Osmanlı Sultanı, Şehzadeleri için bir sünnet düğünü tertiplemiştir. İstanbul'da eski saraylarla birlikte Atmeydanı, Okmeydanı ve Divanyolu gibi mekânlar seyirlik alan olarak belirlenir. On beş gün sürecek düğünün dillere destan olması istenmektedir. Her vilayetten ve her ülkeden insanlar davet edilir. Bu sırada üzücü bir hadise; Sadrazam şehit olur... Sultan düğün neşesini siyasete boğdurmamak adına yeni sadrazam ataması yapmaz, Mühr-i Hümayûnunu kime vereceğini düğünden sonra açıklayacağını söyler. Bu durumda on beş günlük düğün süreci devletlular ve davetliler için acımasız ve ölümcül bir iktidar mücadelesine dönüşüverir.
Sarayda bunlar olurken sokaktan birkaç öksüz ve yetim delikanlının kaderleri iktidar yarışındaki devletlularla kesişir. Gençler, önce kalpazanlık yapmak, sonra da el altından düğün hediyelerini çalmak zorundadırlar. Üstelik içlerinden biri de zihinsel engellidir. Ve İstanbul bütün görkemiyle eğlenmeye başladığında yukarıdakilerle aşağıdakilerin mücadelesi de başlar.
Nefes nefese bir Osmanlı mâcerası...
İskender Pala'nın her zamanki yetkin kaleminden...
Durum hikayesi ağırlıklı gittiği için kitabın hızlı ilerlemediğini üzülerek söylemeliyim. Evet, her bölümde karakterler farklı bir olay yaşıyorlar fakat bunun belli bir yerden sonra sıktığını düşünüyorum. İnsanlar arası ilişkiler gayet iyi aktarılmış ve sanki kitabı okurken eski türk dizilerine bir konukmuşum gibiydi. Tekrar okumayı düşünmem lakin bir şans verilebilir.
Okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi kesinlikle. Dili hoş, olay örgüsü sıkmıyor ve karakter tasvirleri gayet iyi. İskender Pala'nın her zamanki yetkin kaleminden.