Bu kitap hakkında spoilersız uzun bir inceleme yazmak zor çünkü ilk yarısında Meira'nın unutmuş olduğu geçmişini okuyoruz, ikinci yarısında da olaylar Meira'nın anılarını hatırladıktan sonra yapacağı seçime göre ilerliyor. Bu yüzden yaşanan olaylar hakkında pek bir şey diyemeyeceğim, genel olarak nasıl bir kitaptı ondan bahsedebilirim sadece.
Geçmişte Maria'yı okuyoruz ve Maria gerçekten de saf kötü, iğrenç biri. Böyle bir karakter okumak istiyorsanız sizi kesinlikle tatmin edecektir, gerçekten kötü olan bir karakter okumak benim de hoşuma gitti ancak bir yandan da yaptıkları karşısında kimi zaman kalakaldım. Tavırları da sinir krizi geçirmeme sebep oldu, anne babana yazık gerçekten Maria.
Binadan itme ve - özellikle de - ormanda geçen şu kovalama sahnesinde ağzım açık kaldı resmen, kitaplardaki tetikleyici unsurlardan kolay kolay rahatsız olmam ben ancak bu sahnelerde içim acıdı. O kadar üzüldüm ki o ikisine.
İlk kitapta Uygar'ın ağzından okuduğumuz o uzun bölümler canınızı çok sıkmış olabilir. Benim de sıkmıştı ancak gereksiz değilmiş onlar, hepsi değilmiş en azından. Arka planda yaşananları okumak da ayrı hoşuma gitti benim.
Son olarak da geçmişle ilgili şunu söyleyebilirim ki Uygar'a çok üzüldüm ben. Adamın babası da annesi de üvey babası da hayırsız. Hepsinin cehenneme kadar yolu var ancak beni en çok sinirlendiren kişi annesi oldu. Ben bir ebeveynin kendi hayatını yaşamak, yeni bir sayfa açmak için kendi evladını terk etmesine katlanamıyorum. Tamam, kocan sana gerçekten çok kötü davrandığı için onu bırakıp gitmek en büyük hakkın ancak çocuğunun günahı ne? O da seninle aynı şeyleri yaşamış ve sen onu o adama bırakıp gidiyorsun. Çocuk yıllarca senin için çabaladıktan sonra da yüzsüzce ona o sözleri söylüyorsun. Bakmayacaksan yapmasaydın abla, en başında