Birinci Dünya Savaşı patlak verdiği sırada, Aaron Aaronsohn, Filistin'deki en ünlü botanik uzmanlarından biri olarak şöhrete kavuşmuştu. Cemal Paşa, bölgeyi kasıp kavuran çekirge istilasına karşı Aaronsohn'un yardımına başvurdu ve onu danışmanlığına getirdi. Paşa'nın karargâhında büyük bir hareket serbestisine kavuşan Aaronsohn, yerli ve yabancı misyonlarla dilediği biçimde haberleşme imkânı buldu. 1915'te kız kardeşi Sara ve Yosef Lişanski, Avşalom Feinberg ve Naaman Belkind gibi yakın dostlarından oluşan bir kadro ile "Nili" adlı casusluk şebekesini kuran Aaron, İngilizler hesabına çalışmaya başladı. Nili kelimesi, İbranice "Netsah Yisrael Lo Yeşaker" (İsrail'in Sonsuzluğu Yalan Söylemez) ibaresinin kısaltmasıydı. 1917'de şebekenin Osmanlı istihbaratı tarafından deşifre olmasıyla birlikte, Sara Aaronsohn 9 Ekim 1917'de sorgu sırasında intihar etti, Yosef Lişanski ve Naaman Belkind de 16 Aralık 1917'de Şam'da asılarak idam edildi. Avşalom Feinberg ise, 20 Ocak 1917 günü Sina üzerinden Mısır'a geçmeye çalışırken, bedevîlerin yaptığı bir baskında öldürülmüştü. Nili'nin beyni ve kurucusu Aaron Aaronsohn, İsrail'in müstakbel Cumhurbaşkanı Chaim Weizmann'ın sağ kolu olarak çalışıyordu. Kız kardeşi ve arkadaşları tüm bu akıbetlere uğrarken, o Weizmann tarafından lobicilik faaliyetleri için gönderildiği ABD'de bulunuyordu. Savaşın bitiminde Avrupa'ya dönen Aaronsohn, Paris Barış Konferansı için İngiltere'den Fransa'ya giderken geçirdiği bir uçak kazası sonucu, 15 Mayıs 1919'da öldü.
Sayfa 72
Alıntı
David, Yakop, Solomon, Yosef,....Batı medeniyeti diye sizlere şişirilen ve abartılı bir şekilde özendirilerek propagandası yapılan sözde süper güçler, ‎Doğu Medeniyetinin çocuklarından başka birşey değildir. Yani batıyı doğuran Doğudur!
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dişinin kaynak sağlayan erkeklere yönelik tercihinin evrimi, hayvanlar âleminde dişinin seçiminin en eski ve en yaygın temeli olabilir. İsrail'in Negev Çölü'nde yaşayan bir kuş olan gri örümcek kuşunu ele alalım. Erkek örümcek kuşları, üreme mevsiminin başlamasından hemen önce salyangoz gibi avlardan ve tüyler ve kumaş parçaları gibi diğer işine yarayacak nesnelerden 90 ila 120 adet toplar ve bunları kendi bölgelerindeki dikenlere ve diğer sivri çıkıntılara saplar. Dişiler erkeklerin yığınlarına bakar ve en büyük yığına sahip erkeklerle çiftleşmeyi tercih eder. Biyolog Reuven Yosef bazı erkek örümcek kuşlarının yığınlarının bir kısmını rastgele bozup, diğer erkeklerin yığınlarına yeni nesneler ekledi. Bunun sonucunda da dişiler daha büyük yığınlara sahip erkekleri tercih etti. Dişiler, kaynaksız kalan erkekleri tamamen yok sayarak onları bekârlığa mahküm eder. Dişilerin bir eş için tercih yaptığı her yerde, erkeğin kaynakları her zaman olmasa da çoğunlukla temel ölçüttür.
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Yosef Nasi'nin yeni padişah II. Selim nezdindeki konumu çok daha yüksektir. Kendisine Ege denizindeki Naksos adasının dukalığı unvanı verilen Nasi'nin, Sultan II. Selim'i Kıbrıs üzerine bir sefer yapmaya ikna eden kişi olduğu söylenir. Sokollu'nun muhalif olduğu bu sefer başarı ile sonuçlanacak ancak sonrasında yaşanan İnebahtı Deniz Savaşı, Türk denizcilik tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe geçecektir.
O zamanlar ork dili ve kültürü vardı
Kürt dili ve kültürünün Zagros-Toros bölgesinde M.Ö. 15.000-10.000 civarında Neolitik devrimi başlattığı iddiası arkeolojik kanıtlarla desteklenmemektedir. T. Douglas Price'in Yakın Doğu'da Tarımın Kökenleri adlı eserinde belirttiği gibi, Yakın Doğu'daki Neolitik devrim yaklaşık 12.000 yıl önce (M.Ö 10.000) başlamıştır. Kürtlerin çoğu bu tarımcıların torunları olsa da, bunu doğrudan Kürt diline bağlayan belirli bir kanıt yoktur (Price & Bar-Yosef, 2011: 167). M.Ö. 2. binyılda Mitanni İmparatorluğunun varlığı ve Hint-Avrupa etkisiyle karakterize edilmesi de Öcalan'ın hesabını zorlaştırmaktadır. Mitanni İmparatorluğu, farklı dil unsurlarıyla birlikte, Kürtçenin bölgede yayılmasından önce var olmuştur (von Dassow, 2022). Öcalan'ın arkeologların kendi görüşlerine büyük ölçüde katıldıkları iddiası, mevcut bilimsel araştırmalar tarafından doğrulanmamaktadır. Modern arkeolojik ve dilbilimsel çalışmalar, bölgenin geçmişine dair çok farklı bir anlayış sunmakta, genellikle tek bir Kürt kökeninden ziyade farklı göçleri ve kültürel etkileri kapsamaktadır. (Giusfredi, vd., 2023)
Şizofrenlikte farklı bir boyut!!
17. yüzyıl Osmanlı Mısır'ında yaşayan Mısır Yahudilerinden Yosef Ben Yitshak Sambari (ö. 1703) de Sefer Divrey Yosef (Yûsufun Sözü) adlı kitabında aynı geleneği takip edip o da İslâm'daki bazı ibadetlerin Yahudilikten aşırıldığını öne sürmüştür. İslâm dünyasında yaşayan Yahudiler üzerine yazdığı bu kitabın girişinde İslâm'ın kökenine dair uzun bir önsöz kaleme almıştır. Ona göre İslâm, Hz. Muhammed'in ortaya koyduğu yeni bir din değil, aksine Yahudilere Tanrı tarafından verilmiş bir cezadır." O da geleneğe uyarak Hz. Peygamber'den "deli ve şeytan" şeklinde bahsetmiştir. Hz. Muhammed, ona göre, yalnızca Yahudiliği taklit etmekle kalmamış, ayrıca tek hakiki monoteist din olan Yahudiliği tahrif ederek Kur'an olarak adlandırdığı "yeni bir Tevrat" uydurmuştur." Yine ona göre mesela Hz. Muhammed günde beş vakit namazı Yahudilerin kefaret gününde yaptıkları duayı örnek alarak ihdas etmiştir. Yahudilikteki Kefaret (Yom Kipur) orucu ise, Ramazan ayına tahsis edilerek otuz güne çıkarılmıştır. Aynı tarihçiye göre, İslâm hukukunda aileyi ilgilendiren bazı uygulamalar da Yahudilerden alınmadır.