Etnik kimliğin Yabancılaşması
10/10
·136 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:49
Kendi etnik kimliğinden kopan bir düşünür. Ziya Gökalp kendi halkı için büyük bir cellat olur. Ziya Gökalp bu tipik kişilerden biridir... Ziya Gökalp ve Öcalan aynı kişilik yabancılaşan ve kendi halkları için cellat olmuşlar...
Ziya Gökalp'in Büyük Çilesi KürtlerRohat Alakom · Avesta Yayınları · 201817 okunma
Ebru Asya / Sessiz Taşıyıcılar
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Uzun yıllardır engelli sorunları başta olmak üzere toplumsal konularda kaleme almış olduğum yazılarımla yerel gazete ile haber sitelerinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Yazmış olduğum yazıları aynı zamanda edebiyat sitelerinde de paylaşırım. Yıllarca engelsiz bir Türkiye ve engelsiz bir Malatya yaratılabilmesi amacıyla birlikte omuz omuza mücadele ettiğimiz can dostum Yücel Doğanşahin’in, 3 Mayıs 2021 tarihinde vefat ederek aramızdan ayrılmıştı. Onun hatırasını yaşatmak adına Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı kitabı çıkarmıştım. Çıkardığım kitabın geliriyle iki okulun kütüphanesine destekte bulunmuş ve bu konuyla ilgili de “Her kitaplık bir hapishane kapatır.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Kaleme almış olduğum yazım 9 Ocak 2023 tarihinde hem Edebiyat Defterinde hem de başka bir edebiyat sitesinde “Günün Yazısı” olarak seçilmişti. Aynı gün şiir başlığında ise “Rıh” adlı şiiri ile “Günün Şiiri” olarak seçilen Ebru Asya olmuştu. Onunla tanışmamız tesadüfen gelişen bu olay nedeniyle olmuştu. Güne gelen yazımı görüp okuduğunda etkilenmiş ve kütüphane projesine destek vermek amacıyla yorum yazarak benimle iletişime geçmişti. Onun adını ilk kez bu sayede duymuş oldum. Benim yazım ile onun şiiri aynı gün seçilmeseydi yollarımız muhtemelen hiç kesişmeyecekti. Okullarda oluşturacağım kütüphane için yolladığı kitaplardan sonra da 6 Şubat 2023 tarihinde yaşadığımız depremin ardından herhangi bir sorun yaşayıp yaşamadığımızı merak ederek aramış, bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sorarak kötü günlerin dostu olduğunu da göstermiş olmuştu. O günden bugüne kadar da bayram, yeni yıl gibi özel günlerde iletişimde bulunan Ebru Asya, vefanın en güzel örneğini göstermeye devam etti. Ayrıca, can dostum Yücel Doğanşahin’in anısına çıkarmış olduğum Can’ım Tenimden Ayrıldı kitabı için de güzel
Kitap Alıntısı
Sessiz TaşıyıcılarEbru Asya · Mythos Kitap · 20263 okunma
Reklam
İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20224 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:17
Heinrich von Kleist’ın İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nden Gülbahar Kültür’ün yetkin çevirisiyle çıkan ilk oyunu Schroffenstein Ailesi (Die Familie Schroffenstein), insan doğasının karanlık dehlizlerine, ön yargılara ve iletişimsizliğe muazzam bir darbe indiren sarsıcı bir trajedidir. Temelde aynı soydan gelen fakat aralarındaki karanlık bir "miras antlaşması" sebebiyle birbirine düşman kesilen Rossitz ve Warwand kollarının öyküsünü odak noktasına alan eser, insanı yöneten şeyin mantık mı yoksa körü körüne inanmayı seçtiği şüpheleri mi olduğunu sorgularken, bir çocuğun ölümüyle başlayan karşılıklı suçlamalar, tarafları körleştiren devasa bir nefret duvarına dönüştürür. İki düşman ailenin çocukları olan Ottokar ve Agnes arasındaki aşk üzerinden Shakespeare’in Romeo ve Juliet’ini çağrıştırsa da, Kleist bu temayı karakterlerin neye inanacaklarını bilemedikleri, dilin bir anlaşma aracı olmaktan çıkıp yalanı besleyen bir silaha dönüştüğü tekinsiz bir epistemolojik kriz boyutuyla ele alıyor. İntikam ateşiyle gözü dönen babaların korumaya çalıştıkları öz çocuklarını kendi elleriyle katlettiği o doruk noktasındaki trajik ironiyle eser, gözleri kör eden önyargının insanı en büyük vahşeti kendi canına karşı işleyecek kadar körleştirdiğini gözler önüne seriyor. Schroffenstein Ailesi, sadece Orta Çağ dekorunda geçen bir aile trajedisi olmanın ötesinde; günümüzün kutuplaşan, kulaktan dolma bilgilerle infial yaratan ve empati yoksunluğuyla "bize benzemeyenden nefret eden" modern toplumunun da aynası niteliğinde.
1000Kitap
Schroffenstein AilesiHeinrich Von Kleist · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202361 okunma
Adnan Yücel Şiirinde yangın ve köpük arasındaki diyalektik bağ
Puan vermedi·86 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:49
Adnan Yücel'in şiirinde şu iki imge el eledir. Yangın ve köpük. Yangın çaresizliği ve isyanı besler. Zulüm, haksızlık ve acilar tum ulkeyi sarar. Köpük ise coskuyu ve başkaldırıyi parlatir. Bu alevlere karşı halkin inanci gürül gürül akan irmaklar gibi tasar. Şair, bu yıkımı durdurmanın tek yolunun türkülenmek olduğunu söyler. Yani sanati inancı ve kavgayı turkuler aracılığıyla buyutmeyi önerir.
Şiir
Bir Özlem Bir TürküAdnan Yücel · Yurt Kitap · 2013784 okunma
Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:50
Bu kitapta anlatılan, dünyanın kaçınılmaz bir değişim dönüşüm sürecine girdiğini ve yeni çağa adapte olurken küresel geçmişimizi kültürümüzü atasal geleneklerimizi de içine alacak şekilde yeni çağa uyarlamamız gerektiğinin önemidir. Belki yenilere yer açabilmek için bazı öğretilerden vazgeçmeliyiz. Nitekim kitaptaki bu cümle aslında bunu çok güzel anlatıyor; Himalaya dağlarında uçan bir kelebek, Pasifik okyanusunda fırtına ya sebep olabilir. Bir tek benimle ne olur dememek lazım "yanlış yanlıştır herkes yapsa bile doğru doğrudur hiç kimse yapmasa bile" bu sözü seviyorum, tüketim çılgınlığı çevre kirliliği Z kuşağı şöyle böyle derken peki yeni nesil gençlerimiz dünyayı kimin gözünden görüyor onlar hiçbir şey bilmeden bu dünyaya geldiler kimin gözünden ilk dünyayı gördüler onlar da bir hata varsa dönüp kendimize bakmamız gerekmez mi kaldı ki kendini inşa etme yolunda kim mükemmeldi ya da şu anda kim mükemmel hangimiz kim gelişimini tamamladı daima öğrenmeye gelişmeye devam etmiyor muyuz? Ben oldum diyen meyve ağaçtan düşermiş.. Tamam ben oldum demek ne büyük bir ziyandır. Yeniçağa uyum sağlayıp adapte olurken, bu yeni çağ'ın getirilerini olabildiğince verimli kullanmak ve gençlere de olumsuz bir şekilde yüklenmemek gerektiğini düşünüyorum. Bir yerde okumuştum Sümer tabletlerinde bile ne olacak bu gençliğin hali yazıyormuş ben inanıyorum doğrudur yazıyordur vardır öyle bir şey, gençliğin hali hiçbir şey olmayacak evet bu hızlı dijitalleşen dünya beni de bazen ürkütüyor ancak onlar da bu bilinç seviyesi ile dünyaya geldiler bir yaradan var burada bizi aşan bir durum var onlar zaten buna daha doğmadan adapte oldular çünkü sistemin bize ne zaman ihtiyacı varsa ve bizim ruhumuzun tekamülü için de hangi çağ uygunsa o çağda o dönemde yaşarız. Rahmetli anneannemin kendi
Homo GlobusYücel Ataç · İskenderiye Yayınları · 20204 okunma
Reklam
Reklam