Merhabalar, incelememe kitabın özü olarak gördüğüm bir alıntı ile başlamak istiyorum.
"Tıp, hukuk, bankacılık bunlar hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik? Bunlar ise uğruna hayatta kaldığımız şeylerdir."
Yetişkinler, özellikle ebeveynler söz konusu çocuklar olunca, onların akademik olarak çok başarılı, gelecekte ise en güzel mesleğe sahip olmalarını isterler. Bu istekte haklılık payları yadsınamayacak derecede vardır. Çünkü kendileri hayat silsilesinden geçmiş, hayatı çoktan deneyimlemiş kişiler olarak onlara bir yol gösterici olmak zorundadırlar. Ancak unuttukları bir noktanın olduğunun farkında değillerdir. Hayatta başarı kadar, başarısızlık da vardır, insanoğlu bir robot değildir, ruhu ile bütündür. Bir birey başarısızlık ile karşılaştığında geektiğinde ruhuna gıda olacak sanat, şiir, müzik ve sportif faaliyetler ile de ilgili olmalıdır. Bu nedenle unutulmamalıdırki çocuklar iki yönlü geliştirilmeli, bir taraftan akademik alanda gelişirken aynı zamanda ruhuna gıda olacak sanat, şiir, müzik ve hatta aşk ile de ilgilenmelidir. Kısaca her şey dozunda olmalıdır. Ne eski nesil ebeveynler gibi çocukları robot olarak görelim, ne de yeni nesil ebeveynler gibi hayatı çocuklara pamuk şeker gibi gösterelim! Kısaca bu kitaptan benim çıkardığım mesaj şudur "Her şey dozunda olsun!"
Eğer siz de akademik olarak katı bir okulda olan öğrencilerin, bir öğretmen vasıtası ile ruhları ile tanışması hikayesini okumak istiyorsanız buyurun. Ancak baştan uyarayım sonu sizi şaşırtabilir!