Ey kardeşlerim, hikaye morukları tartaklayıp piliçleri düdükleyen suç makinesi Alex’in nasıl karar mekanizmasını yitirdiğini ve nasıl otomatiğe bağlandığını anlatıyor. Lavuk yazar, Küçük Mütevazi Anlatıcımızın her halini dikizletip hangi bok püsür yolun daha vicdani olduğunu çakozlamanız için sizi vicdanınızla bırakıyor. Kardeşlerim, ister bana inanın ister götümü öpün ama kitap en az Ludwig Van Beethoven’in 9.Senfonisi kadar dehşet. Dahası kankamızın dili de tıpkı bu incelemedeki gibi bok püsür işte bol argo içerir
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
İngilizce öğretmenimiz Küçük Prens’i okuyacağımızı söylediğinde onun bir çocuk kitabı olduğunu, çocukların okuması gerektiğini, yaptığı şeyin çok saçma olduğunu düşünmüştüm. Yetişkince davranmışım. Okuduktan ve öğretmenimle kitap üzerine tartıştıktan sonra Küçük Prens’in aslında ne denli önemli, değerli bir eser olduğunu anladım.
Kitap genel hatlarıyla yetişkinler ve çocuklar arasındaki farkı konu alıyor olsa da “baobab” ağaçları ile bize çok daha farklı bir mesaj vermek istemiş, yazar. Baobab ağaçları, 28 ve üstü metreye kadar uzayabilen, 30 metreye kadar genişleyebilen oldukça köklü ağaçlardır. Yazarın kitabı yazarken 2. Dünya Savaşı’ndan etkilenmiş olabileceği düşüncesiyle baobab ağaçlarını faşizmin simgesi olarak kullandığını düşünüyorum. Çünkü faşizm kitabın yazıldığı dönemlerde yeni yeni ortaya çıkmaya başlamış, henüz kök salmıştı. Küçük Prens ise burada yazarın kendisini simgeliyor ve koyun ise faşizme karşı çıkabilecek nitelikteki insanlar. Küçük Prens, koyunu baobab ağaçlarını gezegeninden kaldırması, onları yok etmesi için istemişti. Yani bir bakıma yazar koyuna ne olduğunu anlamamız için önümüze fırsatlar sunmuş.
Kitapta bir diğer dikkat çekilen nokta ise “evcilleştirmek”. Küçük Prens’e göre cins/tür olan varlıkları özel yapmak için onu sahiplenmek, ona kendinden bir parça vermekti, evcilleştirmek. Tıpkı günümüz dünyasında olduğu gibi. Bir köpek edinirsin, ona isim verirsin, onunla vakit geçirir, en önemlisi de ona değer verirsin. İşte o zaman o senin ‘evcil hayvan’ın oluverir bir anda. Küçük Prens’in gülü gibi, tilkisi gibi
Buket Uzuner'den okuduğum ilk kitap.Sevemedim,sürüklemedi beni. Yaşanılan hayatlar bana çok yabancı. Ama yazar hakkında kesin hüküm vermek istemem, bu haddim değil.belki diğer kitaplarını beğenebilirim.