7/10
·68 syf.··
2026 25. kitabı
‎Yağmurlu Hisler, isminin vaat ettiği o melankolik ama arındırıcı havayı sayfalarına başarıyla taşıyan bir eser. Yazar, insana dair gözlemlerini, bir şairin hissetme derinliğiyle birleştirerek okuruyla paylaşıyor. Edebiyatta bazen çok süslü kelimelerin anlatamadığı bir duyguyu, son derece sade ve "bizden" bir cümle çıplaklığıyla anlatıverir; bu kitap da tam da bu sadeliğin gücüne yaslanıyor. ‎ ‎Kitabın "Yalnızlık" bölümü, modern insanın en büyük çıkmazını, yani "herkesin mutlusun sandığı o içsel ıssızlığı" merkeze alıyor. Yazar, "Sözün uçması; sebebidir yazıya vefasızlığın" dizeleriyle yazının kalıcılığına sığınırken, aynı zamanda insanın fani oluşuna dair hüzünlü bir hakikatle yüzleştiriyor okuru. Buradaki yalnızlık, sadece kimsesizlik değil; insanın kendi bedeniyle, zihniyle ve dünyayla olan mesafesi. Yazar, metinlerin dokusuna bir "teşhis ve tedavi" edasıyla değil, daha çok bir "hal tercümesi" olarak dokunuyor. "Zihinlerde tasavvur, bedenlerde teşekkül" derken, aslında insanın dünyadaki varoluş sancısını özetliyor. ‎ ‎Yağmurlu Hisler, geleneksel bir şiir kitabının sınırlarına hapsolmaya direnen bir yapıya sahip. Metinler bazen damıtılmış bir şiir, bazen sorgulayıcı bir deneme, bazen de samimi bir günce tadında ilerliyor. Yazar, bir türün kalıplarına takılmadan hislerini olduğu gibi aktarmayı seçtiği için eser, bir sanat metninden çok, bir dostun gecenin sessizliğinde paylaştığı iç döküş sıcaklığına bürünüyor. Kitap bir oturuşta bitirilecek bir serüven değil; aksine okuru durup düşünmeye, satırların kendisinde neye tekabül ettiğini aramaya teşvik eden bir süreç. Örneğin: ‎ ‎Hangi maddenin kaçıncı bendisin ‎Bilmem ki neredesin ‎Bilenin bilmesiyle olmayan şeyler ‎Hazan kalbim tuz buz ‎Yine de "sevmekten kim usanır" ‎ ‎​Bu sitem, kitabın yer yer sertleşen, yer yer
Edebiyat
Yağmurlu HislerHayat Can Yakar · Cinius Yayınları · 20261 okunma
8/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:53
Kızıl Karma Jean-Christophe Grangé Yazar bizi 1968 Mayıs ve Haziran aylarında, Fransa'da tutucu De Gaulle iktidarına karşı Nanterre Üniversitesi'nde başlayan öğrenci hareketi, giderek büyümüş ve işçi kesimin desteğini alarak ülke çapında ayaklanmaların, fabrika işgallerinin ve genel grevin yaşanmasına yol açan olaylara götürüyor. Bu olaylardan hareketle Paris sokakları bir nevi savaş alanına dönmüştür. Polislerin bu ayaklanmaları , protestoları bastırma çabası sürerken üniversiteli bir genç kız vahşi bir şekilde evinde öldürülmüş bir şekilde bulunur. Genç kız öldürüldükten sonra vücudunu bir yoga pozisyonu şekline getirerek bırakmıştır katil . Acaba neden ? Kurban , kitap karakterlerinden Herve ve Nicole ' nin arkadaşıdır. Polis cinayeti soruşturmaya başlar. Ekipteki polislerden biri de Herve'nin abisidir fakat üvey (anneleri bir , babaları farklı ) Aradan fazla zaman geçmeden yine bir genç kız aynı şekilde ve aynı pozisyonda ölü olarak bulunur. İki kurbanın ortak noktası yine Herve ve Nicole 'in ortak arkadaşları olması . Gerçekleşen cinayetlerin merkezi bu iki kişi olması akla bir sürü soru getirir. Jean Louis(Herve'nin abisi polis) Hindistanla bağlantılı bir ip ucu bulunca katili aramak için bu üçlü ekip Hindistan'a gitmeye karar veriyorlar. Fakat birgün öncesinde Herve gizemli iki Hintli tarafından kaçırılıyor. Nicole ve Jean Louis ise Fransa'dan Kalküta 'ya, Hindistan'ın Varanasi şehrine oradan da Roma' ya kadar katilin ve Herve'nin peşinde koşmaya başlıyorlar . Gittikleri yerlerde farklı farklı tarikat, din , mezhep ve farklı inançlara mensup kişilerle karşılaşıyorlar. Öldürülen kişilerin sadece o iki üniversiteli kız olmadığını daha pek pek gencin vahşice , ilginç acımasız tarikat kurallarına göre öldürüldüklerini
Kızıl KarmaJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20241,426 okunma
Reklam
8/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:13
KIZIL KARMA-JEAN-CHRISTOPHE GRANGE,584 sayfa, Roman,1968 Mayıs'ındaki Paris öğrenci ayaklanmalarının gölgesinde başlar ve Hindistan'ın karanlık, mistik atmosferine uzanan bir dizi ritüelistik cinayeti konu alır. Gezi olaylarına benzeyen çatışmalarla 1968 Mayıs’ındaki Paris öğrenci ayaklanmalarının gölgesinde başlayan, sokak aralarına,caddelerine taşınan olaylar ,korkunç bir şekilde işlenen iki cinayet ve Hindistan’ın gizemli,karanlık, topraklarına,mistik atmosferine uzanan bir dizi ritüeli andıran cinayetleri konu alıyor kitap…tabiri caizse sürek avı…Katil durmuyor…Neden ve niçin öldürüyor?Cinayetlerinde kurbanlarına uyguladığı işkence bir ritüel mi?Hint felsefesi,budizm ve tüm o mezheplerle ne ilgisi var?… Yıl 1968… Paris sokakları alev alev… çatışmalar,gösteriler,sağ sol olayları … Ve bu karmaşa içinde korkunç bir şekilde işlenen bir cinayet…sanki bir ritüel uygulanmış gibi…Paris'te vücudu yoga pozisyonuna sokulmuş ve organları çıkarılmış genç bir kadının vahşice öldürülmesiyle soruşturma başlar. Polis dedektifi Jean-Louis Mersch, maktulün arkadaşları Hervé (aynı zamanda polisin aynı anne ,farklı babadan kardeşi) ve Nicole, ardı arkası kesilmeyen cinayetleri çözmek için bir araya gelir.Aynı ritüelle bir başka kadın arkadaşları daha öldürülünce,katilin sıradaki kurbanının kendilerinden biri olduğunu anlarlar ve bu cinayetlerin Hindistan’la bağlantılı olduğunu fark ettiklerinde Kalküta’dan Varanasi’ye uzanan bir maceraya atılırlar. Onları Hindistan’ın karanlık ve gizemli yüzü,mezhepler,tarikatlar, muson yağmurları, Hinduizm, Doğu mistisizmi, Sadhular, tantrik ritüeller ve daha pek çok olaylar beklemektedir… Hikaye sadece bir cinayet romanı değil;Grange ,aynı zamanda 68 döneminin siyasi atmosferini,gençlik hareketlerini
Kızıl KarmaJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20241,426 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 43. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:12
Önce Sen Beni Öldürdün; merak ve gizem unsurlarını ustalıkla tetikleyen kurgusu, rahatsız edici ve tedirginlik yaratan karakterleri, akıp giden ve zihni yormayan anlatımı, tam bir şeylerin netleştiğini düşündürürken farklı sapaklar ve ters köşelerle heyecan yaratan hikâyesiyle zamanı unutturan ve nasıl bitirdiğimi anlamadığım bir kitap oldu. Yazar, karakterleri kullanarak hikâyenin arka planını öylesine başarılı bir şekilde değiştiriyor ki tüm tahminler geçersiz kalıyor. Çok heyecanlı, sürükleyici ve soluksuz okuduğum bir kitap olmasının yanı sıra; son bölümlerde peş peşe gelen ters köşeler nedeniyle bazı olayları tam anlamıyla inandırıcı ve ikna edici bulmasam da bunun okuma sürecinden aldığım keyfi olumsuz etkilemediğini söyleyebilirim. Hikâye, aynı mahallede yaşayan üç farklı kadının bakış açısından anlatılıyor. Karakterler kendi geçmişlerine dair kırıntılar sunarken olaylar da usul usul şekilleniyor. Geçmişte büyük bir şöhrete sahip olan Margot, dansçı eşi Nicu ile görünürde mutlu bir evlilik sürdürse de eşinin çocuklarını büyütmekten, pırıltılı hayatının sönmesinden ve değersizlik ile yetersizlik duygularından dolayı dış dünyaya bencil ve düşüncesiz bir görüntü veren; ancak iç dünyasında ciddi yaralar taşıyan bir kadındır. Mahalleye yeni taşınan komşuları Liv ve onun gösterişli hayatı, bu yaraları yeniden kanatırken uzun süre manipüle ettiği komşusu Anna üzerindeki otoritesini kaybettiği düşüncesine kapılmasına neden olacaktır. Kimseye hayır diyemeyen ve fedakâr bir yapı sergileyen Anna, sınırlarını koruyamamakta; buna rağmen herkesle iyi geçinmeye ne olursa olsun devam etmektedir. Liv'in kendisine gösterdiği ilgi, Margot'nun yargılayıcı tavırları ve eşi Drew'ün alkole düşkünlüğü arasında yaşamını sürdürürken geçmişe dair sırlarını hayatı pahasına
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202641 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 23:27
Bir düaliste göre iyi olan kötü ile anlamlıdır. Ancak birbirinin zıttı olan kavramlar doğa da bir anlam ifade edebilir. Değeri karşıtının varlığına bağlıdır. Birbirinden ayrı olarak gözükürler fakat hepsi aslında birliğin tezahürleridir der Vedanta felsefesi. Hepsinin özü aynıdır fakat derecedeki farklılık onları böyle gösterir. Göreli düzeyde, biz bunları ayırır ve adlandırırız. Acı vardır, şefkat vardır, Tanrı vardır. Fakat mutlak düzeyde, hepsi maya içinde dağılmıştır. Çünkü gerçek olan tektir. Verilebilecek en güzel örnek; Okyanusta, belirli güçlerin etkisi ile dalga oluşunca, oluşan o dalga yeni bir biçimdir ama o yine de okyanustur. Bu ayrılık, Maya’dır. Her şeyin özü aynı olduğu iddia edilsede, karma eylem zinciridir. Bu anlamda kişi yaptıklarından sorumlu olacaktır. Burada evrensel iyi anlayışına uygun düşecek işlerde bulunulması gerekir. Evrensel iyi de ancak arındırılmış buddhi ile ayırt edilebilir. Ayrıca inanışa göre her düşünce zihinde samskara denen bir izlenim üretir ve yapılan işlerin bileşkesi olan karma momentum oluştururken Samskara da ölüm sonrası ruha yön veren güç olur. Prana, akaşa üzerinden hareket eder ve atmana güç sağlar, ona hayat verir. Vedanta felsefesi, Tanrı’nın tacını alır ve upanishadlarda geçen söylemi ile tat tvam asi (sen o’sun) der. Atman’ın Brahman olduğunu ve kişinin tutunduğu şeylerden özgürleşmesini söyler. Çünkü ‘Sen O’sun’. Aradığın her şey sensin, Kainat sensin, Kozmik güç sensin der. Arzulayabileceğin hiç bir şey yok. Saf bilinç halinde, var oluşunun her var olmuşa dahil olduğunu göreceksin. “Özgürleştirmediğiniz şey asla büyümez”
Jnana YogaSwami Vivekananda · Dorlion Yayınları · 202419 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 72. kitabı
Bu seride dördüncü kitap #çileklipankekevi ben ilk ikisini okudum üçü atlayıp dördü aldım birbirinden bağımsız olduğu için önümüzdeki günlerde üçü alabilirim. Yazarın kaleminden okuma yapmayı seviyorum akıp gidiyor, yetişkin içeriği rahatsızlık vermiyor. Her kitapta mahalleden ikili sevgili oluyor onların birbirine zamanla çekimini okuyoruz. Bu eserde de mahalleden beş yaşlarında kız çocuğuna sahip genç annenin erken vefatıyla çocuğunun varlığından bihaber Paris'te yaşayan baba dünyaca ünlü şef aşçı Archer'in kasabaya kızının velayetini almak için taşınmasıyla kızına yatılı bakıcı seçtiği yoga öğretmeni ve paraya eve ihtiyacı olan genç kızımız İrisin birbirine çekimine şahit oluyoruz. Minik kızın tatlı halleri, İris ve Archer aşkının sürpriz sonlu bitmesi içimizi sıcacık yaptı. Tavsiye ederim. Reklam değil. @lauriegilmore_author @juno_kitap ~ "Aile sayılarla ilgili değildir. Yani sahip olduklarının sayısıyla değil, seni seven insanlara sahip olmakla ilgilidir. Seni seven birileri olduğu sürece bir ailen var demektir." ~ "İnsanlar bu yüzden mi bir partner isterlerdi? Zor bir günün sonunda bir şeyleri birlikte atlatmış olmanın yarattığı o his yüzünden mi? Bunun güzel bir his olduğunu inkar edemezdi."
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202656 okunma
Reklam
Reklam