z

8/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2019 24. kitabı
13 temmuz 2019️ Gulyabani, temmuz ayında okuduğum ilk kitaptı ve Hüseyin Rahmi'nin de okuduğum ikinci kitabıydı. ( Mart ayında Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç'ı okumuştum.) Çok akıcıydı, yani gece başladım hemen sabaha bitmişti. Konusu halkın değişik inançları, cinlere perilere vs bakış açılarıydı. Sonunu çok güzel bağlamıştı Hüseyin Rahmi, genellikle kitaplarının sonlarını ciddi anlamda bir son olabilecek şekilde yazıyor bence. Türk edebiyatını okumayı aşırı seviyorum, özellikle Tanzimat-Servetifünun dönemlerinde yazılanlar daha da çok hoşuma gidiyor çünkü romanlarda geçen bazı kelimeler olsun, mekanlar olsun şu ana yabancı şeyler. Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Edebiyatında genel olarak daha yakın tarihler işlendiği için onlar şu ana daha uyum sağlamış romanlar bence. Bu şekilde bence güzel bir kitaptı, akıcıydı, tamamen Hüseyin Rahmi tarzını yansıtan bir kitaptı. Türk edebiyatı sevenler okurken severler bence. Bu arada bu kitap Hüseyin Rahmi'nin oluşturmuş olduğu Doğaüstü Numuneler Külliyatı serisinin ilk kitabı. İkinci kitabı da Cadı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları onu da en kısa zamanda basar ve onu da hemen alıp okurum umarım. Çünkü cidden kitap biteli on iki gün oldu ve şu an kitap hakkında en belirgin yorumum çok akıcı ve eğlenceli olduğu. Ps. Doğaüstü Numuneler Külliyatı: Hüseyin Rahmi'nin yazdığı, halkın boş inançlarını cin, peri, gulyabani gibi doğaüstü varlıklar üzerinden ele aldığı roman dizisi. İlki Gulyabani, ikincisi Cadı adlı romanıdır.
Edebiyat
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Reklam
Tehlikeli Oyunlar
10/10
·479 syf.·
Beğendi
·
2019 16. kitabı
19/05/31 bugün okulda edebiyat öğretmenim ve tehlikeli oyunları okuyan bazı arkadaşlarım ile bir tehlikeli oyunlar atölyesi yaptık son ders kütüphanede. aşırı verimli bir ortamdı ve şunu fark ettim ki, benim çok büyük anlamlar yüklediğim cümlelere bazıları hiç dikkat bile etmemiş, ya da ne bileyim ben en basit ayrıntıları bile sorguluyorken mesela diğerleri kitabın basit bir kurgudan ibaret olduğunu düşünüyorlarmış. bunları görünce edebiyatın bir kez daha aşırı kişisel bir alan olduğunu ve gerçekten de çağrışım gücüne sahip olduğunu bir kez daha fark ettim, çünkü gerçekten o an o ortamda bulunan herkes kitaba dair farklı farklı düşünceler içindeydi. kimisi gerçekten üzerine düşünmüştü, kimisi ise okumak için okumuştu, ki bence okumak için okumak dahi 'ben de buradayım' demektir bu yüzden neden okuduğu çok da mühim değil. tabi bunlar olurken kendimde bulduğum bazı eksiklikler de oldu, en basitinden çok güzel bir detayı atlamışım. kitapta bulunan her karakter aslında isimlerini bir noktada aşırı yansıtıyorlar. örnek vermek gerekirse mesela Sevgi, fakat kitabın içindeki belki de en sevgisiz karakter. yani sevgiden yoksun olarak büyümüş fakat adı Sevgi. sonra Bilge mesela, Hikmet Benol tüm insanlara karşı inanılmaz sivri bir zekâya sahip fakat Bilge ile olunca aşırı salaklaşıyor ve diğer insanlara verdiği tepkileri Bilge söz konusu olunca vermiyor. bu yönden hiç dikkatimi çekmemişti, edebiyat öğretmenim söyledikten sonra araştırdım. sonra kitapta yine bazı insanların fark edebildiği bir detay daha var: teslis inancı. evet, Oğuz Atay kitaptaki üç karakterinde teslis inancına yer veriyor. Albay Hüsamettin, burada babayı, Hikmet oğlu, Nurhayat ise kutsal ruhu temsil ediyor. Bu konuyu henüz araştırmadım fakat ilgimi epey çektiği için araştıracağım. onun dışında, atölyede
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Uysal Kız
9/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2020 52. kitabı
30 kasım, 2020 Biraz önce elime alıp direkt bitirdiğim bir kitap oldu Uysal Kız, zaten 77 sayfalık bir uzun öykü. O kadar çok sevdim ki, Dostoyevski o kadar büyüleyici bir yazar ki, anlatmak istediğini derinliğini hiç kaybetmeden sadece 70 küsür sayfada bile çok güzel anlatabiliyor. Kitabı çok sevdim, özellikle son sayfaları... Gerçekten Dostoyevski psikolojik tahlillerde inanılmaz bir yazar, bunu Suç ve Ceza okurken deneyimlemiştim zaten ama bu kitap ile tekrar görmüş oldum. Karakterlerin ikisini de çok sevdim, ikisini de çok iyi anladım. Keşke sonu farklı olsaydı demek isterdim ama farklı bir sonu olsaydı asla bu kadar etkili olamazdı. Kısacası, çok ama çok sevdiğim bir kitap oldu.
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202310,8bin okunma
Olalla
7/10
·64 syf.·
2020 51. kitabı
30 Kasım, 2020 Olalla, yazarın okuduğum 2.kitabıydı. (Daha önce Dr. Jekyll ile Bay Hyde kitabını okuyup çok beğenmiştim.) Bu kitabı da beğendim ama bana konu tam anlamıyla aktarılmamış gibi geldi, özet gibiydi. Biraz hayal kırıklığı yaşasam da kötü bir kitap değildi, yalnızca yazarın diğer kitabıyla karşılaştırılamaz bile bana göre, Dr. Jekyll ile Bay Hyde kitabını herkesin okumasını tavsiye ederim. Çok güzel bir okuma deneyimi.
Edebiyat
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
Uğultulu Tepeler
10/10
·429 syf.·
Beğendi
·
2020 49. kitabı
20, kasım 13. Uğultulu Tepeler, Rüzgar Ekilip Fırtına Biçilen Hayatlar Uğultulu Tepeler'i bugün oturup bir anda 200 sayfa birden okuyarak bitirdim. Yorum yapmak için de 2 tane makale okuyup daha da derin bilgilere ulaşmak istedim. Uğultulu Tepeler her zaman çok merak ettiğim bir kitaptı ve neden bu kadar çok sevildiğini de çok iyi anladım okuduğumda. Kitap, Victoria Dönemi'nde yazılmış olsa da çağdaşı diğer romanlardan çok ayrı bir noktada aslında. İçinde oldukça fazla gotik öge var ve bunlar ilerledikçe anlam kazanıyor. Emily Bronte'in tek kitabı, kendisinin bu kitap haricinde şiirleri olsa da tek kurgu eseri Uğultulu Tepeler. Zaten kendisi de tıpkı roman karakterleri gibi erken yaşta, erkek kardeşinin cenaze töreninde rahatsızlanıp vefat ediyor, ardından bir yıl sonra da Bronte kardeşlerin bir diğeri Anna Bronte vefat ediyor. İlk kez 1847'de Ellis Bell mahlası ile yayımlanan Uğultulu Tepeler, yazarı ikinci baskısını yapamadan vefat ediyor ve ikinci baskıyı Charlotte Bronte yayıma hazırlayıp, Emily'nin gerçek ismi ile yayımlıyor. Romanı okurken ilk iki yüz sayfada kitap harika gidiyor olsa da, hiçbir karakteri sevememiştim. Özellikle Heathcliff, beni resmen sinir ediyordu. Sonraki iki yüz sayfa da ise okuduklarım beni farklı düşünmeye itti tamamen. Kapağı kapatırken de Heathcliff aşık olduğum bir karakter değildi fakat onu daha iyi anladım. Mina Urgan İngiliz Edebiyatı Tarihi kitabında şöyle bir ifade kullanmış: "Karakter incelemelerine pek değinmeyen yazarımız..." (s. 1143) bunu gördükten sonra neden ilk başlarda hiçbir karaktere ısınamadığımı çok daha iyi kavradım. Benim için inanılmaz keyifli, çok çok akıcı ve harika duygular hissettiğim bir okumaydı. Bronte kardeşler her defasında kalbimden vuruyor resmen :) Bu arada dipnot olarak, Heathcliff karakterine verilen
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Antik Kitap · 201457,9bin okunma
Reklam