demek usul bu idi. evvelâ muvaffakiyet denen bir şey kabul edilecek, sonra sahibi aranıp bulunacak, o tebrik edilecek, bu sefer o, muvaffakiyetin asıl karşısındakinin olduğunu iddia ederek ona aynıyla devredecek, öteki çok mânalı bir kelime ile kendi hissesini ayırdıktan sonra yine geriye verecekti. böylece üzerinde bu kadar devr ü teslim, iade ve tekrar iade muamelesi geçtikten sonra bu muvaffakiyetten artık kim şüphe edebilirdi?
Adam sohbet etme havasındaydı, pek sık rastlanan bir durumum değil. Sanki bu tür yolculuklar da sık rastlanan bir osmoz sürecinin sonunda askerin düşük çenesi kaptanın da dilini çözmüştü.
Artık Himiko genç kızlığındaki masum güzelliğini yitirmiş, üstelik bir sonraki yaş kuşağının olgunluğuna da ulaşamamış bir halde kalmıştı. Himiko belki de dengeye oturamamış bir halde uzun süre yaşamak zorunda kalanlardandı.
O dönemin toplumu, genç kızların akılsız, cahil, terbiyeli, meraklı, utangaç, özgüvenden yoksun ve yaşama yabancı kalmasını istiyordu ve yaşama yabancı kalmayı hedefleyen bu eğitimin amacı, onların evlendiklerinde kocaları tarafından biçimlendirilmelerini ve yönetilmelerini sağlamaktı.