Albaya Mektup Yok (Gabriel Garcia Marquez)
Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
YAZAR: GABRIEL GARCIA MARQUEZ YAYIN: CAN YAYINLARI ÇEVİRİ: HANDAN SARAÇ 1982 Yılı Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazarın umut, bekleyiş, yoksulluk, yalnızlık, onur temalarını işleyen uzun bir öykü kitabı. Ülkesi uğruna savaşarak hizmet vermiş yaşlı Albay, yaptığı hizmetlerin karşılığını alamamış, emekliye ayrılmış bir askerdir. Sıkıntılı, zorlu yaşlılık dönemi geçirmektedir. Özellikle ekim ayında artan bağırsak hastalığı ve yüksek ateş şikâyetleri, sağlık problemleri ile uğraşmaktadır. Karısı ise astım hastasıdır ve sürekli nöbet geçirmektedir. Oğulları yasadışı bildiri dağıtırken polis tarafından vurularak öldürülmüştür. O açlık, yoksulluk içinde oğullarını hatırası olarak beslemeye çalıştıkları, kendilerinden önce ona yiyecek olsun diye mısır buldukları horoz, aynı zamanda bir umudun sembolüdür. Horozu görmeye gelen öğrenciler, horoz dövüşü için para biriktirenler… Karısı ise oğlunun ölüm sebebi olarak horozu, horoz dövüşlerini görmektedir. Kasaba hem ekonomik hem de toplumsal olarak baskı altındadır. Sıkıyönetim ve geceleri belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı vardır. Cenazenin geçtiği yol bile sıkıyönetim kurallarına göre değiştirilebilmektedir. Albay, bu zorlu kasaba yaşamında hak ettiği emekli aylığını almayı on beş yıldır beklemektedir, her cuma günü postaneye giderek mektup yolu gözlemektedir. On dokuz yıl önce meclis yasayı çıkardığı zaman, hakkını kanıtlaması sekiz yılını almıştır. Sonra listelere alınabilmek için bir altı yıl daha harcamıştır. Kitap biter, Albay’ın beklediği mektup hâlâ gelmez… Aslında beklediği sadece maaş değildir, aynı zamanda devlet tarafından hatırlanmak ve emeğinin karşılığını görmektir. Parasal sıkıntılarının çözümü için ise horozun dövüşü kazanmasına, horozun getireceği kazançtan yüzde yirmi pay almalarına bel
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 19:36
Beyhude Ömrüm, okumadığım kitaplar arasında rafımda dururken, sipariş ettiğim kitaplar gelene kadar okumaya karar verdiğim eserlerden biriydi. Eşim, bu kitabı çok eskiden okuyan ve beğenen biri olarak benim için çok basit olduğunu dile getirmişti. Fakat bir kitabın insana neler katabileceğini, o kitabın içerisine girmeden keşfedemiyorsunuz. Bu aralar birçok şeyin boş olduğunu, zamanın çok hızlı aktığını, pek çok şeyi elimde tutamadığımı ve zamanın bana yetmediğini düşündüğüm bir dönemdeydim; sadece kitabın ismi bile bana onunla bir bağ kurabileceğim hissini vermişti. Öyle de oldu! Anlatılan, bir hayat hikayesi... Basit ve çok sade. Kitap, bir köy yerini ve bu köyde hayatın nasıl geçtiğini aktarıyor. İlk basım yılı 1982. Doğal olarak okurken 1960-1980 arası dönem hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bu dönemlerde yaşamadım ama o dönemleri bizzat tecrübe edenlerin arasında bulundum. Uzunca bir süre köy hayatım olduğu için de oradaki karakterin anlattığı hikayenin bazı yerlerine kâh dedemi ekledim, kâh babamı ve abilerimi... Ben o hayatın içerisinden geçmedim belki ama o hayatın içerisinden gelenlerin birçok hikayesini dinledim. Kitap, hikayesini o kadar gerçek anlatıyor ki okurken çocukluğuma gidiyor, sanki her şey bana tanıdık geliyordu. Bizim için küçük olan bir hayal köyde kurulunca, o kişi için ne kadar büyük olduğunu anlıyor; karakterin kurduğu bu hayal uğruna ne kadar mücadele ettiğini, karşısına çıkan engellere hangi duygularla baktığını tüm benliğinizde hissediyorsunuz. Karakterler çok gerçekçi ve samimi işlenmiş. Her köyde olduğu gibi lakaplar ön planda: Çavuş'un Oğlu, Muhtar Halil, Deli Derviş, Çerçi Cemil, Tahsildar Atıf ve diğerleri... Mekan konusunda da, her konuda olduğu gibi, oldukça sade kalınmış: Yurtpınar Köyü, Islak Kaya, Kasaba ve Adliyesi, bir
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 200210,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 03:40
Yazar hakkında biraz bilgi sahibi olmaya çalışırken aşağıdaki röportaja denk geldim. Tüm Marquez eserlerini okuduğundan bahsediyor. Marquez'i okuduysa Juan Rulfo'nun Pedro Paramo'sunu da okumuştur dedim Chanda Devi'nin hayaletlerle muhabbetini görünce :) Oradan bir alıntıyla başlamak isterim. "Tüm Marquez ve Necip Mahfuz’un eserleri bana en çok ilham veren kitaplardan. Ayrıca Miyazaki’nin animasyonları da yine ruhumun derinliklerini bir hayli etkilemiştir. Bunun yanı sıra, Anadolu Ateşi’nin bir parçası olarak Türkiye’de geçirdiğim zaman da beni etkiledi. Danslardan ve müzikten akan ritimlerin yanı sıra Orhan Kemal’i, Yaşar Kemal’i ve Türkiye dışında da tanınan Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ı keşfettim." Chanda Devi, Girija Prasad, Mary, Plato,Thapa, Bebo, Apo hepsi de artık unutmayacağım roman karakterleri arasına girdi. Bilimin mistizimle birlikte ne de güzel yol alacabileceğini, birinden biri olmazsa bir şeyleri anlamakta zorlanacağımızı düşündüm. Girija'nın kitabın bir yerlerinde dile getirdiği gibi; fizik ve metafizik istesek de istemesek de birbirini tamamlıyor işte. "Hasret Koordinatları" 1982 doğumlu Hintli yazar SHUBHANGI SWARUP'ın ilk kitabıymış. Çok ama çok katmanlı, jeoloji, biyoloji, soyut somut bir çok kavramı içinde barından harika bir okuma yaptığımı düşünüyorum. Hindistan coğrafyasını, içindeki söylencelerle ve mistik hikayelerle bir defa daha tanıma fırsatım oldu. Eserde kronolojik bir zaman sunmuyor bize yazar. 1950'li yıllardan 2000'li yıllara kadar git gellerle, coğrafi oluşumlarla zaman içinde bir ileri bir geri uzanmamızı sağlıyor. Tabi bu arada bazı siyasi olaylarla hangi dönemde olduğunuzu farketme şansı da veriyor. Swarup, eserini ADALAR, FAY HATTI, VADİ, KAR ÇÖLÜ isimli dört başlık altında toplamış. Hint Okyanusu' nda Bengal Körfezi' nin
Edebiyat
Hasret KoordinatlarıShubhangi Swarup · April Yayıncılık · 202592 okunma
10/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yılmaz Özakpınar / Kültür ve Medeniyet Üzerine Denemeler. Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar, 1934 yılında Sinop Boyabat’ta doğmuştur. 1957’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden, 1960’ta Cambridge Üniversitesi Biyololoji Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi Tecrübi Psikoloji kürsüsünde 1964’te doktorasını vermiş ve 1978 yılında profesör olmuştur. Alexander von Humbolt bursu ile 1972-1974 yılları arasında Köln Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Enstitüsü’nde , aynı bursla 1978’de Bern Üniversitesi Pedagojik Psikoloji Bölümü’nde ve Fulbright bursu ile 1980-1981 yılları arasında Oregon Üniversitesi Bilişsel Psikoloji Labaratuvarı’nda araştırmalar yapmıştır. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekanı olarak 1982-1988 yılları arasında görev yapmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra çeşitli özel üniversitelerde çalışmalarını sürdürmüştür. 2022 yılında vefat etmiştir. Türkiye'de sosyal psikoloji ve deneysel psikoloji alanlarının öncü ismi, akademisyen, sosyolog ve eğitimci kimliğiyle öne çıkan Mümtaz Turhan'ın üç asistanından birisi olan yazar, ülkemizde kültür ve medeniyet alanında fikir ileri sürecek yolbaşçılarındandır. Kültür ve medeniyete dair değişik gazete ve dergilerde yayımlandığı, 20 makaleyi bir kitap halinde toplamıştır. Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör başta olmak üzere alanda saygın yeri olan bilim adamlarının fikirleriyle yoğurduğu düşünceleri yol göstericidir. Eser, kültür, medeniyet, milliyetçilik İslamiyet, Türk İslam Milliyetçiliği için konuya meraklı olanlar ve alanda ilmi çalışma yapanlar için kaynak eserdir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurıdur.
Kültür ve Medeniyet Üzerine DenemelerYılmaz Özakpınar · Ötüken Neşriyat · 20149 okunma
“LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLME SÜRECİ
10/10
·145 syf.·
2024 31. kitabı
POLAT ONAT’IN “LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLMESİ SÜRECİNDE DİNAMİK EŞDEĞERLİĞİN ARAŞTIRILMASI PELİN TIK Mardin Artuklu Üniversitesi Polat Onat'ın "Lanetli Kasabadan Kaçış" adlı eseri, yazarın karanlık ve gizemli atmosferi ustalıkla kullandığı bir roman çalışmasıdır. Bu eser, modern Türk edebiyatında kendine özgü bir yeri olan yazarın bibliyografyasının önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Roman, bireyin iç dünyası ve dış dünyanın zorluklarıyla mücadelesini, fantastik ve gerilim öğeleriyle harmanlayarak anlatır. Eser ayrıca gizemli bir kasabada gerçekleşen olayları ve bu kasabadan kaçışı anlatır. Kasabanın lanetli olduğu söylentileri, sakinlerinin gizemli davranışları ve kaybolmaları romanın temelini oluşturan unsurlardır. Yazar, okuyucuyu kasabanın sırlarını çözmek için bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda insan psikolojisine dair derin gözlemler de sunar. Karakterlerin iç dünyaları, yaşadıkları çatışmalar ve korkularıyla yüzleşmeleri romanın dikkat çeken yönleri arasındadır. Polat Onat edebiyata şiirle giriş yapmış ve daha sonra çeşitli türlerde eserler vermeye devam etmiştir. "Lanetli Kasabadan Kaçış" yazarın roman alanındaki ustalığını gösteren eserlerden biridir. Bu yazımda Polat Onat'ın hayatından ve Lanetli Kasabadan Kaçış adlı romanının içeriğinden bahsettim. Lanetli Kasabadan Kaçış romanını çevirirken neden Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ni seçtiğimi örneklerle açıkladım. 1. YAZARIN HAYATI Polat Onat, 21 Ekim 1979'da İstanbul'da doğdu ve babasının işi nedeniyle çocukluğunu bu şehirde geçirdi. Ancak asıl kökeni Bursa'dır. İlkokula Bursa'da başladı, eğitimine Gümüşhane'de devam etti ve 1990 yılında Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesindeki Atatürk İlkokulu'ndan mezun oldu. Ortaokulu da 1993 yılında Şarkikaraağaç'ta bitirdi. Lise
Escape From The Cursed TownPolat Onat · Mergen Yayınları · 20244 okunma
Bir Ders Odasında Tanpınar
8/10
·216 syf.··
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 12:17
“Saatleri Ayarlama Enstitüsü”, bana her okuduğumda başka bir yerinden seslenen nadir romanlardan biridir. 1954’te Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildikten sonra, Tanpınar’ın ölümünden bir yıl önce (1961) Remzi Kitabevi tarafından kitaplaştırılan roman, Abdullah Uçman’ın deyişiyle “… yazarın mazi ile sıkı bir hesaplaşmaya girdiği, özellikle Cumhuriyet’ten sonraki yıllarda bizzat devlet eliyle kurulan, esas itibariyle geçmiş ile yaşanan zaman arasında bocalayan, ayaklarını basacak sağlam bir zemin bulamayan birtakım insanların trajikomik hallerini anlatır.” Bu anlamda roman, Türk edebiyatının en güzel ironik romanlarından biri kabul edilir. Kitabı hem fakülte yıllarımda hem de 2020’lerin başında iki defa okudum. Çoğu kişinin aksine benim gözde Tanpınar romanım “Huzur” değil, “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”dür. Tanpınar romanda bürokrasiyi, işe yaramayan ve kadro ihsası için açılan kurumları, yaşadığı zamanı yakalayamayan toplum tiplerini, Doğu-Batı arasında sıkışmış insanları ve sahtekârlığın neredeyse millî bir kimlik hâline gelişini ince bir alayla anlatır. Estet tavrından hiç ödün vermeden, sapasağlam bir roman mimarisi ve hayran olunacak bir üslupla üstelik. Prof. Dr. Mehmet Kaplan, 1940-1962 yılları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar’la birlikte çalışan, onun çok yakınındaki bir edebiyat profesörü. Tanpınar’ın öğrencisi aynı zamanda. 1962’de vefat eden Tanpınar’ın eserlerinin 70’li yıllardan sonra yeniden baskı yüzü görmesini sağlayan, hatta hayattayken yazdığı son yazı da Tanpınar’la ilgili olan Mehmet Kaplan’la yine fakülte yıllarında tanışmıştım. Hocanın gerek “Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar” serisi, gerek “Şiir Tahlilleri” ciltlerini öğrencilik yıllarında ve sonrasında satır satır okudum. Onun Tanpınar’la ilgili yazdığı “Yavaş Yavaş Aydınlanan Tanpınar”
Edebiyat
Saatleri Ayarlama Enstitüsü Üzerine 20 DersAbdullah Uçman · Dergâh Yayınları · 202512 okunma