Söze başlarken, henüz okuyabildiğim "Milliyetçilik Kuramları" isimli kitabın, derli toplu bir kitap olduğunu ve kuramcıların hiç de yabana atılamayacak tezleri ve bunlara dair eleştiriler olduğunu söylemeliyim. Eleştirinin eleştirisini de kimi zaman müellif yapmış.
Kitabın kaynakçası'nda gözüme çarpan sadece bir tane Türkçe kaynak vardı. O da Özkırımlı'nın kendi yazdığı bir makale. Bunu da milliyetçilik kuramının ilmî olarak henüz 70'lerden itibaren tartışıldığına ve Türkiye'de bu kuram üzerine çalışmaların yok denecek kadar az olduğuna bağlıyor. Elbette bahsettiğimiz konu üzerine müellfin de dikkat çektiği gibi çalışmaların az oluşu, sanıyorum yanıltıcı bir durum olsa gerek. Bunun nedenini de kendi gözlemim eşliğinde, efrădını cămi ağyarını măni bir şekilde dile getirmeye çalışacağım.
Müellif, Milliyetçilik Kuramlarını üç ana başlık altında toplar. Bunlar:
1)İlkçi (Kadimci) Görüş
2)Modernist Görüş
3)Etno-Sembolcü Görüş
Bu üç kuram da temsilcileri bağlamında pek çok farklık arzeder. Bu bir tarafa, bu üç görüşün de sağlam ve zayıf yönleri kitapta vurgulanır. Ben bu teorileri okurken aklımda somutlaşan hadiseler vardı. Bilhassa heveskăr sıfatiyle çalıştığım II. Meşrûtiyet ve erken Cumhuriyet devirleri bu somutlaştırmanın temerküz ettiği devirlerdi. Bu dönemde tartışılan konuların mühim denebilecek bölümünü milliyetçilik tartışmaları oluşturur. Bu bağlamda yöntem/kuram açısından değil belki ama, ilkçi, modernist, etno-sembolcü kategorilere bağlanabilecek yapıtların inşăsı bakımından mebzul miktarda eser mevcut olduğu güçlü bir şekilde iddia olunabilir.
Elbette millet, milliyetçilik gibi kavramların ne olduğu, bunların altını nelerle doldurmak gerektiği, üzerinde mutabık olunamayan konulardır. Mutabakatı bir kenara koyalım, milliyetçilik lafzını