Nideyim zâyi idüb bu tûl-i emelle nefesi?
Kalmadı zerre kadar dilde bu dünya hevesi.
Iztırabı kogul ey mürg'i revân sabreyle
Eskiyüb işde haraba varıyor ten kafesi.
Kârban-ı reh-i iklim-i adem-menzilinün
Dokunur oldu dilâ sem'ime bank-i ceresi.
Görsem yüzünü gözüme nur u ziya gelür
Çeksem cefanı canıma mihr u vefa gelür
Ayine-i cemaline öyküne mi güneş
Kim şemssar olur ve yüzüne haya gelür
Müşk-i Hita desem saçına benden incinir
Baht-ı siyahı gör ki nedersem hata gelür
Şah'a! ne tuhfe göndereyin hak-i payına
Benim gini fakirin elinden dua gelür
Ka'be kapuna can ile her gün dua edüp
Yüz sürdüği Nişani'ye zevk ü sefa gelür
Sultan Murad ll. Türkçülük tarihi bakımından da çok önemli bir sima olarak da bilinir. Tercüme ve telif suretiyle bir çok türkçe eserler yazdırmış; Türk Alimleriyle Şairleri himayesine alarak, •milli kültür• harreketine ön ayak olmuştur.
Bu kitabımın bir hususiyeti de hadiseler hakkında yabancı milletler tarihlerinin telakkilerini ve beyanatını toplamış olmasıdır. Söylemeğe hacet yoktur ki: Bu gibi kitaplar nihayet bir devir, bir hadise hakkinda etüd mahiyetindedir. İlgili olduğu devrin tam bir tarihi olamaz. Eğer hadiseler hakkında Türkiyede bulamayacağımız kitapların verdiği bilgileri Türk okuyucularına sunmağa muvaffak olursam bana düşen vazifeyi yapmış olurum. Tam tarihini yazacak olanlar Türk kaynaklarını da kendi kütüphanelerimizden kolayca elde ederek tarihi çerçeveyi her bakıma ve her görüşe göre tamamlayabilirler.