Bir Yolcu

~Sebeb Ey~
Puan vermedi·208 syf.·
2020 57. kitabı
Ey bu köhne dünyanın güzel, çelikten çarklarını birbirine bağlayan dirayetli insan! Ey yedi güzel adamdan seçemediğim! Ey 'Erdem'li, şahsiyetli insan! Sen ki Hakikatin güzelliklerini, acı ve gerçek olan ölümün barizliğini şu ağaçtan yontulmuş sayfalara, tükenmeyen kalemine tıpkı alnındaki çizgiler ve saçlarındaki aklar gibi nakşettirmişsin, öldükten sonraki yaşamın ve hakikatin güzelliğini ayan ve beyan etmişsin. Ne de güzel şu dizelere teyit ettirmiş oldun görünüşte asabi, korkunç, caydırıcı ama; hakiki Müslüman ve Mü'min olan kullarına yumuşak, uysal ve pamuksu ölümü... Bizlerin pörsümüş, canavar yüreklerimize en güzel ir şekilde finanse ve lanse ettirmişsin. Allah Rahmeti ile rızıklandırsın seni ey ve en güzel yürekli insan...! Şöyle demişsin dizelerinde: "Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm." Fenafillah Makamı, 'ölmeden önce ölmek' buna denilir kanaatimce. Rabbim bizleri ölmeden önce ölen takvalı kullarından eylesin. Mütevazı, alçakgönüllü, haysiyetli, dirayetli, feraseti, basiretli, sabırlı, ihlaslı, hikmetli... Devamlı ölümü hatırlayan tevekkül ve tefekkür abidesi olan, hakir değil fakir kullarından eylesin. Kitap; insanı, doğayı, teknolojinin getirdiklerinden çok götürdüklerini, aşkı, insanın ölümünü anlatan derin döngü ve devinimlerden oluşmaktadır. Yazar çok içten, ince, naif, bazı yerlerde çok sert ve dokundurucu(tariz) bir tarzda kaleme almış kitabı. Bazı dizelere gerçekten bir kitap okumuş ve güzelliği hayatına aktarmış gibi bir hisse kapılır insan. Bazı dizeler ve sözler insanın dönüm noktası ve kırılma noktası hükmünde geçti. Etkileyici, akıcı, derin yoğunluklu, tutkulu bir şiir kitabı oldu. Okuyanlara da öyle geleceğini düşünüyorum. Çünkü özellikle çoğu insanlara isyan gibi gelen bazı sözleri, nidaları,
Şiir
ŞiirlerErdem Bayazıt · İz Yayıncılık · 20216,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
~Güvercin Gerdanlığı~
Puan vermedi·320 syf.·
2020 56. kitabı
Öncelikle İbn Hazm El Endülüsi ile hemhâl olmanın, şu nadide kitabı ila hasbihal etmenin ve onunla kalb-i hâl ve dil-i hâl olarak bana yakın hissettirdiği güzellikleri için kendilerine sonsuz iyi dileklerimi iletmek isterim. Aramızda yaklaşık on küsür asır yaşanıla ve olagelmesine rağmen ona karşı hissettiğim yakınlık, kimbilir kendisine atfedilen ve bizzat fiiliyatına yansıttığı 'Vefâ'dan, verdiği samimi güzellikten olsa gerek. Çünkü vefa denildi mi akla gelenlerdendir İbn Hazm. Bizzatihi vefanın billur pınarlarından kendisine paye çıkaran ender şahsiyetlerden biridir desem yeridir. Kitap, yaşanılan olaylardan alınmış örnekleri bünyesinde barındırıyor. Kitabın adı hakikaten deyim yerindeyse kendisine atfedilmiş. "Güvercin Gerdanlığı" bizlere verilecek öğüt, örnek, hikayeler... Ki onlardan, yaşanılanlardan ibret alarak hayatımıza akış verecek olan kendi yaşantılarımıza misyon, vizyon ve referans alabileceğimiz ritüelleri gözlerimizin önünde sermede ve idrakimize fehm ettirmektedir. Ve bu anlatılan öğüt verici içeriklerin, konu-tema ekseninde bünyelerimize alarak bizlere adeta güvercinlerin boyunlarını çepeçevre saran o güzel renk cümbüşü gibi boyunlarımızın borcu hükmünde, kulağımıza küpe olarak alacağımız güzellikler anlatılmaktadır. Kitabın aslî derinliği ve teması, Aşkı anlatmaktır, aşkı yanlış anlayanların aşk ile ve aşka dair nasiplerinin olmayışını anlatmaktır. Yazar İsmet Özel'in tabiri ile : "Aşkın aşkla bakıştırıldığı sahrayı" anlatmaktır... Ve daha ötesi aşkın müşahhas tanımını ve terimini anlatmaktadır. Bende öyle bir etki uyandırdı. Çünkü yazar bir yerde şöyle diyordu: "Aşk'ın insana verdiği en erdemli şey, iffettir. Aşk, insanı günahtan ve ahlaksızlıktan korur. Yaratıcının sonsuz âlemde insana verdiği nimetlere kayıtsız kalmamayı öğretir." İlahi
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · Kapı Yayınları · 20183,730 okunma
~Hamza~
Puan vermedi·224 syf.·
2020 48. kitabı
Yaptığımız tüm necis filleri, hal ve hareketleri adeta tokat gibi suratımıza çekinmeden çaktın be Hamza. Sen gerekeni yap, hatta yaptın ama biz zaten senden ziyade kendimizden Bi haber olarak düştüğümüz, sarhoş ve etkisinden sersem olduğumuz bu geflet çukurunun sonu görünmeyen binbir türlü debdebelerine doğru yuvarlandık hep... Lakin farkedebildik, geç olsa da... Allah, bu gaflet uykusunun derinliğinin içerisinden çıkıp, uyanıp, dirilip yaşamayı da nasip edecektir inşaAllah. Yüzlerimizin kokuşmuş astarları öyle güzel bir şekilde ortaya çıkarılmış ki birer leş gibi kokan çirkin vücutlarımızdan o temiz, saf, ve berrak ruhlarımız ayıklayıp eleklenirken; bir yara,kırık, dökük, kanama ya da hasara dahi uğramış bir yer gözükmüyor hakikati gözler önüne sermede. Afedersiniz. 'Kalplerimizin Gözlerinden' bahsediyoruz bu arada. Hatırlatmakta yarar vardır. Yani kitap bu konuları o derece ince eleyip sık dokumuş ki bununla yetinmeyip bizlere birer ders niteliğinde anlatılanları iğneleyici bir şekilde dile getirip, iğneyi ve çuvaldızı vücudumuza batırmak yerine, birer nakış olarak işlemiş adeta benliğimize. Ama değil vücuda, iliklerimize bile o iğneler batsa müstehaktır bizle! Çünkü çok nankörüz insanlık olarak.. Hayyam demiyor mu: "Celladına aşık olmuşsa bir millet, İster ezan dinlet ister çan dinlet İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet Müstehaktır ona her türlü zillet" - Memet bu biraz ağır olmadı mı? duyacak millet var. Kantarda çok hafif kalır bize.... Tam da nankörlük, körü körüne nankörlük teşkil etmiyor muyuz! Kusura bakmasın kimse. Deyim mi, Vezice mi, Söz mü her ne ise yerinde ise tam da "Nankörlük Abidesi" olarak tanımlıyorum çoğumuzu hata ve eksikliklerimiz ile.... Neyse. -Ne yaptın oğlum Memet! Gittikçe Hamza'laşıyorsun. -Ya ne yapmamı bekliyorsun ey Müslüman! Yoksa beni
Din
HamzaÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 20213,246 okunma
~Başkaları İçin Ağlayabilmek~
Puan vermedi·320 syf.·
2020 44. kitabı
Bazen yoldan geçerken bir yetim çocuğun, oturmuş çaresiz bir ihtiyarın, bir söğüt dalının gölgesine tüneyip merhamet dileyen kanadı kırık, yaralı bir serçenin nesnelerinden ziyade silüetlerini dahi görüp onlara yetişememek, yaralarına sargı saramamanın mahrumiyeti, içimde kendime dair öyle nefretler oluşturuyor ki kendimi depremlerin kırıp, döküp enkaz yığını altında kalan insanların çaresizliğinin verdiği ezikliği hissettiriyor bana. Çünkü gamdan dağları omuzlarında taşıma maksadıyla bu yola dair baş koymaktayım. Mehmet Akif'in deyimi ne kadar da kayda değer ve yerinde imiş: "Kanayan bir yara görse yüreğim, onu dindirmek için tekme yerim çifte yerim." Ama biz, ya biz! Nerde bir kanayan yara görsek ya ona bir çifte bir de biz atıyoruz, ardından yetinmeyip çifte telli oynuyoruz. Hani acılar, yaralar bizleri olgunlarştırıyordu. İsar kavramı ne kadar da güzel değinmiş:" Kendileri son derece muhtaç oldukları halde, başkaları için yardımda bulunma gereği duyuyorlar ve bunu seve seve çekinmeden yapıyorlardı." Başkalarını kendilerine tercih ederler idi. Şunun şurasında bu erdemli davranışı sergileyebilecek kaç kişi kaldı! Düşünebiliyor musunuz? Bırakın başkalarını o kadar benciliz ki kendimiz için bile ağlayamıyoruz. Gözyaşlarımızı bile timsaha çalmadık mi biz! Yine umitvarız... İnşallah başkaları için de bir yerlerde hep beraber mücadele eden insanlar görecek günlere şahit olur gezegenimiz. Başkalarının yaralarına tuz serpenlere inat sargı olmanız dileğiyle...... Okunmaya değer bir kitap kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim efendim...
Din
Başkaları İçin AğlayabilmekHalil Altuntaş · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 201181 okunma
~İnsan Ne ile Yaşar~
Puan vermedi·152 syf.·
2020 40. kitabı
Ahh! İnsan denen mahlukat kendi arzularının kollarına prangalı bir esir olarak bırakılırsa neler ile yaşamak istemez ki? Yahut kendi arzularına sed çeken engelleri yaşatmak ister mi? İnsan, anlaşılması çok güç komplikasyonlar yığını, uçsuz bucaksız bir derya, dibi gözükmeyen kör bir uçurum... Bazen sütliman bir kıyı, eşsiz bir manzara, bir doğa, fevkalade bir portre... Netice olarak; İnsan her şeye dair yaşar. Kaybettiklerine, kazandıklarına, mutluluklarına, neş'elerine, keder ve gamlarına dair... Kimisi, zamanı belli bir diyazyn içinde kategorilendirerek yaşar, kimisi zamanın hegamonyasında bocalayarak yaşar. Ölmek üzere yaşar insanlar.. Ölüp ölüp tekrar tekrar dirilmek ve akabinde hiç ölmemek üzre yaşayacaklar... İnsan, ancak insan olma merhalesine yaklaştıkça yaşayabilir.
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy · Nilüfer Yayınları · 2019234,5bin okunma