Baba oğulu yalan söylemekle suçlar. Oğul yalan söylediğini bilir ama bunu babanın hiçbir zaman anlayamayacağı daha önemli, daha kapsayıcı bir gerçek uğruna yaptığına inanır. Gerçek, babanın kendi otoritesini savunmasıdır. Yalan, oğlun bu otoriteden kaçma yoludur.
Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.
İnsanın bilinçaltının derinliklerinde, bir anlam ifade eden,
mantıklı bir kainata duyulan yaygın bir ihtiyaç vardır. Lâkin hakiki kainat daima mantığın bir adım ötesindedir.
“Bir yel bu diyarı alıp götürdü Alıp götürdü gökyüzünü Ve tüm adamları!
Acaba kim bu yel?
Adamların içtiğinden içen O ağaçlar, kaldı eğilmeden.
Dünya kadar dünya tanıdım,
Dünya kadar adam,
Dünya kadar ağaç,
Dünya kadar da yel."