“Doğa yalnızlaşmam için gereğinden fazlasını yaptı; bir filozofun sağlam kafası ile bağdaşmayacak düzeyde şüphe, hassasiyet, coşkunluk ve gurur bahşetti.”
Herkes tarafından bu şekilde yüzüstü bırakılmışken içimde hissettiğim şiddetli ve bilinmeyen sarsıntıları neden kendi kendime anlatmayı denemeyeceğim ki? Kuşkusuz öykü çok zengin ve hayatım ne kadar kısa olursa olsun, şu andan son ana kadar hala onu dolduracak, bu kalemi ve mürekkebi tüketecek onca ürperti, onca korku, onca ıstırabım olacak. Zaten bu acılara katlanmanın en kolay yolu onları dilediğince izleyip keyfimce tasvir etmek değil mi?
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Evet ölüm! diye tekrarlıyordu içimden gelen tanıyamadığım ses, bunu söylemekle nasıl bir risk almış olabilirim? Bir ölüm kararı soğuk ve yağmurlu bir kış gecesi, meşalelerin ışığında, kasvetli ve karanlık bir salondan başka bir yerde açıklanabilir miydi? Ağustos ayında, sabahın sekizinde, böyle güzel bir günde bu iyi yürekli jüri üyelerinin böyle bir karar vermeleri imkansızdı! Ve gözlerim gidip gelip güneşte parlayan güzel sarı çiçeğe takılıyordu.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Sanatçı dediğin güzel şeyler yaratmalı, ama bunlara kendi özel yaşamından hiçbir şey katmamalı. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki herkes sanata bir tür özyaşamöyküsü gözüyle bakıyor. Soyut güzellik duyusunu yitirmişiz. Günün birinde bunun ne olduğunu bütün dünyaya göstereceğim ben; işte bu nedenledir ki dünya benim yaptığım Dorian Gray portresini asla göremeyecek.”