Hasan Zaimoğlu

Yeryüzü sakinleri ikiye ayrılır; Beyni olup dini olmayanlar Ve dini olup beyni olmayanlar.
Sayfa 49
Edebiyat
Reklam
Vladimir: Well? Shall we go ? Estragon: Yes, let's go. [They do not move.]
"Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden,benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben."
Sayfa 76·Kitabı okudu
Edebiyat
Islam'ın ilk zamanlarında Halife Ömer, kendisini fetihlerdr toplanan tüm altını harcamakla suçlayanlara şunu sormuştu: "Bu altın bize Yüce Allah'ın bir lütfu değil mi? Eğer siz Allah'ın elinden bundan fazlasının gelmeyeceği kanısındaysanız, hiçbir şey harcamayın. Ben ise Rabbimin sonsiz cömertliğine iman etmişim, Müslümanların iyiliği için harcayabileceğim tek meteliği bile hazinemde tutmam."
Sayfa 89·Kitabı okudu
Edebiyat
Yarayla alay eder yaralanmamış olan. Dur, şu pencereden süzülen ışık da ne ? Evet, orası doğu, Juliet de güneşi! Yüksel ey güneş öldür şu kıskanç ayı Bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederden Sen ondan çok daha güzelsin diye Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan Sayrılı ve toydur bakirelik giysisi Soytarılar Giyer bunları ancak sen Çıkar bu giysileri at üzerinden Kadınım benim, ah benim sevgilim bu Ne olur ah bilseydi sevgilim olduğunu Konuşuyor ama bir şey de demiyor Ne çıkar anlatıyor ya gözleriyle Karşılık vereceğim ben de Amma da yüzsüzüm konuştuğu ben değilim ki Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan Biz dönünceye dek siz parıldayan diye. Gözleri gökte olsaydı yıldızlar da onun yüzünde Utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı Gün ışığının kandili utandırdı gibi tıpkı Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı Bak nasılda dayamış yanağını eline! Ah eline giydiği eldiven olaydım da Dokunaydım yanağına.
Sayfa 38 - Romeo·Kitabı okudu
Edebiyat