Bizler, yani insanlık, kendimizi yanlış adlandırdığımız birtakım niteliklerle damgaladık . Aşk, nefret, yardımseverlik, merhamet, hırs, cömertlik, vesaire. Demem o ki bu isimleri yanlış anlamlarla eşleştirdik. Oysa hepsi kendinden memnun olma, kendi arzularının esiri olmanın çeşitleridir; ama bu adlandırmalar onları dikkatimizi gerçekten uzaklaştıracak denli gizlenmiştir.
Aşk dediğin öyle bir dürtüdür ki bu yasa en kati biçimde onda bulunur. Aşk duyulan kişi için insan hayatı ve içindeki her şeyi har vurup havran savurur. Hem de sadece kendi için. Aşk duyulan kişi mutluysa o da mutludur, hem de bu bilinçli yapılan bir şey de değildir.
İnsan makinedir, kişiler üstü bir araç. İnsan her ne ise yaptıklarından, kalıtımından, örfünden, çevresinden ve cemiyetinden edindiği etkiler sayesinde insandır. İnsan yüksek etkiler tarafından taşınmıştır, yönlendirilmiştir, komuta edilmiştir. Sıfırdan hiçbir şey yaratamaz, tek bir düşünce bile.