Kitabı beğendim bence insana birşeyler katacak bir kitap çünkü bir farkındalık var vücut engelli yada bir becerisi olmayan herkese salak, gerizekalı gözüyle bakılması gerçekten çok gülünç ve kitapta da burdan bahsediyor gerçekten ben hiç kimseye ne engelli ne de engelsiz hiç kimseye salak gözüyle bakmıyorum ama bu kitap beni bile sorgulattırdı yani farkında olmadan yaptığımız şeyler olduğunu gördüm ve bunlardan bir ders çıkardım
Aslında engelli olan insanlarla nasıl iletişim kuracağımızı bilemiyoruz ama onlar bizden sadece iletişim kurmanız istiyor onları görmemezlikten gelmek yani aslında hiç iletişim kurmamamız onları daha da üzüyor
Engeli olmayan biri için bile yok sayılmak kendini kötü hissettirken onlar toplum algısı olan dış görünüşleri yüzünden kendilerini kötü hissederken bir de bizim onlarla iletişimde olmamamız kim bilir onları ne kadar kırıyordur. Engelli ya da değil herkes aynıdır yeter ki sığ düşünceli olmayalım
Rüzgarın Gölgesi
Bu kitabı arkadaşım Yağmur'la yaptığımız kitap değiş tokuşu sayesinde tanıdım. Kitabı bana büyük övgülerle verdi. Benim de beklentimi fazlasıyla karşıladı.
İlk defa 2001 yılında yayınlanmış yani 20 yıllık roman. Dünya çapında en çok satılan kitaplardan ama ülkemizde çok bilinen bir kitap değil malesef. Bu kitap aynı zamanda bir serinin ilk kitabı. Eminim bu kitabı okuduktan sonra diğerlerini de okumak isteyeceksiniz. Konusuna gelince;
Babası bir gün Daniel'i bir kitapçıya götürür. Ama orası özel bir kitapçı olan "Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı' dır." Orası belli kişiler tarafından özenle saklanan ve korunan eski ve unutulmuş kitapların bulunduğu adeta bir labirenttir. Babası Daniel'in bir kitap seçmesini o kitabın onun için özel olacağını onu koruması gerektiğini söyler. Daniel rafların arasından kırmızı kapaklı onu kendisine çeken kitabı seçer "Rüzgarın Gölgesi". Kitabı bir solukta okur ve çok beğenir. Sonra yazar hakkında araştırma yapmaya başlar. Ama ne yazar hakkında ne de kitaplarına dair hiçbir şey bulamaz. Yıllar sonra garip bir adam kitabı ısrarla almak ister. Tek amacı kitabın bütün kopyalarını yok etmektir. Ve asıl olayımız orada başlar. Asıl olay diyorum çünkü kitabın içinde bir sürü olay, bir sürü gizem var. Merakla okuyacağınıza eminim. Arkadaşlık, aşk, sevgi, nefret, sadakat, gerilim, polisiye.. içinde bir sürü konuyu barındırıyor. Olaylardan ve karakterlerden çok etkilendim. O kadar güzel anlatıyor ki hepsini gerçek hayatta tanıyormuşum kadar hissettim. Allah hepimize Miquel gibi bir arkadaş, Fermín gibi bir yandaş nasip etsin. :))
İncelememden de anlayacağınız gibi kitabı çok beğendim. Kalın bir kitap olduğu için ilk başlarda gözüm korkmadı değil. Ama ilk kısımlardan sonra o kadar akıcı ilerliyor ki vaktiniz olmasa bile vakit