Tanıdık sokaklar, tanıdık izler…
Puan vermedi·408 syf.··
2026 64. kitabı
Ahmet Ümit’in Bab-ı Esrar romanını okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, hikâyenin geçtiği mekânların bana yabancı gelmemesiydi. Roman boyunca Konya’nın sokaklarında dolaşırken, sanki ben de karakterlerle birlikte o yolları yürüyormuşum gibi hissettim. Bunun en önemli sebebi ise Konyalı olmamdı. Günlük hayatta defalarca geçtiğim ya da adını duyduğum yerlerin bir romanın atmosferine dönüşmesi, kitabı benim için daha özel bir hâle getirdi. Roman, polisiye ve tasavvuf unsurlarını bir araya getirirken merkezine Mevlânâ’yı ve onun düşünce dünyasını yerleştiriyor. Aslında kitabın bende karşılık bulmasının bir nedeni de bu oldu. Bir dönem Mesnevî’yi oldukça yoğun şekilde okumuş, Mevlevîlik üzerine araştırmalar yapmıştım. Üniversite yıllarında sema gösterilerini büyük bir ilgiyle takip ediyor, bu kültürün tarihî ve manevi yönlerini öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonraki yıllarda bu ilgim eskisi kadar yoğun devam etmese de, romandaki birçok gönderme bana tanıdık geldi. Bu yüzden kitapta anlatılan bazı olayları ve sembolleri yalnızca bir okuyucu olarak değil, daha önce bu konularla ilgilenmiş biri olarak da değerlendirme fırsatı buldum. Romanın başkahramanı Karen Kimya Greenwood’un Konya’ya gelişiyle başlayan olaylar, zamanla yalnızca bir yangın soruşturmasının ötesine geçiyor. Geçmiş ve bugün arasında kurulan bağlantılar, Şems ile Mevlânâ’nın ilişkisine yapılan göndermeler ve tasavvufi yorumlar romanın dikkat çekici yönleri arasında yer alıyor. Özellikle tarihî olaylarla kurgu arasındaki geçişler oldukça akıcı şekilde verilmiş. Kitabın en güçlü taraflarından biri, okuyucuyu sürekli merak içinde tutabilmesi. Polisiye yönü sayesinde olayların nasıl çözüleceğini öğrenmek isterken, tasavvufi yönü de insanı düşünmeye sevk ediyor. Ancak zaman zaman tasavvufî açıklamaların ve
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:21
Kitap; enerji, frekans, titreşim, çekim yasası, olumlu düşünce, nefes çalışmaları, meditasyon, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının insanın ruhsal ve fiziksel hali üzerindeki etkilerini ele alıyor. Yazar, kişinin iç dünyasını dönüştürerek yaşam kalitesini artırabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri * Akıcı ve kolay okunuyor. * Spiritüellik ve kişisel gelişim konularına yeni başlayanlar için anlaşılır bir giriş niteliğinde. * Teorinin yanında günlük hayatta uygulanabilecek öneriler sunuyor. * Motivasyon verici ve pozitif bir dil kullanıyor. Zayıf Yönleri * Kitaptaki bazı iddialar (enerji frekansları, titreşim yükseltme, çekim yasası gibi) bilimsel çevrelerde kesin kabul görmüş bilgiler değildir. * Konuya hâkim okuyucular için içerik yüzeysel kalabilir. * Bilimsel kaynaklarla spiritüel yorumlar zaman zaman iç içe geçtiği için eleştirel okuma yapmak gerekir. Verdiği Ana Mesaj Yazarın temel mesajı şu: Düşüncelerimiz, duygularımız, alışkanlıklarımız ve çevremiz yaşam enerjimizi etkiler. Daha bilinçli seçimler yaparak daha yüksek bir yaşam kalitesine ulaşabiliriz. Ayşe Tolga Titreşimini Yükselt Hayatın Değişsin
Titreşimini Yükselt Hayatın DeğişsinAyşe Tolga · Destek Yayınları · 2019844 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
2/10
·232 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:26
Helloooo Aha öncelikle size bu görselle yeşil zehirlenmesi yaşattığımı için çok sory Hafta sonu dizi mi kitap mı tercihimi kitaptan yana kullanmış olmak üzdü beni. Kitap güzel olsaydı pişmanlık duymazdım ama büyük heveslerle aldığım kitabın bu denli flop olması banada sürpriz oldu. Bir kere esas kız Cinnamon inanılmaz itici bir karakter. Ayyaş ayyaş gezmek eğlenceli değil aptallıktı ama beni rahatsız eden daha çok hareketleri ve tavrırları oldu. O kadar kaba ki şu da çok sevimli diyebileceğim hiçbir bir özelliği yok. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere, sarkoşken bir iblisi kurtarıyor. İblis Fallon kendisini kurtaran Cin ile bir anlaşma yapıyor ve işin sonunda herkes mutlu olacak. Cin, tüm kasaba halkı farkında sevilen ve sayılan (dualar edilen demeyeceğim) Kraliçe diye düşündükleri kişinin aslında öyle olmadığını baya baya kötü biri olduğunu, Fallon dahil birçok iblisi büyüsü altına aldığını öğreniyor. Fallon büyüden kurtulmak için Cin'den yardım ister. Buna tehditli yardımda diyebiliriz. Söylememe gerek var mı bilmem ama Fallon'u da sevmedim. Yorumlar içerisinde asla bahsi geçilmeyen bir sahne var ki bence o kısım şüpheli rızaya giriyor. Dönüp o kısmı iki kez okudum ikisinde de aynı noktadayım. Kitap 230 sayfa olunca herşey bir filmin fragmanı gibi ilerliyor be bitiyor. Seri üç kitaplık bir seri ve üçüncü kitap kayıp kardeşin hikayesiymiş, bi merak ettim gibi ama alır mıyım? Bence hayır 🫩 Önerir miyim? Ona da hayır. Zaman ve para kıymetli.. Almayın OKUMAYIN ve OKUTMAYIN KitapRüyasından Sevgilerle
Sarhoştum ve Bir İblisi KurtardımKimberly Lemming · Nox Yayınları · 202630 okunma
Hayal kırıklığı
4/10
·328 syf.··
2026 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:00
Kitabla ilgili çok güzel yorumlar vardı, bazı korku yazarları kitabı çok övmüş fakat okurken o kadar sıkıldım ki... Sayfalar akmıyor, kitap hiç merak uyandırmıyor.. Beğendiğimi söyleyemem 🫪 Kısaca rezalet yazılmış bir "korku filmi" ni anlatan rezalet bir kitap desem yazarın emeğine haksızlık etmem umarım. Kesinlikle beklentiyi karşılamıyor, çok çok kötü yaaaa.... Keşke alıp okumasaydım, pişman oldum.
1000Kitap
Korku FilmiPaul Tremblay · İthaki Yayınları · 202581 okunma
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20223 okunma
Değişmeyen iktidar ve din ilişkisi
Puan vermedi
Teulé 1518 de Strasbourg'da yaşanan "dans vebası" olarak geçen sıra dışı bir olayı edebiyatın malzemesine dönüştürür. Teulé, bu olağanüstü olayın ardında yatan toplumsal, ekonomik ve psikolojik koşulları araştırırken, aynı zamanda Orta Çağ sonu Avrupa'sının iktidar ilişkilerini, dini kurumlarını ve insanın felaket karşısındaki kırılganlığını da sert bir biçimde sorgular. Roman, Troffea Hatun'un bebeğini nehre attıktan sonra sebepsiz görünen bir dansa başlamasıyla açılır. Bu sahne, eserin bütününe yayılacak olan çürümenin ve umutsuzluğun ilk işaretidir. Açlık nedeniyle sütü kesilmiş bir annenin çocuğunu ölüme göndermesi, bireysel bir trajediden çok daha fazlasını temsil eder: Toplumsal düzen artık yaşamı koruyamaz hâle gelmiştir. Dans, bu noktadan sonra bir eğlence biçimi değil, varoluşsal bir çığlık hâline gelir. Romanda sorulan "Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" sorusu, aslında bütün anlatının merkezinde yer alır. Teulé, dans salgınını açıklamaya çalışan farklı otoriteleri karşı karşıya getirir. Din insanları olayı şeytanın veya azizlerin gazabının sonucu olarak yorumlarken, hekimler fiziksel ve psikolojik nedenler ararlar. Belediye yöneticileri ise çözüm üretmek yerine kendi iktidarlarını koruma telaşı içindedir. Bu çatışma, akıl ile dogma arasındaki tarihsel mücadeleyi görünür kılar. Özellikle belediyenin cerrahı Hieronymus Brunschweig'ın dansı yoksulluk, korku ve toplumsal baskının sonucu olarak açıklaması, romanın en güçlü yorumlarından biridir. Ona göre insanlar, dayanılmaz gerçeklikten kaçmak için dans etmektedir. Böylece Teulé, dans salgınını mistik bir olay olmaktan çıkarıp toplumsal bir semptom olarak yorumlar. Romanın en sert eleştiri okları ise Kiliseye yöneltilmiştir. Halk açlık ve sefalet içinde kıvranırken piskoposların zenginlik içinde
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma