Kalbi hassas olanlar bu dünyada yaşamazlar, sadece dünyadan geçerler, Dünya bir durak yeridir. Kalbin tavrı bir misafirin tavrıdır.
Dünyanın birgeçiş noktası olduğunun farkındadır ve dünyaya bağlanmanın kalbe zarar verdiğini bilir. Sürekli yolda olmak, kalbin üzerindeki yükü hafifletir; kalp, ağırlıklarından kurtulur. "Yorulduk dünyanın ağırlıklarından / Hafiflemek ne yana düşer, yürüsek mi biraz?"
Her an gibi, her kelime de bir imtihandı bizim için. İdrak ettik ve koyulduk o uzun ince yola. Ne söylersek hayra götürür bizi, ne söylersek şerre, yine kelimelerden bildik. Hem söylediğimizle yoğrulduk hem anladığımızla hem inandığımızla. Yoğrulduk kelimelerle bu imtihanda ve yorulduk kelimelerle.
Yıllar geçti.
Kimi günler avuçlarımızdan su gibi kaydı,
kimi günler kalbimize kök saldı.
Mevsimler değişti.
Bir sabah çiçek kokusuyla uyandık,
bir başka sabah yağmurun sesine bıraktık kendimizi.
.
Ama her defasında,
gökyüzü yeniden maviyi buldu.
(Çünkü hayat,
sanıldığı kadar sert değildi.)
Bazen bir pencerenin önünde açan sardunya,
bazen hiç hesapta yokken açılan bir kapı,
bazen hiç beklenmedik bir anda gelen bir haber,
bazen de uzun zamandır görmediğin bir dostun sesiyle
yeniden yeşerebiliyordu insan.
Çocukluk geçti.
Sokaklarda kalan kahkahalar,
eski defterlerin arasında unutulan hayaller,
çoktan uzak yıllara karıştı.
.
Ama şaşırdım,
İnsanın içindeki çocuk
hiç büyümüyormuş aslında.
.
Bir kuş sürüsünü görünce hâlâ sevinmesi,
ilk yağmurda camdan dışarı bakması,