yorulduk be usta
Puan vermedi·192 syf.··
2026 43. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:58
Evet çok yorucuydu okumak. Kitapta olaylar karakterlerin ağzından anlatılmış fakat anlatan kişi bir anda cümleyi yarıda kesiyor ve başka bir karakter alakasız saçma sapan bir cümleyle bişeyler söylüyor ve kim olduğunu anlamıyorsunuz bile. Zaman atlaması da cabası. 1930 da mıyız günümüzde miyiz, kim konuşuyor hangi konuyu anlatıyor anlamaya çalışırken bari cümleni tamamla be kadın aman öfff. Yazar farklı bir teknik denemek istemiş de gerek var mıydı buna gerçekten? Oysa ki konusu son derece ilgi çekici ve güzelken.. Neyse olan olmuş okuduk bitti :) Özgür ruhlu kadınların fazlasıyla göze battığı ve toplumdan dışlandığı yıllar, kızlarını akıl hastanesine kapatıp, 61 yıl boyunca o kız hiç yaşamamış gibi hayatlarına bu sırla devam edebilen manyak bir aile, bu aileden geriye kalan üyeler, olaylar olaylar. Her ne kadar okurken yazım tekniğinden nefret etmiş olsam da kitap güzeldi konu farklıydı, dili akıcıydı, sonunu merak ettirdi.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,009 okunma
Şiir Denizi 2
10/10
·592 syf.··
2026 30. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 16:17
Yine bir şiir kitabının sonuna geldim, aslında bir dosttan ayrılıyor gibiyim. Hani insan çok sevdiği bir dert ortağıyla uzun bir gece boyu konuşur da, şafak sökerken "E hadi, artık müsaade," der ya; işte tam öyle bir burukluk var üzerimde. ​Bu koca cilt kapandı ama içimde bir şeyler sanki yeni açıldı. Sayfalar bitti bitmesine de, mısraların bıraktığı tortu, o ah dedirten sızı gitmedi, gitmez. Ümit Yaşar öyle bir adam ki; sanki bizim söylemeye utandığımız ne varsa, gitmiş bir bir onlarla dertleşmiş. Biz sustukça o konuşmuş; biz yutkundukça o kâğıda dökmüş. ​Hani bazen insanın içi daralır da, "Şuraya bir kapı açılsa da nefes alsam," der ya; bu kitabın her sayfası işte o kapılardan biriydi. Kimi kapı hüzne açıldı, kimi kara sevdaya, kimi de insanın o bitmek bilmeyen yalnızlığına... Ama hepsinin ardında aynı sıcaklık, aynı insan kokusu vardı. Bir şair değil de, sanki kırk yıllık bir komşu, bir dert ortağı dert yanmış gibiydi. ​Şimdi kitabı başucuna koyarken, insan biraz daha kendi gibi hissediyor. Bu kitaptaki şiirler bitti ama hayatın o şiir gibi olan yanı devam ediyor. Yine aynı sokaklarda yürüyeceğiz, yine aynı gökyüzüne bakacağız; ama artık bu kitabın samimiyeti, eyvallahsız duruşu yüreğimde bir hatıra gibi duracak. ​Dile kolay, koca bir denizi geçtik. Yorulduk mu? Yorulduk. Ama değdi mi? Hem de nasıl... Gönlümdeki bu son durağın tadı başka, sızısı bambaşka. Herkese keyifli okumalarr..
Alıntı
Şiir Denizi 2Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20221,913 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 14:10
Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri, uzun zamandır düşüncelerimdeydi. Sonra Ene ile karşılaştım. Zat üzerinden nefsi tanımlamış. Bende iki ben var sanırdım. Çatışırdım sürekli diğer yanımla. Bazen yenik düşer kaybederdim. Çoğu zaman yenilen taraf olurdum. Umutsuzluğa kapılıp yaşamaktan ümidi keserdim. Sonra yeni heyecanlar katar beni ayağa kaldırırdı. Yine kandırırdı beni yani. Ve aynı hüzünlü sonla yıkılırdım her defasında. Onunla savaşma kararı almıştım. Kötüydü farkettim içimde bir ben. Söyledikleri canımı sıkıyor tahammül edemiyordum. Kitapta dediği gibi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin o mübarek sakalını lavabo yerlerini temizlercesine onunla mücadele etmeye başlardım. Can yakıcı olduğunu okuduğum da çok sevindim. Çünkü o kötü benin canımı acıtmasına anlam veremiyordum. Meğer galip geldiğim için can yakıyormuş. Neticede tanışmış oldum içimdeki kötü benle. Nefisle. Kitabı okurken ne sohbet edipte hilelerini konuştuk. Eskiden nefret ederdim bu benlikten. Şimdi kimlik tanıma yaptığım için artık kiminle konuştuğumu, kimin bana seslendiğini biliyorum. Ey Nefis. Çok acımasızsın. Çokta zalim! Beni hayal kırıklığına uğratan tek şey benden hiç gitmeyecek olman. Ölümle senden kurtulurum zannederdim. Ölüm senin terbiye bulduğun son halinmiş. Ben son ana kadar senin bu yolculukta ilerlemek zorundayım. Çok yorulduk biliyorum. Bu imtihan dünyasını umarım başarı ile atlatırız. Ayrıca Azîz Mahmut Hüdayi Hazretlerine sevdalanmamak elde değil. O hep düşüncelerimdeydi. Bu kitapla ona olan saygım ve sevgim katlandı. Rabbim sefaatine Nail eylesin. Amin
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
Gündemimiz “gençlik” sevgi ile düzeltemez miyiz?
Puan vermedi·172 syf.··
2026 29. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:22
ilk bakışta sadece şiddet dolu bir gençlik hikâyesi gibi görünse de aslında insanın özgürlüğü ve iyilik kavramı üzerine oldukça sarsıcı bir metin. Kitabın merkezinde Alex var; şiddetten zevk alan, yaptıklarından pişmanlık duymayan ve kötülüğü bilinçli şekilde seçen bir karakter. Onu rahatsız edici yapan da tam olarak bu: Yaptıklarının farkında ve bunu isteyerek yapıyor. Hikâye ilerledikçe devletin devreye girmesiyle birlikte Alex’in hayatı tamamen değişiyor. Onu “iyi” bir birey haline getirmek için uygulanan yöntemler aslında bir tür zorla dönüştürme süreci. Ama burada önemli olan şu: Alex artık kötülük yapamıyor çünkü seçme hakkı elinden alınmış durumda. Yani ortada gerçek bir iyilik yok, sadece şartlandırılmış bir davranış var. Bu da kitabın en çarpıcı sorusunu ortaya çıkarıyor: İnsan, seçme özgürlüğü olmadan gerçekten iyi sayılabilir mi? Kitap boyunca hissedilen rahatsızlık aslında bilinçli. Okur olarak hem Alex’in yaptıklarından tiksiniyorsun hem de ona yapılanlara karşı bir tür acıma hissi oluşuyor. Bu ikilem seni sürekli düşünmeye itiyor. Bir noktadan sonra mesele sadece bir suç hikâyesi olmaktan çıkıyor; birey ve devlet arasındaki güç ilişkisine, özgür iradeye ve ahlaka dair ciddi bir sorgulamaya dönüşüyor. Benim için kitabın en vurucu tarafı şu oldu: Toplum düzenini sağlamak adına bir insanın iradesini elinden almak ne kadar doğru? Kötülüğü seçebilme ihtimali bile insan olmanın bir parçasıysa, bu ihtimali yok etmek insanı makineleştirmez mi? Kitap tam da bu noktada insanı rahatsız ederek düşündürüyor. Genel olarak dili başta biraz zorlayıcı olsa da, o farklı argo ve anlatım biçimi Alex’in dünyasını daha gerçek kılıyor. Okudukça o dile alışıyorsun ve hikâyenin içine daha fazla çekiliyorsun. Bu da kitabın etkisini artırıyor. Kısacası bu kitap sadece şiddeti
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 547. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 08:09
Bekârlar ve Evlenmeye Hazırlananlar! Ve Evliler! Muhabbetli bir hayat isteyenler... Birbirimizi seviyoruz fakat sevginin tadını kaybettik diyenler, kavgalardan yorulduk diye şikayet edenler, eşimle mutlu olmak istiyorum fakat ne yapacağımı bilmiyorum diyenler... İşte bu kitap tam size göre! Sema Maraşlı'nın sade ve samimi anlatımıyla, çok işinize yarayacak bilgilerle birlikte, "evlilik okulu dersleri" aile hayatı üzerine size bambaşka bir pencere açacak. Bir yakınınızla sohbet eder gibi, sizi çok iyi tanıyan biri yazmış gibi "Beni anlatmış, bizi anlatmış" diye okuyacaksınız. Hatalarınızı görecek yer yer sarsılacak, bazen belki de kızacaksınız. Bazı dersleri gülümseyerek okuyacaksınız. Derslerden sonra evliliğe bakış açınız değişecek. Eğer ister ve emek verirseniz hayatınız da değişecek... Öğrenmenin ve öğrenciliğin yaşı yok.
Mutlu Evlilik OkuluSema Maraşlı · Profil Yayıncılık · 2014739 okunma
Sesi olmayan bir kadının sesi olmak...
9/10
·152 syf.··
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 19:15
Pınar Kür, kalemiyle bu eserinde tanıştığım bir yazar. Yazarın cesaretine, elini taşın altına koyup herkesin sustuğu bir olayı çekinmeden dile getirmesine hayran kaldım. Eserin beni bu kadar etkilemesinin en büyük nedeni bu öykünün yaşanmış bir olay olması. Üstelik benzerleri maalesef halen yaşanmakta... "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." Hz. Muhammed'in bu sözünde anlatıldığı gibi herkesin susup, yok saydığı bir kanayan yarayı ne güzel dile getirmiş. Haksızlık karşısında susmamış, Melek ve melek gibi nice susturulan kadının, çocuğun sesi olmuş. Asılacak Kadın, Melek adındaki yetim bir kızın, çalıştığı yalının sahibi ve toplum tarafından hayatının mahvedilmesini anlatıyor. Melek küçük yaşta babasız kalmış, üvey babası ve annesi ona sahip çıkmadığı için bir yalıya hasta bakıcı olarak gönderilmiştir. Bu yalının sahibi sapık (buraya yazmak istediğim sıfatlar aslında hayli uzun) Hüsrev Bey'insiz, sırf kimse kızı sormasın, karım olursa kimse hesap sormaz mantığıyla Melek'e nikah kıyar. Ardından her akşam çıkıp kahveden, sokaktan bulduğu adamları eve getirerek Melek'i pazarlar. Melek önce kendini öldürmek istese de bunu yapamaz, yardım istese gidecek kimsesi yoktur. Bir gün biri çıkar, seni kurtaracağım der Yalçın, yapabilecek midir? Neden yapıyorsun bunu diye sorgular, sanki bu durum Melek'in isteğiymiş gibi... Sonraları fark eder, Melek düşünmüyordur ki...Ondan hep itaat etmesi beklenmiştir. Yıllarca şiddet görmüş ve susturulmuştur. O artık insan değildir, sadece söylenenleri yapan bir robot gibidir. "Korunmasız, güvencesiz, çaresiz, zavallı bir kadının, dış dünyadan koparılarak, bir sapığın hastalıklı ve korkunç dünyasına hapsedilişini, ezilişini, sömürülüşünü, çektiği türlü eziyetler sonucu kendini savunmak için ağzını bile açamayacak bir nesne haline
1000Kitap
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma