8/10
·272 syf.··
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:01
Hannah Gold’un Son Ayı kitabıyla başlayan hikâyesi, Ayı Dönüyor ile kaldığı yerden devam ediyor. İlk kitapta April ve Ayı’nın dostluğuna tanık olmuş, onların ayrılığıyla duygulanmıştık. Bu kitapta ise April, Ayı’nın tehlikede olduğunu öğrenince onu bulmak için bir kez daha zorlu bir yolculuğa çıkıyor. Ayı Dönüyor, serinin ilk kitabındaki duygu yoğunluğunu ve doğa sevgisini korurken macera dozunu da artırıyor. İnsan ile doğa arasındaki ilişkiyi, iklim krizinin etkilerini ve sevgi uğruna verilen mücadeleyi etkileyici bir şekilde anlatıyor. Özellikle April ile Ayı arasındaki bağ, kitabın en güçlü yönlerinden biri. Hannah Gold’un sade ve akıcı anlatımı ile çık hızlı okunuyor.İlk kitabı sevenlerin mutlaka okuması gereken, umut dolu ve dokunaklı bir devam romanı. Son Ayı’yı okumadan başlanmasını tavsiye etmem. Çünkü Ayı Dönüyor, ilk kitabın doğrudan devamı ve karakterlerin yaşadıkları olaylar bu kitapta önemli bir yer tutuyor.
Ayı DönüyorHannah Gold · Timaş Genç · 2023346 okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:27
“Kendine gel Türk, kendine gel Türk!” Olay batılı eğitim görmüş ama kimliğinin farkında olan aydın, şuurlu bilinçli bir Tatar Türk kızının ve ticaretle uğraşan ağabeyinin bir Osmanlı Türkü esir subay Mehmet Tolun Bey ile tanışması üzerine atılan fikri ve milli bir yolculuğun niyetiyle başlar. Bu sürece Bilal adını verdikleri Kont Zichy Bela adlı Türklüğünün bilincinde olan Macar Türkü bir subay da eşlik eder. Ve binbir plan, düzen ve nizam içerisinde hazırlandıkları fikri yolculuğa konulurlar. Bu yolculuk onların atalarına, milletlerine karşı bir vazifedir. Bu vazifenin geç teşekkül etmesine karşı hayıflanma ve kızgınlık, mahcubiyet ve kıskançlık vardır. Hayıflanma, kızgınlık, mahcubiyet atlarına karşıdır. Kıskançlık ise atalarının onlara bıraktığı ölümsüzlük anıtını bir Türk değil de Türk olmayanlar tarafından bulunması, incelenmesi ve işlenmesidir. Bu işlenmeye hiç güven duymamaktadırlar. Düşmanın onlara ölümsüzlüklerine dair panzehiri elleriyle sunacaklarını düşünmemektedirler. Dönemin şartları Türkler için ölüm kalım mücadelesinin verildiği elzem bir dönemdir. Cihan devletleri cihanşümul Türkleri tarihte hiç var olmamış gibi kazımak isterken köklerinin derinliğine kanıt Orhun Yazıtlarını onların lehinde çözümleyecek değillerdi. Bu, dört genç kimlik arayışlarında bu yazıtlarla hemhal olmanın heyecanına kapılarak çoşkuya gelseler de hem fikri bir Turan seyahati yapmamış Türklere kızarken hem Türklüğün ölümsüzlük anıtlarını ortaya çıkaracakları ve cihanın önüne serecekleri için kıvanç ve gurur duygularıyla bürünüyorlardı. Özellikle Mehmet Tolun Bey, bu yaptığının kendi milleti için bir ilk olduğunu ve milletinin gençlerine kapı aralayacağına umut ediyor, böylelikle bilim yolunun önünde uyuşukluğun kalkacağına dair heyecan duyuyordu. Tüm hikayeyi de onun yazmış
Gönül HanımAhmet Hikmet Müftüoğlu · Kapra Yayıncılık · 20212,004 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·148 syf.··
2026 20. kitabı
Doğu’nun mistik öğretileriyle Batı’nın bireycilik felsefesinin ustaca sentezlendiği , sade ama derin anlamlar taşıyan ve şiirsel bir meditasyonla okuyucuyu içsel yolculuğa çıkaran Siddhartha romanıyla vedalaşma zamanı … İnsan kendine içine dönerek evrenle bir bütün olabilir mi? Gerçek bilgelik öğretilerden değil de yaşamın deneyimlenmesinden mi doğar ? Ne kadar şanslı bir evde dahi doğsan kaderin seni zorlar mı ? Sorular sorular aslında herşeyin cevabı sorduğun sorularla başlar değil mi ? Siddhartha genç ,akıllı ,disiplinli , erdemli bir Brahman oğludur herkes tarafından sevilen yolu belli bir Brahman .. Ancak O herkesin tekrarladığı inançları arınmaları görür yaşar ama yanlış giden birşeyler vardır . Bu durum birçoklarının yaşadığı ruhsal temizliğin arınmaların doğru görünse dahi Siddhartha için kalp ikna olmaz . Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar der Tolstoy “Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.“ Kahramnımızda yolculuğu tercih ederek hikayesini böylelikle başlatır . Sevgiden çok saygıyla harmanlanmış olan Siddhartha babasının annesin ve dostu Govinda’nın sevgisine rağmen hoşnutsuzdu ve açlığını gideremiyordu . Siddhartha testisinin bir türlü dolmadığını ruhunu dinginliğe kavuşturmak istiyordu . Önce Samanalara katıldı , onun inkar ve çilekeş dönemide denilebilir aslında bedenini terbiye ettiği nefesini bile idareli kullanmayı öğrendiği bir dönem . O kadar etkilenmiştim ki bundan insan nefesini tutumlu nasıl kullanır? Aşırı çilecilikte bir benlik yanılgısı değilmiydi aslında ya da Siddhartha zaten iyi şartlarda doğduğu için bu şekildeki öğretilerle yeni tanışıyor belki böyle yaparsa daha mı huzurlu olacaktı buda elbet olabilir . Ne de olsa Siddhartha için gerçek bilgelik kelimelerle anlatılmaz o yaşanır. Ne kadar Samanaların yanında
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor @kdysosyal yayınlarından çıkan Sevda Poyraz'ın kaleme aldığı #sonaldanış, insanın hayatındaki en büyük yolculuğun aslında kendi içine yaptığı yolculuk olduğunun resmidir. Geçmiş ne kadar geride bırakılmış gibi görünse de insanın kimliğini şekillendirmeye devam eder. Gerçek özgürlük ise geçmişten kaçmakta değil, onu kabul edip anlamlandırabilmektedir. 2000' li yılların Anadolu'sundan çıktığı şehirlerarası otobüs yolculuğuyla başlayan beklenmedik bir şekilde 1890'ların İstanbul'unda buluyor kendini okur. Galata, Beyoğlu, Kadıköy ve Üsküdar'ın tarih kokan sokaklarında dolaşırken yalnızca farklı bir dönemi değil, kendi yaşamının gizli kalmış parçalarını da keşfettiriyor. Bu yolculukta, ruhsal bir arayış, zamanın ve mekânın sınırlarını aşarak insanın kendi geçmişine, köklerine ve iç dünyasına da yol aldırıyor. Tarihî atmosferi, psikolojik derinliği ve duygusal anlatımıyla Son Aldanış; geçmiş ve bugün arasında köprü kuran, okuru hem İstanbul'un eski sokaklarında hem de insan ruhunun karmaşık koridorlarında gezdiren etkileyici bir roman olma özelliğine sahip. Özellikle tarihî kurgu, psikolojik çözümlemeler ve içsel yolculuk hikâyelerini seven okurlar için düşündürücü ve sürükleyici bir eser niteliğinde. Aşk, aidiyet, yalnızlık, özlem ve kimlik arayışı hikâyenin her bölümünde hissediliyor. Karakterler yalnızca dış dünyadan değil, kendi içlerinde de uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu nedenle eser, olay romanından çok karakterlerin ruhsal değişimlerine ve iç hesaplaşmalarına odaklanmış. Geçmişle yüzleşme, aidiyet duygusu ve içsel yolculuk temalarını sevenlerin beğeniyle okuyabileceği bir kitap. Kitapla ve sağlıkla kalın #okudumbitti #haziranayıokuduklarım
Son AldanışSevda Poyraz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202417 okunma
Yormayan bir felsefe kitabı arayanlara kesinlikle öneriyorum.
10/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:58
Selam kitap dostlarım, Bugün çok güzel bir kitapla geldim. Bugün sizlere okurken sık sık durup düşündüğüm, altını çizdiğim ve bazı sayfalarını kapattıktan sonra bile zihnimde taşımaya devam ettiğim bir kitapla geldim: Sessizliğin Eşiğinde. Kitaba öncelikle balkonda okumaya başladım. Bu kitap insanı kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Sessizliğin Eşiğinde benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Yazar, hayatın en tanıdık ama en az üzerinde durduğumuz eşiklerine davet ediyor bizi. Sevmek, sahip olmak, dostluk, özgürlük, ölüm, affetmek, merhamet, umut etmek... Hepimizin hayatında yer eden ama çoğu zaman cevabını bulamadığımız soruların peşine düşüyor. Bu kitap bir öğreti kitabı değil. Size ne yapmanız gerektiğini söylemiyor. Tam aksine, sorular soruyor ve o sorularla baş başa kalmanıza izin veriyor. Belki de en kıymetli yanı bu. Sayfalar arasında dolaşırken bir yanda Platon'u, Spinoza'yı, Nietzsche'yi, Sartre'ı; diğer yanda Yunus Emre'yi, Mevlânâ'yı, Gazâlî'yi ve daha nice düşünürü aynı sohbetin içinde buluyorsunuz. Doğu ile Batı'nın, geçmiş ile bugünün, akıl ile kalbin buluştuğu bir düşünce yolculuğu çıkıyor ortaya. En çok hoşuma giden şeylerden biri de çok zor anlaşılan ve karmaşık bir kitaba benzemiyor oluşu. Aksine günlük hayatın tam içinden örneklerle, hikâyelerle ve güçlü tespitlerle desteklenmiş. Özellikle modern insanın hızla tüketen yaşamını, yalnızlığını, teknolojiyle kurduğu ilişkiyi ve durup düşünmekten nasıl kaçtığını anlatan bölümler beni oldukça etkiledi. Her bölümden sonra durup düşünmek, bazı satırları tekrar okumak istiyorsunuz. Çünkü yazar sadece bilgi aktarmıyor; insanın kendi hayatına dönüp bakmasını sağlıyor. Kitabı balkonda bitirdiğimde elimde cevaplardan çok sorular vardı. Ama garip bir şekilde içimde de bir hafiflik
Sessizliğin Eşiğinde Felsefi DenemelerSerkan Ağar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
Puan vermedi·146 syf.··
2026 124. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitapla geldim. @alkakpnr ’ın kaleminden çıkan “Ben Sandığım Sen”, modern dünyanın tam ortasında durup “Ben bu işin neresindeyim?” sorusunu sorma cesareti gösteren herkes için adeta bir iç döküş ve derin bir aynalama niteliği taşıyor. Kitap, “Diplomamda mimar yazıyordu. Ama hayatımda hiçbir şey inşa etmemiştim.” diyen bir anlatıcının kırılma anıyla başlıyor. Teknik çizimlerin, onayların, e-posta zincirlerinin ve başkalarına ait projelerin gölgesinde geçen bir ömrün, kendi içsel yıkımını fark etmesiyle yön değiştiren bu hikaye, aslında hepimizin modern zamanlardaki o büyük sıkışmışlığının berrak bir özeti gibi karşımıza çıkıyor. Yazarın bir mimar olması eserin dokusuna öyle zarif bir şekilde işlenmiş ki, okuyucu sayfaları çevirdikçe sadece dış dünyadaki yapıların değil, bir insanın kendi ruhunu adadım adım nasıl inşa ettiğini veya onardığını izliyor. Sıradan bir kurgu ya da bildiğimiz anlamda bir arayış hikayesi olmanın çok ötesine geçerek, hakikate doğru bizzat insanın kendine düştüğü samimi bir yolculuğa dönüşüyor. Anlatıcı geçmişte cevaplar ararken, yol aldıkça anlam arayışının daha zorlu, sabır ve merhamet isteyen patikalarına sapıyor; hatta bazen en büyük erdemin susmak olduğunu keşfediyor. Gelenekle modernlik arasında sıkışmış bu zihne yol boyunca Sokrates’ten İbn Arabi’ye, Gazali’den Mevlânâ’ya uzanan kadim köprüler, zamansız birer dost gibi eşlik ediyor. Bu karşılaşmalar metne hem entelektüel bir derinlik katıyor hem de ruhu teskin eden sakin bir denge getiriyor. Kitap boyunca süren bu yoğun ve derin sorgulamalar, okuyucunun karşısında bir yazar değil, doğrudan kendi iç sesi konuşuyormuş hissi oluşturuyor. Yönünü kaybetmemenin, kendini büyük zanneden ama aslında hala öğrenmeye çalışan küçük bir çocuk olduğunu kabul etmenin
Ben Sandığım SenAlkan Akpınar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20263 okunma