MİRDAD: Sevgi, Tanrı’nın yasasıdır.
Sevgiyi öğrenebilesiniz diye yaşarsınız. Yaşamayı öğrenebilesi-niz diye
seversiniz. İnsanın öğrenmesi gereken başka ders yoktur.
Bir insan sevdiğini, sonsuza dek bir olsun diye sevmezse, ne için sever
başka?
Ve neyi, kimi sever o zaman? Yaş am ağacından bir yapr ak seçip tüm
kalbini ona mı akıtmalıdır insan? Peki, ya o yaprağı taşıyan dal? Ya o dal ı tut
an gövde? Peki, ya gövdeyi, dall arı ve yaprakları besleyen kök? Kökleri
güçlendiren toprak? Toprağı gübreleyen güneş, deniz ve hava ne olacak?
Eğer bir ağacın üzerindeki tek bir yaprak sizin sevginize bu kadar değiyorsa,
ağaç bir bütün olarak ne kadar eder? Bir parçasını bütününden ayıran sevgi,
kendini ıstıraba sürükler.
Şimdi diyeceksiniz bana, “Tek bir ağacın üzerinde bir sürü yaprak var.
Bazıları sağlıklı, bazıları hasta; bazıları güzel, bazıları çirkin; bazıları
kocaman, bazıları küçücük, seçmeyelim de ne yapalım?”
Söylüyorum size, hasta olanın solgunluğundan ortaya çıkar sağlıklı olanın
tazeliği. Dahası çirkinliktir, güzelliğin paleti, boyası ve fırçası; ve küçük,
küçük olmazdı, büyüğün büyüklüğü olmasaydı.
Siz Yaşam Ağacısınız. Kendinizi bölmeyin. Bir meyveyi bir diğerine, bir
yaprağı bir diğer yaprağa, bir dalı bir diğerine, ne de bir ağacı toprağına tercih etmeyin. Bir parçasını geri kalanından daha çok sevdiğinizde, işte
budur, sizin yaptığınız.
Siz Yaşam Ağacısınız. Kökleriniz her yerde. Dallarınız ve yapraklarınız
etrafa saçılmış. Meyveleriniz herkesin ağzında. O ağacın üzerinde ne kadar
meyve, ne kadar dal ve ne kadar yaprak varsa, hepsi sizin. Olur da ağacın tatlı
ve sulu meyve vermesini sağlarsanız, güçlenip yeşillendiğine tanık olursanız,
işte o zaman kökleri beslediğiniz yere bakın.
Sevgi, Yaşamın özüdür, Nefret ise Ölümün iltihabı. Ama sevgi,
dolaşmalıdır