Etrafına bakıp "Lakin nasıl yaşıyorlar yarabbim, sevmeden, sevilmeden nasıl yaşanıyor?" diye taaccüp ediyordu [hayrete düşüyordu]. Evet, nasıl yaşamıştı? O zamana kadar kendisi nasıl yaşamıştı? Fakat hayatı nasıl bir çöldü!
Ah, ruhunda ne fırtınalar, bu nazarın siyah yahut koyu kestane huzme-i meanisi [anlam demetleri] içinde ne hemen bayılıveren tehacümler [hücumlar] oluyordu eğer nefsini zapt etmese haykırmak lazım gelecekti.