"Bana göre hayat böyleydi zaten, sıradan şeyler yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyordu. Hiçbir şeyin son bulmasına izin verilmiyordu; dayanılmaz bir şey oluyordu, ardından ondan daha az korkunç ama yine de acı veren başka şeyler yaşanıyor, ardından yine dayanılmaz bir şey, sonra biraz daha az kötü… Derken bu döngü sonsuza dek devam ediyordu. Madem öyle, neden her romanın hayattaki sayısız anlamsız olayın kasvetli bir listesinden ibaret olmadığını anlamıyordum."
"Acaba her an, gelecekte olacaklar ve geçmişte yaşananlarla mı belirleniyor, yoksa her an kendi başına var olup kendini tanımlayabilir mi, geçmiş ve gelecekten hiç etkilenmeden bağımsız bir gerçeklikte sonsuza dek yaşayabilir mi ..."
Yakın zamanlara kadar böyle bir sorunun sorulması lüzumsuz addedilebilirdi. Çünkü insanın okumakla kazandığı o kadar açık, o kadar göz önündeydi ki kimsenin aklına böyle bir soru sormak gelmezdi. Yakın zamanlara kadar, halk arasında yaygın olan “Oku, adam ol!” deyişinin de gösterdiği gibi, “adam olma”nın yolunun kuşkuya yer bırakmayacak derecede okumaktan geçtiğine inanılırdı. Ve “adam olmak”, “Vezir olmuşsun, ama adam olamamışsın!” serzenişiyle sona eren halk hikâyesinde de yankılandığı üzere mal mülk, makam mevki sahibi olmakla gerçekleşmeyen bir şeydi. Bugün de bu soru lüzumsuz addedilebilir, ama farklı bir sebepten ötürü: Artık okumakla kazanılan şey, “adam olmak” kimsenin itibar etmekten geri duramayacağı kadar göz önünde olmaktan kalktığı, dolayısıyla kimsenin umursamazlık edemeyeceği kadar iltifata mazhar olmadığı için. Halk ruhundaki belirleyici, yön verici yerini kaybettiği için. Ama onun o yeri kaybetmesi ona kendi öz değerinden bir şey kaybettirmediği için yine de sorulmalı: Okumak insana ne kazandırır?
"Her şeyin sona ereceğini bildikleri halde insanların yaşamaya nasıl devam ettiklerini bir türlü aklım almıyordu. Bununla yüzleşmek benim için gerçekten çok zordu ... Bir şeye dört elle sarılmanın hiçbir faydası yok, bu o kadar net ki. Belki de sonunda istemiyorsun bile, anlıyor musun? Artık bunların hiçbirini istemiyorsun, bence en kötüsü de bu zaten."