…
Aranızda ne genç olup arayan ne de yaşlı olup anımsayanlar var; aramaktan ve anımsamaktan duydukları korkuyla tüm hazlardan uzak duruyorlar, ola ki ruhu ihmal etmiş, ruha karşı kusur işlemiş sayılırlar diye.
Fakat söyleyin bana, ruhu kim gücedirebilir? Bülbül gecenin sükunetini, Ateş böceği yıldızları gücendirir mi? Aleviniz ya da dumanınız yük olur mu rüzgâra?
Sıkıntıya ve dara düşünce dua ediyorsunuz; keşke sevinciniz doruklarda olduğunda ve bolluk günlerinizde de dua etseniz.
Size sözcüklerle dua etmeyi öğretemem. Tanrı sözlerinizi dinlemez, O bu sözleri sizin dudaklarınızdan kendisi söylemiyorsa.
Malınızdan mülkününüzden verdiğinizde pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
Yokluk korkusu yoklugun bizzat kendisi değil midir? Kuyunuz suyla doluyken çekilen susuz kalma korkusu değil midir asıl giderilemez susuzluk ?
“Veririm ama sadece hak edenlere” dersiniz sık sık. Ne meyve bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler. Onlar yaşayabilmek için verir; çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır.