Yüceyurt

Yüceyurt
@yuceyurt
197 kütüphaneci puanı
667 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Anladım - Yıldız Kenter
Anladım biz yolun sonuna vardık! Anladım gözlerin 'yol bitti' dedi Ne kadar saklasam boşuna artık Gözlerin dilinden önce söyledi Suçlu bir veda bu, merhaba değil Besbelli sönecek titreyen kandil Renginden vazgeçti diye karanfil Gözlerin dilinden önce söyledi. Can gibi çekilip ayrılsan tenden, Gitme, kal dememi bekleme benden Ayrılık kararı verilmiş dünden Gözlerin dilinden önce söyledi.
Reklam
Fikirler bazen bir çöküşün tam ortasında filizlenir.
8/10
·240 syf.··
2024 6. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2024 23:40
İttihatçılık üzerine Süleyman Tekir’in araştırmaları ve anlatımıyla güzel şeyler öğrendim. Sadece bir siyasi hareketin doğuşu değil, bir çağın zihinsel kırılma anlarıyla yoğrulmuş bir ruh hali... Kitap, İttihat ve Terakki’nin ortaya çıkışını, bir fikirden bir teşkilata, oradan bir rejime evrilme sürecini sade ama adım adım izleri sürecek şekilde anlatıyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, İttihatçılığın tek bir düşünceden ibaret olmamasıydı. Bu bir "fikri ittifak" değil, daha çok farklı eğilimlerin ortak bir dönüşüm arzusu etrafında geçici olarak birleştiği bir yapıydı. Kurucu kadrolar arasında belirgin fikir ayrılıkları, kişisel ihtiraslar ve dönemin siyasal zorunlulukları iç içe geçmiş durumda. Özellikle II. Meşrutiyet dönemindeki ideolojik dağınıklık ve bu dağınıklığın zamanla nasıl otoriter bir disipline dönüştüğü, hem dikkat çekici hem de düşündürücüydü. Okurken sık sık şunu düşündüm: Osmanlı’nın son dönemine dair okuduğumuz birçok anlatı ya kahramanlaştırır ya da şeytanlaştırır. Ama bu kitap ikisinin de ötesine geçip insani yönüyle yaşanan fikri çatışma ortamını görmemizi sağlıyor. Yanlış kararlar, iktidar mücadeleleri, iç rekabetler ve hepsinin ortasında bir ideal arayışı… Bence bu tarafıyla da değerli. Yazarın dili akademik olmasına rağmen yormuyor, hatta yer yer roman havasında da hissettirdi diyebilirim. Yer yer altını çizdiğim ifadeler oldu; bazı bölümler özellikle düşündürdü. Ve şunu ekleyelim.. Güzel bir cümle okumuştum: Bazen bir imparatorluğun çöküşünü anlamak, bir fikrin yükselişini izlemekten geçer.
Araştırma-İnceleme Tarih
İttihatçılık - DoğuşSüleyman Tekir · Kronik Kitap · 2023632 okunma
İnsan en büyük ihaneti, en çok güvendiği yerden alır.
7/10
·160 syf.··
2024 5. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2024 23:31
Shakespeare’in Othello’sunu okumak, kıskançlık, aşk, ihanet ve insan doğasındaki zaafların bir araya gelip nasıl bir felakete dönüştüğünü izlemek gibiydi. Othello güçlü bir asker, onurlu bir komutan... ama belki de tüm bu dış kabuğun altında, insanlara gereğinden fazla güvenen, içsel olarak kendine bile tam güvenemeyen bir adam. Bu güven zaafı, onu adım adım bir felakete sürüklüyor. En çarpıcı olan şey şu: Othello, Desdemona’ya olan derin sevgisine rağmen, Iago’nun sinsice kurguladığı yalanlara bu kadar kolay teslim oluyor. Yani sevgi, bazen ne yazık ki şüpheyle baş edemiyor. Iago'nun ustaca ördüğü entrikalara, Othello’nun bu kadar kolay kapılması içimi burktu. Belki de gerçek trajedi tam burada başlıyor. Bir insanı seviyorsun ama en küçük şüphede sevgin değil korkun ağır basıyor. Sonuç: Geri dönüşü olmayan bir pişmanlık. Iago ise... tam anlamıyla kötülüğün vücut bulmuş hali. Onun yaptığı şey sadece başkalarının hayatını mahvetmek değil, insan ruhunun en zayıf yerlerine dokunup, oradan çatlaklar yaratmak. Hiçbir menfaati yokmuş gibi, sadece manipüle etmekten aldığı bir haz var sanki. Özellikle Othello’nun "yabancı" kimliği, toplumda zaten kendini dışlanmış hissetmesine sebep olurken, Iago’nun bu duyguyu kurcalayarak güveni zehre dönüştürmesi çok çarpıcıydı. Desdemona... belki de eserin en masum karakteri. Othello’ya duyduğu saf sevgi, sadakati ve başına gelen trajedi o kadar dokunaklı ki; her şey olup bittiğinde aslında Desdemona değil, Othello kendi ruhunu kaybetmiş oluyor. Kitap boyunca kafamı kurcalayan şeylerden biri de şuydu: Othello, Desdemona’ya inanmak yerine neden Iago’ya inandı? Sevgiyle büyüyen bir güven neden bu kadar kırılgandı? Ve insan, bir başkasının sesiyle kendi vicdanının sesini nasıl bu kadar bastırabilir? Othello'ya mesajım: “Kendini yeterince
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Okumayan kişi, okumayı bilmeyenden daha iyi durumda değildir.
Sadece ütü yapıyorsun Martin, abartmasan mı?
Eli ve kafası durmadan çalışan zeki bir makine, mevcudiyeti o zekânın varlığına armağan olmuş bir insandı. Kainata ve onun büyük meselelerine ayıracak yer kalmamıştı beyninde. Zihninin tüm o geniş, ferah koridorları kapanmış, sıkıca mühürlenmişti. Yankılarla dolu koca bir saraya benzeyen ruhu, geçtiği yeri buharlar içinde bırakan geniş ve ezici okşamalarla, asla daha fazlası değil, sadece gerektiği kadar dokunarak ve her dokunuşta bir milim bile fazla değil, sadece gerektiği kadar giderek, sonu gelmez gömlek kollarının, önlerinin, yanlarının, sırtlarının üzerinde süratle hareket eden ütünün ve sonrasında işi biten gömlekleri kırıştırmadan askıya atan kolunun, omuz kaslarının ve on hünerli parmağının yönetildiği küçücük bir odaya, yükseldikçe daralan bir kuleye dönmüştü.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2021·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam