10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
Çelebi Dergisi / Yıl 7. Sayı 19. Nisan 2026. Dört Aylık Tarih, Kültür ve Düşünce Dergisi. Çelebi Neşriyat yayın hayatına başlıyor. Bugüne kadar Kitap Şuuru ailesi içerisinde değerlendirilen dergi, muhtemeldir ki bundan sonra Çelebi Neşriyat'ın yayın organı olarak görülecektir. Dergi, her yıl ilk sayısını kültür tarihimizin müstesna şahsiyetlerinden birine ayırıyor; o ismi hem entelektüel üretimi, hem de hayat hikayesi içindeki bütünlüğüyle anlatmaya çalışıyor. Dergi Abide Şahsiyetler serisinin bu sayısında doğumunun 90.yıl dönümünde Onar Kutlar'ı anmaktadır. Gaziantep'in kültürel birikimi ile Türk edebiyatının entelektüel sürekliliği arasında bir köprü kurma iddiasındaki, bu çalışma aynı zamanda yerel ile evrensel arasındaki o ince hattın izini sürmektedir. Derginin bu sayısında Reşit Güngör Kalkan hazırladığı Onar Kutlar kronolojisi ile öne çıkmaktadır. Onar Kutlar'ın eşi ve kız kardeşiyle yapılan söyleşiler, yazarın duygusal yönünü ortaya koymaktadır. Onar Kutlar hakkında hazırlanan soruşturma, onu arkadaşlarının gözüyle görmemizi sağlamaktadır. Zafer Saraç, Ali Gezginci ve Rumeysa Bedirhanoğlu eserleri üzerinden yazarı bize anlatmaktadır. Derginin son sayfaları Onar Kutlar kronolojisine ayrılmış. Gaziantep'in bir değerini okuyucuya sunan Çelebi ailesini tebrik eder, bundan sonraki çalışmalarının aynı heyecanla devam etmesini dilerim. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Çelebi Dergisi - Sayı 19 (Nisan 2026)Çelebi Dergisi · Çelebi Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 65. kitabı
eagleton mizahi ve akıcı diliyle oldukça iyi kurgulanmış bir savunma yapmış. ancak marx'ın haklılığını sadece entelektüel bir zafer veya nostaljik bir haklılık payesi olarak kutlamak yetmez.
Marx Neden Haklıydı?Terry Eagleton · Yordam Kitap · 2011168 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yalnızlığın ve Çaresizliğin Coğrafyası
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2026 106. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 21:18
Victor Hugo’nun o devasa, uğultulu ve insanı kendi yalnızlığıyla yüzleştiren eseri Deniz İşçileri sıradan bir roman değil; denizin vahşetiyle insanın içindeki o sessiz, derin uçurumun çarpışmasıdır. Kitabı her kapatışımda, içimde Guernsey Adası’nın o hırçın dalgaları patlıyor ve ruhumu bir sızı kaplıyor. ​ ​Hugo, bu kitabı sürgündeyken, kendi içsel yalnızlığının zirvesindeyken yazdı. Belki de bu yüzden romandaki deniz, sadece su kütlesinden oluşan bir dekor değil; bizzat trajedinin, kaderin ve amansız bir yalnızlığın somut halidir. ​Kitabın merkezindeki Gilliat, toplumun dışına itilmiş, tecrit edilmiş, anlaşılmamış bir ruhtur. O, sevdiği kadın uğruna köpüren, canavarlaşan denize karşı tek başına savaş açarken, aslında insanlığın o soğuk kayıtsızlığına karşı direnmektedir. Onun bu çaresiz ama gururlu duruşunu Hugo şu muazzam cümleyle özetler: ​Karanlık, insanın içinde de dışındaki kadar mevcuttur. ​Bu alıntı, kitabın ruhuma bıraktığı en derin yaralardan biridir. Gilliat, kayalıklarda doğayla pençeleşirken aslında kendi içindeki karanlıkla, sevilmemişliğin getirdiği o büyük boşlukla savaşır. Fiziksel acı bir şekilde geçer; açlık, soğuk, teni tırmalayan tuz... Hepsi katlanılabilirdir. Ama insanın içindeki o koyu geceyle tek başına kalması? İşte asıl yıkım oradadır. ​ ​Gilliat’nın aşkı, modern dünyanın o bencil, al-ver dengesine dayalı ilişkilerine benzemez. O, hiçbir karşılık beklemeden, sadece uzaktan bir gülüşüne vurulduğu kadın için canını ortaya koyar. Parçalanan bir geminin motorunu tek başına kurtarmaya çalışırken, aslında sevdiği kadının mutluluğunu inşa etmektedir. ​Ancak hayatın ve kaderin en acımasız cilvesi, kitabın son sayfalarında saklıdır. Gilliat, her şeyi başarmış, o devasa doğayı dize getirmiş bir kahraman olarak geri döndüğünde, aşkın onun
1000Kitap
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,507 okunma
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:34
Birinci Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde İngiltere kırsalında geçiyordu olaylar. Erkeklerin çoğu savaşa gitmiş, birçogunun ölüm haberi, bir kısmının da fiziksel ve psikolojik olarak yaralı bedeni dönmüştü geriye. Bu nedenle oluşan işgücü kaybını telafi ederek tarımsal üretimi sürdürmek ve yiyecek sıkıntısını önlemek için, tarla, bahçe, hayvancılık işlerini yapmak üzere Kara Kadınları Ordusu kurmuştu İngilizler. Geride kalan kadınların bir kısmı, cephede ve hastanelerde hemşirelik yaparken, bir kısmı da bu kara kadınları ordusuna katılarak destek vermeye çalışıyorlardı ülkelerine. Kitabımızın kahramanı Emily Bryce da bu kara kadın ordusunun üyelerinden biriydi. Emily, babasının yargıc olması nedeniyle orta sınıf bir ailede yetismiş, o zamanlarda kadınlar için üstün bir özellik olarak görülen, eğitimli bir genç kızdı. Ailesi sosyeteden uygun bir damat adayı arasa da, evlerinin yakınındaki hastanede tanıştığı Avusturalyalı pilot Robbie Kerr’le tanışması, ailesinin bu konudaki tüm planlarını bozacaktı. Robbie’nin yaşadıkları yerden farklı bir yerdeki hastaneye naklinden kısa bir süre sonra yirmi birinci yaşını dolduran Emily de, hem ailesinin baskısından kurtulmak, hem Robbie’den ayrılmamak, hem de ülkesine hizmet etmek için katılmıştı Kadınlardan oluşan kara ordusuna. Bu Ordu’da şartlar çetindi. Emily gibi fiziksel çalışmaya alışkın olmayanlara göre daha da zorluydu üstelik. Ama, inatçı, kararlı ve aşık bir Emily Bryce’ı vazgeçiremeyecekti yolundan tüm bu zorluklar. Ailesinin kendisini reddetmekle tehdit etmesi ve Robbie’nin iyileşip savaşa geri dönmesi de Emily’nin bu orduya daha sıkı sarılmasını sağlayacaktı. Asıl ailesini kaybetmiş gibi hissetse de, Ordu’da tanışıp tüm zamanını birlikte geçirdiği başta Daisy ve Alice olmak üzere, Maud, Bayan Anson, Maureen, hatta
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202638 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202638 okunma
9/10
·252 syf.·
2026 32. kitabı
Zehra ve Zafer.. Mutlu başlayan bir aşkın kendini tüketme hikayesi.. Sorunlarla çatırdayan toparlanamayan bir evliliğin getirdiği son.. Kendinden hep ödün vermek, fazla fedakarlık ne zaman mutluluk getirmiş ki insana? Aldatma, şiddet, güvensizlik, ilgisizlik, sevgisizlik.. Herşey var ama kendine değer vermek hep eksik...! . Yazarın kalemini önceki okuduğum kitabında da çok sevmiştim, su gibi akıp gidiyor hikaye. Bu kitap benim çok sinirimi bozdu. Zehra'nın acizliği, Zafer'in dindar görünür utanmazlığı gerçekten tam çıldırma sebebi. Kitabın adı oldukça manidar. İnsanlar bazen yanyanayken de yalnızdır. . Evlilik üzerine yanlışlarla dolu hüzünlü bir hikaye. Sürükleyici, kalbinize dokunacak bir roman arıyorsanız tavsiyemdir.
1000Kitap
İki Kişilik YalnızlıkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20252,374 okunma