Bazı duyguların, hislerin anlamını bulmaya zaman ayıramayacak kadar yoğun yaşıyor insan. Tarifi olmayan her şey biraz yorgundur. Verilemeyecek söz, bırakılamayacak mektup, sarılamayacak bir ten kadar yorgun… Gidilemeyecek yol, varılamayacak ev, bahçesinde tek bir çiçek dâhi açamayacak kalp… Nerde görse yanan bir ev, hiç düşünmeden içine atlayacak bir çift göz… Biraz yorgun, fazla âşık, dermanı olmayacak kadar kaygılı…
İnsan hikâyecilikten kurtulamaz, kendi hikâyeleri ve başkalarının hikâyeleri arasında yaşar; başına gelen her şeyi hikâyelerin arasından görür, hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
Bu neşeli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım.
Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar.
Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.