Ey bu köhne dünyanın güzel, çelikten çarklarını birbirine bağlayan dirayetli insan!
Ey yedi güzel adamdan seçemediğim! Ey 'Erdem'li, şahsiyetli insan! Sen ki Hakikatin güzelliklerini, acı ve gerçek olan ölümün barizliğini şu ağaçtan yontulmuş sayfalara, tükenmeyen kalemine tıpkı alnındaki çizgiler ve saçlarındaki aklar gibi nakşettirmişsin, öldükten sonraki yaşamın ve hakikatin güzelliğini ayan ve beyan etmişsin. Ne de güzel şu dizelere teyit ettirmiş oldun görünüşte asabi, korkunç, caydırıcı ama; hakiki Müslüman ve Mü'min olan kullarına yumuşak, uysal ve pamuksu ölümü... Bizlerin pörsümüş, canavar yüreklerimize en güzel ir şekilde finanse ve lanse ettirmişsin. Allah Rahmeti ile rızıklandırsın seni ey ve en güzel yürekli insan...! Şöyle demişsin dizelerinde: "Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm."
Fenafillah Makamı, 'ölmeden önce ölmek' buna denilir kanaatimce. Rabbim bizleri ölmeden önce ölen takvalı kullarından eylesin. Mütevazı, alçakgönüllü, haysiyetli, dirayetli, feraseti, basiretli, sabırlı, ihlaslı, hikmetli... Devamlı ölümü hatırlayan tevekkül ve tefekkür abidesi olan, hakir değil fakir kullarından eylesin. Kitap; insanı, doğayı, teknolojinin getirdiklerinden çok götürdüklerini, aşkı, insanın ölümünü anlatan derin döngü ve devinimlerden oluşmaktadır. Yazar çok içten, ince, naif, bazı yerlerde çok sert ve dokundurucu(tariz) bir tarzda kaleme almış kitabı. Bazı dizelere gerçekten bir kitap okumuş ve güzelliği hayatına aktarmış gibi bir hisse kapılır insan. Bazı dizeler ve sözler insanın dönüm noktası ve kırılma noktası hükmünde geçti. Etkileyici, akıcı, derin yoğunluklu, tutkulu bir şiir kitabı oldu. Okuyanlara da öyle geleceğini düşünüyorum. Çünkü özellikle çoğu insanlara isyan gibi gelen bazı sözleri, nidaları,