M.

6/10
·232 syf.·
2026 30. kitabı
Öncelikle şunu söylemeliyim ki herkesin ölüp bittiği kadar etkileyici bulmadım bu kitabı. Son 30 sayfaya kadar durağan ilerleyen, hatta ilerlemeyen bir olay örgüsü var. Sürekli aynı olay çerçevesinde dönüp dolaşıp aynı noktaya geliniyor. Herkes yıllardır olması muhtemel bir savaşı artık tek beklentileri buymuş gibi bekliyor. En ufak bir hareket bir umut oluyor ancak yine başlanan noktaya dönülüyor. Herkesten izole bir hayat yaşanan Bastiani Kalesi'nde hayat tam olarak yukarıda bahsettiğim gibi geçip gidiyor. Karakterimiz Drogo yalnızlığı ile dikkat çekiyor roman boyunca. Koca dünyada kendine yer bulamamış da bu kale onun sığındığı bir yer olmuş gibi. Sığındığı diyorum ama aslında oraya da ait gibi değil. Zaten gidecek bir yeri, bekleyen bir çevresi olmayan birinin mecburiyeti gibi hissettirdi bana. Zamanla artık hayattan tek beklentisi, Tatar'ların bir an önce saldırması oluyor. Koca bir ömür bu umuda tutunarak gelip geçiyor adeta. Oradan gitmek, şehirde yeni bir göreve başlamak uzak bir hayal olarak kalıyor. Orada onu bağlayan, orada olması gerektiren bir sebep var gibi hissediyor. Roman ilerledikçe genç bir asker olarak geldiği kalede artık yaşlı bir adam olarak varlığını sürdürmektedir. Peki hep o beklediği savaş gerçekleşti mi? Saldırı oldu mu? Bu saldırının kahramanı olabildi mi? Bu soruların cevabını yazar son 30 sayfaya sığdırmış. Ama okuyucu zaten kitabın sonunu bence az çok tahmin edecektir. Beni çok etkileyen bir okuma olmadı. Herkesin mutlaka okumalısın dediği kadar etkileyici bir kitap değildi. Varoluşsal sancılar, yaşamı sorgulama, beklenti, umut etme, hayal kırıklığı gibi temalar ilginizi çekiyorsa emin olun bu kitaptan daha iyi yansıtan kitaplar var. Yine de ortalama bir kitaptı. Okunabilir.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
5/10
·251 syf.·
2026 29. kitabı
Cehenneme Övgü okuduktan sonra maalesef bu kitap beklentinin çok altında kaldı. Onun kadar vurucu bir kitap beklerken bu sefer daha sakin bir kitapla karşılaşmak herhalde beni hayal kırıklığına uğrattı. Konuların çoğu ilgimi çeken konular değildi, karmaşık bir anlatım vardı sanki. Yazarın bu kitaptaki anlatımını ve konu seçimlerini sevemedim. 2-3 tane başlık ilgimi çekti, onun haricinde okumasam da olur diyeceğim bir kitaptı. Ayrıca bir yerde geçen Türkiyeli ifadesinin kullanımı da çok gereksizdi. Asırlardır Türk olarak anılan bir millete kafana göre Türkiyeli diyemezsin. TÜRK yazacaksınız, konu tartışmaya kapalı. Cehenneme Övgü tavsiyedir ancak bu kitabın bir şey katacağını düşünmüyorum.
Edebiyat
Cennetin DibiGündüz Vassaf · İletişim Yayınları · 20192,722 okunma
8/10
·424 syf.·
2026 27. kitabı
Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi şaheserleri ile daha çok ön plana çıkan Halid Ziya Uşaklıgil'in kalemini seviyorsanız bu kitabını da en az diğerleri kadar seveceğinize eminim. Ruh tahlilleri, kişinin içinde bir bulunduğu karmaşıklığın gözler önüne serilmesi, toplumsal çöküş, aldatma, parçalanan hayatlar, görünenin ardında gizlenen gerçekler, aile hayatı, hastalık ve karmanın işleyişi harika bir şekilde anlatılmış. Çok fazla detay vermeden üstünkörü biraz bahsedeyim kitaptan. Detay vermeden diyorum çünkü söylenen en ufacık detay bile kitabın büyüsünü bozabilir. Ömer Behiç ve Vedide mutlu bir evlilik yaşayan, birbirine sadakatle bağlı, gözlerinin içi gülen, her şeyi birlikte yaparak bir yuva kurmuş, iki tane de kızları olan bir çift. Kızlarından Leyla küçüklükten geçirdiği bir hastalık dolayısıyla daha kırılgan bir tabiata sahipken Selma onun aksine daha olgun ve güçlü bir tabiata sahip. Hâl böyle olunca da kitap boyunca hep Leyla'nın odak noktası olduğu, Selma'nın ise geri planda kaldığı bir aile hayatı okuyoruz. Bunların yanı sıra aile dışında da sosyetik bir çevreyi görmekteyiz. Sosyal çürüme de bu toplum üzerinden anlatılıyor zaten. Bence yazar hem dönemi olduğu gibi anlatmış hem de bu dönem üzerinden harika bir ruh tahlili yapmış. Edebi zevkin üst düzeyde olduğu bir romandı. Erkek karakterleri okurken çıldıracak noktaya gelsem de, bu durum yazarın onları ne kadar güzel aktardığının kanıtı. Kadın karakterler üzerinden anlatılanlar da yine kadının o dönemdeki konumunu ve yaşantısını Bütün gerçekliğiyle gözler önüne sermiş. Baktığımız zaman kadın erkek ilişkilerinin günümüzde de bu noktada olabildiği çokça durum olduğunu da söyleyebiliriz. Bütün karakterlerin ruh hallerini, içerisinde bulundukları bunalımları, kırık dökük yaşantılarını inanılmaz güzel aktarmış. Zaten
1000Kitap
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Can Yayınları · 20202,552 okunma
8/10
·288 syf.·
2026 26. kitabı
Yine ters köşe bir Freida kitabıydı. Diğer kitaplarına nazaran baştan sona akıcı ilerleyen bir kitaptı diyemem. Özellikle konuya girmesi, olayların ilerlemesi epey zaman aldı. İlk 70 sayfa falan çok durağan ilerledi. Bir noktadan sonra yine gittikçe artan bir merak duygusuyla okudum kitabı. Yazar birçok yerde yanlış ipuçları vererek katili tahmin etmemizi zorlaştırıyor. O muydu bu muydu derken bir bakıyorsunuz ki hiç tahmin etmediğiniz biri çıkıyor. Bu şekilde olması da kitabı daha güzel kılıyor bence. Kitabın konusuna gelecek olursak da, çocukluğundan beri gerek dış görünümü gerekse hareketleri ve sözleri ile dikkat çeken Liam ve onun çekirdek ailesinin bir olayla değişen hayatlarına tanık oluyoruz. Liam'ın hoşlandığı kızın ortadan kaybolmasıyla birlikte bütün oklar onu en son gören ve değişik davranışları bulunan Liam'a çevriliyor. Peki Olivia 'nın ortadan kaybolmasında Liam'ın bir parmağı var mı? Gerçekten de sanıldığı gibi biri mi? Normal bir aile yaşantısı mı var? Olivia nerede? Yaşıyor mu? gibi soruların cevabı kitapta saklı. Ben yazara karşı tarafsız olamıyorum, ne yazsa da okurum. Bu kitabı da yine oldukça akıcı ve güzeldi. En iyisi miydi? Değildi. Tavsiye eder miyim? Ederim.
1000Kitap
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026806 okunma
8/10
·248 syf.·
2026 25. kitabı
Yazarın kaleminden genel olarak yormayan, düşündüren, hayatın akışına uygun bir şekilde ilerleyen hikâyeler çıkıyor. Bu kitabında da yine duygu yoğunluğu yüksek, dramın ön planda olduğu iki hayat okuyoruz. Kitap iki koldan ilerliyor. Bir tarafta kocası öldükten sonra yalnız kalan, çocukları tarafından görünmeyen Selime Teyze varken diğer tarafta ise küçük yaşta annesi tarafından terk edilen ve babası yeni bir aile kurunca yalnız kalan genç bir kadın var. İkisinin de ortak noktası bir noktada yalnızlığı tatmış olmaları. Yaşları farklı, kültürleri farklı, hayattan beklentileri farklı ama yalnızlıkları aynı. Kitap baştan sona dram ağırlıklı ilerliyor. İki hayat da gerçek dünyada sokağa çıksan rastlayabileceğin acılarla harmanlanmış. Bir noktada aslında çok klişe diye düşündüm ama sonra düşününce hayatın içinden bir kitap işte dedim. Hayatta da bunlar var, onlara klişe demiyoruz sonuçta. Uzun lafın kısası çeşitli hadiseler yaşamış, bir noktada yalnız kalmış, hayatı yaşama konusunda eksiklikleri olan iki kadının hayatına konuk oluyoruz. Yaşanan yalnızlık etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kurulan cümleler bazen insanı çok uzaklara götürüyor. Anlatımın akıcılığı da kitabı bir çırpıda bitirmeyi sağlıyor. Tavsiye ederim.
1000Kitap
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma