Seda Dağdelen

Seda Dağdelen
@yucesedaa
Her kitap, başka bir Seda’yı gün yüzüne çıkarıyor. Unutmamak için burdayım, kitapların bendeki tesiri burada! Peki, sen hikayelerin neresindesin?

Seda Dağdelen

, bir kitap okudu
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Melisa Kesmez
8.4/10 · 6,6bin okunma
Reklam
Küçük Yuvarlak Taşlar: Gitmek Kimin Hakkı?
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Melisa Kesmez’in öykülerinde gitmek, kalmak ya da susmak sadece eylem değil; kim olduğumuzu belirleyen iç seslerin yankısıdır. Nergis’in hikâyesi, bize toplumun “iyi anne” kalıbını sorgulatır. O, eşlik ve annelik rollerinin ardında bastırılmış arzularla yüzleşir. Gidişi bir isyan değil, kendine doğru bir yürüyüştür. Ama Elif… O, annesinin gidişiyle değil, yokluğuyla büyür. Kalbinde şekli belirsiz bir boşluk taşır; neyin eksik olduğunu tam bilmeden. Kız çocuğunun annesinden beklediği o bakış, o şefkat, o yön—hepsi bir gölgeye dönüşür. Elif, büyüdükçe sadece annesini değil, kim olabileceğini de arar. Mutluluğunu bile başkasına anlatır; çünkü içindeki kırgınlık, sevincin bile sahibini şaşırır. Mehmet ise sessizce oradadır. Gitmez, tutmaz. Ama belki de en derinden o hisseder. Sessizliğiyle yük taşır. Bu üç kişi aynı çemberin farklı uçlarında durur. Nergis bedenini, Elif duygularını, Mehmet zamanını terk eder. Ve geriye şu soru kalır: Kırılan bağlar yeniden kurulabilir mi, yoksa her eksiklik bir kimliğe mi dönüşür? Küçük Yuvarlak Taşlar
1000Kitap
Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20226,6bin okunma
Tatar Çölü: Kale Güvende Ama Zaman Sızdırıyor
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Tatar Çölü’nü okudunuz mu? Ya da şöyle sorayım: Hâlâ bekliyor musunuz? Dino Buzzati’nin Tatar Çölü romanı, bir sınır kalesinde görevli subayların hiç gelmeyecek bir düşmanı bekleyişini anlatır. Sessiz, yavaş, neredeyse durağan bir anlatı. Ama tam da bu yüzden sarsıcı. Çünkü bu bekleyiş, aslında çok tanıdık. Roman boyunca, kalenin taş duvarları arasındaki rutinler devam eder. Dışarıda sonsuz bir çöl uzanır. Herkes inanır: “Bir gün o düşman gelecek.” Ama düşman gelmez. Gelmediği gibi, zaman sessizce geçer. Ve bir sabah fark edilir: Gençlik bitmiş. Hayat geçmiş. Peki bu sadece Drogo’nun hikâyesi mi? Bugünün eğitim dünyasında da benzer bir kale yok mu sizce? Öğrenciler “gelecek için” hazırlanıyor, öğretmenler “sisteme uyumlu” olmaya çalışıyor, yöneticiler reformları bekliyor. Ama ya o büyük gün hiç gelmeyecekse? Siz kendi hayatınızda neleri erteliyorsunuz? Gerçek öğrenme ne zamana kaldı? Kaç yıldır “şartlar otursun” diye bekliyorsunuz? Daha donanımlı olmak için mi bekliyorsunuz, yoksa konforlu kalmak için mi? Bastiani Kalesi, belki de bizim konfor alanımız. Tatar Çölü ise belirsizlikten korktuğumuz o açık alan. Ve o düşman? Belki de harekete geçmemiz için gerekli olan cesaret. Eğitimde, iş yaşamında ya da kişisel gelişimde… Asıl soru şu: Siz hâlâ bekliyor musunuz? Yoksa artık kaleden çıkma zamanının geldiğini hissediyor musunuz?
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma