Yorum

Heidi isimli okurun asıl gönderisini gör
Başlığı okuyunca şöyle anladım: Evde hak ettiğini bulamayan erkek, eşini aldatmakta haklıdır... Bence aldatmanın haklı gerekçesi olamaz. Olmuyorsa ayrılırsın sonra gider yaparsın ne yapacaksan... Hak ettiğin gibi davranılmıyorsa ne durursun öyle yerde...
Aristo diyor ki değişim ve dönüşüm hakkında. Eşyalar ya siyahtır ya beyazdır ya da gridir,kırmızıdır .. İnsan hem siyahtır hem beyazdır hem gridir hem de kırmızı.. İnsan bir yanı ile düzen bildiği hayatını devam ettirir öyle gerekli görüyordur şartların çocuğudur çoğunlukla herkes.. Ama bir yanı da bedensel boyutta (aşağılık seviye bu) ya da duygusal boyutta (bu insan ruhunu araflara atan bir durum) açlıklarını, ihtiyaçlarını gayriresmi yollardan yaşamaktan kendini alıkoyamaz. O yüzden oturduğun yerden aldatmak ,ayrılsın sonra ne yapıyorsa yapsın demek kolaydır. (Şimdi bu yorumu okuyup yorumumu bana maledenler var ise Size ne! )
Aristo aldatmaların altında yatabilecek psikolojiyi aktarmış; böyle yapılmalı, bu haklıdır nevinden cümleler kurmamış. Bir insana yalan söylemenin bile onur kırıcılığı ve karşındaki insanı koyduğun aptallığın statüsü ortada iken aldatma halinde varın siz düşünün sahtekârlığı, bencilliği. Yoksa işin aşağılık ya da doyumsuzluk kısmı daha farklı alanlara, normlara hitap eden konular. Velhasıl kelam karakter bozukluklarını şu tarz argümanlarla desteklemek kendine avuntu bulmak bence.
İnsanların çoğunluğu,erdemlerin üstünlüğüne teslim olan bir hayat yolu seçmiş olsalardı yüksek ahlaklı bir toplum ortaya çıkardı,O yüksek ahlak da yapılan her iş ve eyleme çoğu zaman kalite ve yarar olarak yansırdı. Bu durumda kendimizi ve kararlarımızı yasamamıza engel seviyede olan geleneklerimizi,aile yapımızı, eğitim sistemimizdeki arıza yönleri bir daha bir daha sorgulamamız gerek...
Evlenmedim ama sevgililerim oldu elbette. Onları aldatacak da çok fırsatım oldu, kusura bakmayın ama sevgilisi olan erkeğe karşı daha bir cüretkar kadınlar... Ama ben aldatmadım hiç bir zaman, aldatmam da... Böyle biri olduğum için enayi olarak görenler de oldu beni ama ben gurur duyuyorum kendimle. Her zaman daha ahlâklı bir insan olmaya çalışıyorum, bu çabam hayatımı daha anlamlı kılıyor. Cinsellikten, haysiyetsizlikten ya da bu tarz insanlardan ibaret değil bu dünya... İyiler de var ve bizim iyilere borcumuz var. Ahlâklı olmak bir lüks değil, mecburiyet. Ahlâklı olmak zorundayız... Oturduğum yerden falan değil yani. Size hayal gelen şeyler, bizde hayat deneyimi... İnsanları tanımadan konuşmayın bence.
Erdemli yaşam olduğunu savunduğum; olmasının da toplumdaki kurumlara iyi ya da kötü yönden etkisini degerlendirdiğim yok. Siz de kendi fikirlerinizi ifade etmişsiniz saygı duyuyorum; ama şahsi fikrim kimse kimseye bunu yapmamalı, istediği gibi davranmak istiyorsa da gerçekten de evlilik birliğini sona erdirip kendi yaşam alanında özgürce hareket etmeli, ya da güvence verdiği karşısındaki kişiyle ilişkisini vs.
‘Ben aldatmadım hiçbir zaman aldatmam da’ Sizi tebrik ediyorum hanenizde böyle bir erdemsizlik yaşamadığınız ve yaşatmadığınız için öncelikle.. Ben de bu cümleleri sarfeden ama düşünceleri aksine duygularını yaşarken eylemleri yaparken yeterince insan tanıdım. Bir Cuma Beyaz Showu izliyordum orda bir toplumsal mesaj veriyordu Beyaz gene.. Diyordu ki; hayatta din adamı, öğretmen, yönetici,anne , Hayat kadını ile de karşılaşabilirsiniz ,bulunduğunuz yerden sahip olduğunuz ahlaklarınızla insanları yargılamayın.. Hayat bu herkese binbir yönünü gösteren bir çark..Sana doğru yanlış geleni ayırt etmek başka bu değerlerine göre insanları yargılamak başka.. Mevlanaya atfedilen uzun bir yazı var severim arada da okurum.. Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy, benim takılıp düştüğüm engellere sen takılmadan geçebiliyorsan geç diye devam eder.. Elbette aldatmak ve aldatılmak yanlış ve nahoş duygular,hepimizin bir doğuşu ve arka planlarımız olduğunu da gözardı etmemek gerek..
Savunduğum şeyi oturduğum yerden yaptığımı iddia eden sizdiniz. Ben kendi değerlerime göre yapmıyorum, birini aldatmak sadece ahlâkî değil, öncelikle etik ihlal... Ne konuştuğumu biliyorum ben. İnsanlar ya da çoğunluk uçkuruna hakim olamıyor diye bunu kabul edemeyiz. Bu şuna benziyor: Ben yasa'ya uyamıyorum, o zaman yasayı kendime uydurayım... Bu herkesin yapabildiği değil, yapmakla yükümlü olduğu şey. Ayrıca nesquiNk değil, nesquik ve Aristo değil, Aristoteles.
Bir türk olarak bir türkle bir konuda konuşur ya da yazarken Aristoteles değil Aristo demeyi daha gerçekçi ve samimi bulduğum için tercih ederim.O nedenle düzeltmeniz bana bir şey öğretmedi ya da farkındalık yaratmadı. Bir konuda kesin ve net konuşan insanlar değil de çoğunluğu anlamaya meyilli yargılardan uzak ifadeleri kullanan insanların düşüncelerini kendime daha yakın ve olgunca bulurum. Şahsınızı hedef alarak bir yorum yapmaktan kaçınıyorum tarzım değil çünkü. Oturduğun yerden deyimim herkesi kapsayan çoğunluk davranışı anlamında kullandığım bir deyimdir.Sizin oturarak, yan yatarak ya da ayakta yorum yapıp yapmamanızda ilgim çerçevesinde değil. Yorumlarımı üzerinize alınarak şahsileştirmeyin lütfen.
Bilgi daha kesindir, konuşmalarımın da o minvalde olması gayet doğal. Ben yorum yapmıyorum, yorum yaptığım zaman "bence" ya da "bana göre" ifadelerini kullanmaya özen gösteriyorum zaten. Ama kavramlar bazı anlamlara geliyor ve siz literatürden haberdar olmadan burada fikir beyan ediyorsunuz. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı sağlıklı bulmuyorum. Literatürden haberdar olduğum için argümanlarınızın karşılığının olmadığını da anlayabiliyorum. Bu çoğunluğu baz alan ya da öven yaklaşımlar Plebisit olarak nitelendirilir ve bu kavram pejoratif bir içeriğe sahip. Ayrıca Aristoteles'in türklükle falan alakası yok, bu insanın adı. Adını düzgün söylemelisiniz. Türklükte, insanların isimlerini yanlış söylemek diye bir dil kuralı ya da geleneği var da bizim mi haberimiz yok? Size Güllü, Gülik, Güllük, Gülcik vs vs deseler ne düşünürsünüz? Neyse nasıl biliyorsanız siz öyle yapın ne diyim :) İyi günler
Alıntıya yapmak istediğim yorum ilgili geldiği için sizin yorum başlığından devam etmek istemiştim.Hiç hazetmediğim bir insan tipi ile karşılaşacağımı bilemezdim tabii..Sizin yazı dilinizdeki literatür kelimeleriniz ve Aldatmadım aldatmayacağım da ifadeleri bilgi ve yorumun çatışması olsa gerek. Amacınız madem bilgi vermek, bilgi üzerinden konuşmak ve burda insanları felsefe literatürüne boğmak, o zaman kendinize ait değerli ,aldatmak ve aldatılmak hakkındaki düşüncelerinizi ayrı bir yere yazın. Felsefe literatürüne hâkim olmayabilirim işim bu alanı bilmeyi gerektirmiyor ve bilgi hamallığı yapmayı sevmem de ayrıca.. Bir noktadan sonra kibir, bilgiçlik taslama gibi duygular sezdirdiği için hay Allah belamı vere bula bula bu yorum başlığını mı buldum kıymetsiz düşüncelerimi yazmak için derken kendimi buldum.. Size de nasıl diliyorsanız öyle günler..
Size her şeyi uzun uzun anlatamadığım için kusuruma bakmayın. Sizin kendinizi kötü hissetmenize sebep olduysam özür dilerim amacım bu tarz şeyler ya da sizi üzmek, sinirlendirmek değildi. Şunu da belirteyim; bir şey bildiğim yok ve bilgi sahibi olmayı yücelttiğim de yok. Mesela İlber Ortaylı da çok bilgili ama benim gözümde 5 kuruş değeri yoktur. Belki yanlış anladık, belki yanlış anlattık... Olur öyle şeyler, bela okumayın kendinize. Sohbetiniz için teşekkürler.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.