Evvel zaman içinde bir bilge kişi varmış
İnsan içine çıkmaz, hep dağlarda yaşarmış.
Kitapları, kuşları, ağaç ve çiçekleri
Çok severmiş bahçede uçan kelebekleri.
Binlerce kitap varmış bir küçük kulübede
Gece gündüz okurmuş durmadan Affan Dede.
Bahçe, tarla işleri, her meslek, her zanaat
Hem ilim, hem marifet ehliymiş bu ulu zat.
Hemen ona gidermiş bir sıkıntısı olan
Çare bul bana dermiş, dertlerinden bunalan.
Bu zatın ünü gitmiş Kıral'ın kulağına
Kıral demiş ki: Hemen getirin onu bana.
Kıral saygı duyarmış ilim, sanat ehline
Değer verirmiş ilim, sanatın güzeline.
Kimin nesiymiş bu zat, hele bir öğreneyim
İlim ve sanatından istifade edeyim.
Böyle ulu kişiler sarayıma gerektir
Aman incitmeyin ha; hem yaşlı, hem ürkektir.
Affan Dede'yi alıp getirmişler saraya
Kıral elini öpmüş: Hoş geldiniz buraya.