Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi şaheserleri ile daha çok ön plana çıkan Halid Ziya Uşaklıgil'in kalemini seviyorsanız bu kitabını da en az diğerleri kadar seveceğinize eminim. Ruh tahlilleri, kişinin içinde bir bulunduğu karmaşıklığın gözler önüne serilmesi, toplumsal çöküş, aldatma, parçalanan hayatlar, görünenin ardında gizlenen gerçekler, aile hayatı, hastalık ve karmanın işleyişi harika bir şekilde anlatılmış. Çok fazla detay vermeden üstünkörü biraz bahsedeyim kitaptan. Detay vermeden diyorum çünkü söylenen en ufacık detay bile kitabın büyüsünü bozabilir.
Ömer Behiç ve Vedide mutlu bir evlilik yaşayan, birbirine sadakatle bağlı, gözlerinin içi gülen, her şeyi birlikte yaparak bir yuva kurmuş, iki tane de kızları olan bir çift. Kızlarından Leyla küçüklükten geçirdiği bir hastalık dolayısıyla daha kırılgan bir tabiata sahipken Selma onun aksine daha olgun ve güçlü bir tabiata sahip. Hâl böyle olunca da kitap boyunca hep Leyla'nın odak noktası olduğu, Selma'nın ise geri planda kaldığı bir aile hayatı okuyoruz. Bunların yanı sıra aile dışında da sosyetik bir çevreyi görmekteyiz. Sosyal çürüme de bu toplum üzerinden anlatılıyor zaten. Bence yazar hem dönemi olduğu gibi anlatmış hem de bu dönem üzerinden harika bir ruh tahlili yapmış. Edebi zevkin üst düzeyde olduğu bir romandı.
Erkek karakterleri okurken çıldıracak noktaya gelsem de, bu durum yazarın onları ne kadar güzel aktardığının kanıtı. Kadın karakterler üzerinden anlatılanlar da yine kadının o dönemdeki konumunu ve yaşantısını Bütün gerçekliğiyle gözler önüne sermiş. Baktığımız zaman kadın erkek ilişkilerinin günümüzde de bu noktada olabildiği çokça durum olduğunu da söyleyebiliriz.
Bütün karakterlerin ruh hallerini, içerisinde bulundukları bunalımları, kırık dökük yaşantılarını inanılmaz güzel aktarmış. Zaten