Beni Kör Kuyularda, okurken içime işleyen, adeta her sayfasıyla yüreğimde iz bırakan bir eserdi. Hasan Ali Toptaş’ın kelimelerle kurduğu o melankolik ve derin dünya, bir okur olarak beni hem hüzünlendirdi hem de düşündürdü. Yalnızlık, kaybolmuşluk ve insanın içindeki karanlık kuyular, öylesine samimi ve vurucu bir şekilde anlatılmış ki, karakterlerin acısını kendi acım gibi hissettim. Bazı cümlelerde durup uzun uzun düşündüğüm, kendimle yüzleştiğim anlar oldu.
Kitap, bir yandan karanlık bir atmosfer sunarken bir yandan da o karanlıkta insan olmanın anlamını aramaya çağırıyor. Her şeyin yitip gittiği, umutların neredeyse kaybolduğu o dünyada bile, insanın içindeki kıpırtıyı hissetmek mümkün. Kitabın dilindeki duygu yoğunluğu ve samimiyet, beni bir okuyucu olarak derinden sarstı ve içime işledi. Bu eser, sadece bir romandan ibaret değil; insan ruhunun en karanlık köşelerine tutulmuş bir ışık sanki.
Okumadan ölme.