Ali Rıza Seyfi

Ali Rıza Seyfi

YazarÇevirmen
7.7/10
9 Kişi
·
24
Okunma
·
0
Beğeni
·
441
Gösterim
Adı:
Ali Rıza Seyfi
Unvan:
Yazar, Türk Edebiyat Tarihçisi
Doğum:
İstanbul, 1879
Ölüm:
İstanbul, 1958
Türk edebiyat tarihçisidir. 1880 yılında İstanbul'da doğar ancak denizci olan babasının görevi dolayısıyla Gemlik'e yerleşir. Aile üyelerinin atadan gelen denizcilik mesleğinin yanı sıra, babadan gelen edebiyat ilgisi vardır. Ali Rıza Seyfi 1892 yılında Heybeliada'daki Mekteb-i Bahriye'ye gider. Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar. Namık Kemal'in ve Ziya Paşa'nın fikirlerinden etkilenerek Osmanlı'nın içinde bulunduğu meselelere ilgisi artar. Ayrıca bu okulda İyi derecede İngilizce öğrenen yazarın üzerinde bu okulda hocası, İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyesi Saffet Bey'in Türkçülük konusunda etkilendiği görülür.Türkçülük hakkındaki görüşleri ile dikkat çeker. 1909 yılında yüzbaşı iken emekli olur.Eserleri: Hayat-ı Alûde (1901), Çanakkale Boğazı (1902),Barbaros Hayreddin (1910), Kazıklı Voyvoda (1928), Kemal Reis ve Baba Oruç (1909), Muazzez Vatana (1913), Muhaberat-ı Bahriye-yi Osmaniye Zeyli (1899), Turgud Reis (1900), Akdeniz Kaplanları (1935), Deli Aslan (1935), Çocuk Kahraman Durakoğlu Demir (1945), Gazi ve İnkılâp (1933), Kurtuluş ve Kurtuluş Savaşı (1934)
"Bilindiği gibi "Drakula Istanbul'da"1953 yılında Mehmet Muhtar'ın yönetmenliğinde Turgut Demirağ 'ın yapımcılığı ileTurk sinemasının ilk korku filmidir ... "
Bu kitabımın bir hususiyeti de hadiseler hakkında yabancı milletler tarihlerinin telakkilerini ve beyanatını toplamış olmasıdır. Söylemeğe hacet yoktur ki: Bu gibi kitaplar nihayet bir devir, bir hadise hakkinda etüd mahiyetindedir. İlgili olduğu devrin tam bir tarihi olamaz. Eğer hadiseler hakkında Türkiyede bulamayacağımız kitapların verdiği bilgileri Türk okuyucularına sunmağa muvaffak olursam bana düşen vazifeyi yapmış olurum. Tam tarihini yazacak olanlar Türk kaynaklarını da kendi kütüphanelerimizden kolayca elde ederek tarihi çerçeveyi her bakıma ve her görüşe göre tamamlayabilirler.
Biz yüzbaşı ile böyle münakaşa ederken yüzümüzü çevirerek daima bu talihsiz Türk centilmenine bakmakta idim. O bu münakaşanın kendi üzerine olduğunu anlıyordu. O sağ kolu ile sol bacağından kurşun ile yaralanmıştı ve düşmanlarının elinde esirdi, ancak böyle bir vaziyette bile öyle asilane, yiğitçe bir tavır ve çehre gösteriyor, bütün etrafındakilerden o kadar yüksek görünüyordu ki; onun mümtaz bir şahsiyet olduğuna kanaat ettim.
1869 senesi yazında içlerine kara askeri de yükletilmiş olan 12 kapak, 12 firkateyn ve büyük miktarda nakliye gemilerinden mürekkep büyük bir Rus donanması Baltık denizinde Kronştad harp limanından Akdenize gitmek üzere yola çıktı, Kont Alexis Orlof
bu kuvvetin başkomutanı idi. Donanmaya da Kont Orlof'un emrine tabi bulunmak üzere Rus Amirali Spridof kumanda ediyordu. Lakin deniz harekatinin hakiki liderleri İngiliz Amirali Elphingston, İngiliz kaptanı Komdor Greg, ve daha birgok İngiliz zabitleri idiki: Donanmanın her gemisine dağılmış bulunuyordu.
Türklerin bütün donanmalarından ancak 64 toplu bir gemi ile bir iki kadirga kalıp onlar da Ruslar tarafından alınarak limandan çıkarılmıştı. Ortada bunlardan başka birşey, yoktu. Bizim zaferimiz o kadar mükemmel, onları felaketi o kadar tamdı!
Rusyanın gizli memurları Morada ve başka Rum, Yunanlı halkı merkezierinde pek çok çalışıyorlardı. İmparatoriçe Rumlardan kendisine karşı duydukları saygı ve sadakate, Türklere isyan için ayaklanmağa hazır bulunduklarına dair birçok haberler almakta idi.
"Bu onsekizinci asrın Türkleri, Büyük Sultan Süleyman zamanındaki büyük babalarının yüksek mertebelerinden ne aci derecede düşmüşler; ne feci surette dejenere olmuşlardı. Kanuni Süleyman devrinde Türk amiralleri Akdeniz adalarını, bütün Akdeniz sularını, Hint Okyanusu denizlerini mesaha ederek haritalarını yapmışlar, cografyası
ve navigasion’u ile ilgili her madde üzerine hem fenni hem de ilmi birçok kitaplar yazmışlardı..."
Orlof buradan ayrılır ayrılmaz Mora paşası hemen memleketin her tarafında umumi bir af ilan etti. Ruslarla beraber kaçmış olan Moralıların ailelerine bile büyük bir merhamet ve adaletle muamele edildi. Türkiye hükümeti halka emniyet ve refahı tekrar vermek ve kanlı harbin bütün izlerini silmek için en büyük insaniyeti gösterdi.
Lakin Volter gibi fikir istiklali ve dürüstlük iddiasında bulunan bir felesofa, ateşli şaire yakışmayacak, hatta bütün şerefini lekeleyecek bir nokta varsa, en sonra onun da Katerina’ya uyup, uzaktaki hırs ve emel sahiplerinin kanlı kurbanı olan ve alçakca terkedilen zavallı Rumlar hakkında hakaretler savurmasıdır. Koca hakim diyor ki:
-Bu millet, imparatoriçe’nin gösterdiği iyiliklere hiçbir vechile layık değildir. Bundan sonra Yunan dilinde yazılmış eserleri okumağa tahammül edemiyeceğimden korkuyorum! Eğer haşmetli imparatoriçe Katerina da Rum Ortodoks mezhebinde olmasaydı hatta Rumların din ve mezheplerinden bile nefret edecektim.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Oldukça güzel bir tarihi eser. 2. Bayezid döneminde amiral olan ve ilk İnebahtı savaşında, Modon, Koron ve Navarin adalarının alınmasında, Endülüs Emevi devletine mensup Müslümanların kurtarılmasında baş rol oynayan Kemal Reis ile, İspanyollara korkulu rüya olan, Barbaros adını herkese duyuran meşhur Oruç Reis'in hayat hikayelerini anlatıyor. Özellikle Kemal Reis'in deniz kuvvetlerine katılması ve Oruç reisin en sonunda şehit olduğu Tlemsen kuşatması detaylı bir şekilde anlatılıyor. Bunlar anlatılırken sadece yerli değil yabancı kaynaklara da yer veriliyor. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
114 syf.
·Beğendi·8/10
Bir gece düşünün, sadece bir şaka yüzünden bütün kafalar karışıyor ve bütün yanlışlıklar ortaya çıkıyor. Okurken çok şaşıracağınız, bazı sahnelerinde kalbinizin heyecanlanacağınız bir tiyatro eseri, tiyatro sevenlerin okuması gereken bir eser.
176 syf.
·1 günde
Vampir filmleri ve kitapları her daim ilgi çekici olmuştur ama en önemli ve dikkat eçeken vampir Drakula'dır kuşkusuz. Drakula İstanbul'da orjinal eserin bir uyarlaması ve türkleştirilmesidir. Filmi de çevrilen roman etkileyici bir anlatım oluşturmuş ve Drakul'nın İstanbul'da olması sonucunda neler olabileceği sorusuna cevap aramıştır. Filminde ise o zamanki Türk sinemasına göre pek çok yenilik göze çarpar ve ilk korku filmimiz olur.
Yusuf İslam
Yusuf İslam Çeşme Deniz Muharebesi Faciası ve Akdeniz'de ilk Rus Donanması. Türklere Karşı Ruslar Tarafından Yapılan Deniz ve Kara Seferlerinin Doğru bir Hikayesi'ni inceledi.
107 syf.
·2 günde·7/10
Yazar, Rauf Orbay İngiltere'de iken tesadüfen bulduğu bir kitaptan kendisine bahsedince İngiltereye giderek kitabı temin ile tercümesine giriştiğini söylüyor. Çeşme vakasının 2 yıl sonrasında savaşa katılan bir İngiliz zabitinin çalışmasını çevirmiş. Kitapta çok önemli bilgiler var. Ancak mütercim tercüme esnasında sık sık yazara karşı geliyor ve kitabın ilk sayfasında söylediği yabancı kaynakları toplayıp çevirip karşılaştırma imkanını bu konuyu daha sonra çalışacak tarihçilere bıraktığından bahsettiği kısmı yalanlıyor. Yer yer dipnotlarla, yer yer ise metin arasında İngiliz zabitin yanlışlarını söylüyor. Bu haliyle akademik üsluptan uzak olmasına rağmen 40'lı yılların Türkiyesi için güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Kitapta denizcilik terimlerinin yer yer açıklanmış olması ve yer yer de açıklanmamış olması okuma keyfini düşüren bir diğer unsur. Bu haliyle konunun yeniden ele alınıp ciddi bir çalışma ile tekrar hazırlanması kanaati hasıl oldu ancak anlattığı tarih itibarıyla önemli ve okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Rıza Seyfi
Unvan:
Yazar, Türk Edebiyat Tarihçisi
Doğum:
İstanbul, 1879
Ölüm:
İstanbul, 1958
Türk edebiyat tarihçisidir. 1880 yılında İstanbul'da doğar ancak denizci olan babasının görevi dolayısıyla Gemlik'e yerleşir. Aile üyelerinin atadan gelen denizcilik mesleğinin yanı sıra, babadan gelen edebiyat ilgisi vardır. Ali Rıza Seyfi 1892 yılında Heybeliada'daki Mekteb-i Bahriye'ye gider. Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar. Namık Kemal'in ve Ziya Paşa'nın fikirlerinden etkilenerek Osmanlı'nın içinde bulunduğu meselelere ilgisi artar. Ayrıca bu okulda İyi derecede İngilizce öğrenen yazarın üzerinde bu okulda hocası, İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyesi Saffet Bey'in Türkçülük konusunda etkilendiği görülür.Türkçülük hakkındaki görüşleri ile dikkat çeker. 1909 yılında yüzbaşı iken emekli olur.Eserleri: Hayat-ı Alûde (1901), Çanakkale Boğazı (1902),Barbaros Hayreddin (1910), Kazıklı Voyvoda (1928), Kemal Reis ve Baba Oruç (1909), Muazzez Vatana (1913), Muhaberat-ı Bahriye-yi Osmaniye Zeyli (1899), Turgud Reis (1900), Akdeniz Kaplanları (1935), Deli Aslan (1935), Çocuk Kahraman Durakoğlu Demir (1945), Gazi ve İnkılâp (1933), Kurtuluş ve Kurtuluş Savaşı (1934)

Yazar istatistikleri

  • 24 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.