Cevap vermek için tam ağzımı açmıştım ki...
Gümm...
O esnada gök gürledi. Deprem oldu. Dünya yıkıldı...
Keşke bunları söyleyebilseydim ama yanlış alarm, sadece karnımın gurultusuydu.
Tamam, buraya kadarmış. Bildiğim tüm duaları okusam iyi olur diye düşünürken hiçbirini bilmediğim gerçeği suratıma tokat gibi çarptı.
Tanrılar, bana yardım ederseniz hepsini ezberleyeceğime söz veriyorum.
Hayat başı sonu belirsiz, bulut gibi dağınık, ansızın yön ve biçim değiştirme yeteneğine sahip bir şey. Hayat tanımlanamayan bir şey. Hatta belki sadece bir fikirdir hayat, daha ötesi değildir. Böyle tanımsız bir bulutta nasıl bir yol olabilir ki? Hem bir yol bulabilse önce kendi giderdi arkasında izini bile bırakmadan.
Ölüm yaşamın ümididir; mutluluk ise bildiklerimiz, sahip olduklarımız değil, ümit ettiklerimizdir; bu nedenle Fahreddin Râzi' nin dediği gibi, mümkün de olsa öte, aynı zamanda insani mutluluğun kaynağıdır. Hem var olmanın hem de hayatın anlamı, ölüme sıkı sıkıya bağlıdır; çünkü öldükten sonra börtü böcek olacak isek insanî var olmanın, dolayısıyla bir hesap yok ise ahlâklı yani insan olmanın, hayatın anlamı yoktur. Başka bir deyişle, iyi, doğru ve güzel keyfi ise insan anlamsızlaşacağından, salt beşer olarak ara-da/orta-da kalır ki, yaşamının bir istikâmeti bulunmayacağından, müstakîm yolu tespit edemeyecek, yaşam çölünde yön-süz, yordam-sız, amaç-sız dolaşıp, dolanıp duracaktır (câhiliyye).
Sayfa 19 - Ketebe Yayınları- 4.Baskı Temmuz 2024 İstanbul·Kitabı okuyor