Ne var ki korkunun soğuk eli bileğimi ancak bir an için kavrayabildi, kalbimin atışlarını ancak bir an için durdurabildi - sonra bu düşüncelerde tekrar coşkun duygulara, akıldışı, küstah bir gurura dönüştü, şimdi çevredeki diğer insanları kendimden son derece emin, neredeyse kibirle izlemekteydim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O an içimdeki bu donuklaşma sürecinin ne kadar ilerlemiş olduğunu birden görüverdim - hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum ve bu soğuklukta ölü, cesedimsi bir yan olduğunu gayet iyi biliyordum...
Ama o zaman böyle değildim. Böyle kırılmamıştı dallarım, ceplerim boş, akçelerim geçersiz kalmamıştı. Şimdi işte ilk kez anlar gibi fark ediyorum ki; sürgündeymişim.
Irvin D. Yalom'un kendinde iz bırakan psikoterapi öykülerini derlediği kitabı Günübirlik Hayatlar. Bu öyküler genellikle "ölüm fikrinin ağırlığı" etrafında toplanmış. Yaşlılık, hastalık, kayıplar.. Kişiler ya çok sevdikleri birilerini kaybetmiş veya kendileri için bir şekilde sona yaklaştıklarını düşündükeri bir dönemdeler. Yaşadıklarıyla başa çıkma/ çıkamama durumları üzerine zaman zaman hepimizi saran duygu yoğunluklari içinde kapısını çalıyorlar Yalom'un. Gelme nedenleri, sürecin ilerleyişi..
Kimi her şeye sahip ama içindeki koca boşluğu dolduramıyor, kimi ilerleyen yaşının getirdiği korkularıyla mücadele ediyor..Kiminin kayıplarına pişmanlıkları eklenmiş. Bazı cümleler çok derinden nefes aldırıyor. Yalom kitabı, Marcus Aurelius'a ait Düşünceler kitabından bir bölümle bitirmiş; O halde sana ait olan bu ufak zaman diliminden doğayla uyum içinde geç ve memnuniyetle tamamla yolculuğunu. Tıpkı olgunlaşan bir zeytinin, düşerken kendisini yaratan doğaya ve üstünde büyüdüğü ağaca şükran duyması gibi.
Meraklısı içini severek okunacak bir kitap.