Darbeler üzerine inmeye devam ederken, içindeki yaşam kıvılcımı titreşip soldu. Sönmek üzereydi. Buck tuhaf bir şekilde hissizleşmişti. Sanki dayak yediğini çok uzaktan izliyordu. İçindeki son acı hissini de yitirmişti. Artık hiçbir şey hissetmiyordu; vücuduna inen sopanın sesini bile zar zor duyabiliyordu. Ama artık onun vücudu değildi bu, çok uzakta gibiydi.