi sesini duyar.
Reklam