Kızıl, Viyana'da genç bir tıp öğrencisinin yetişkinliğe geçiş ve yeni bir ortama uyum sağlama mücadelesine ortak ediyor okuyucusunu. Bertold Berger adındaki bu genç, içinde bulunduğu yalnızlık duygusuna karşı çaresizken, ihtiyaç içinde olan kızıl saçlı bir çocuğun hayatını değiştirerek umut buluyor.
Berger üniversite eğitimi için geldiği Viyana'da, bir kadın ve kızı olmak üzere çeşitli karakterlerle odasını paylaşıyor. Bu paylaşımlı odada Schramek isimli bir arkadaş ile tanışıyor. Shramek ile ilişkisinde yaşadığı gerginlikler üzerinden olaylar ilerliyor.
Özellikle Schramek'ın yakınlığı ve Berger'ın Karla'ya olan ilgisi arasında kalan dostlukları, hikayenin karmaşıklığını artırıyor. Oldukça pısırık ve pasif bir karakter imajı çizen Berger, sosyal yeteneklerinin eksikliğini ve yalnızlıkla mücadelesini bizimle paylaşıyor. Berger'ın hikayesi, kızıl hastalığından muzdarip olan ev sahibinin kızına bakarken bir dönüş noktasına ulaşıyor. Bu küçük kızda, kendi kız kardeşini anımsatan bir bağlantı buluyor.
Şunu da eklemeden geçemeyeceğim; kitapta Berger ile bu hasta kızın yakınlaşması pedofilik bir içerik olarak kabul edilebilir. Eserle ilgili bu konuda bazı tartışmaları da okuduğumu hatırlıyorum.
Sonuç olarak, yetişkinliğe geçişin zorluklarını ve yalnızlıkla mücadeleyi ele alan karmaşık ve duygusal bir hikaye okuduk. Zweig'ın bu eseri, Berger'ın duygusal yolculuğunu ve Viyana'nın bohem atmosferinde kendine bir yaşam kurma çabalarını inceliyor. Kitap, hem duygusal hem de sosyal açıdan güzel bir hikaye anlatıyor. Bunun yanında da okuma sırasında Zweig'in tasvirlerinden etkilenerek düşüncelere dalmamak elde değil.
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202237bin okunma