Bazı Mesajlar Sahibinden Daha Fazla Şey Anlatır
Genel tutumumu ve yaklaşımımı, özellikle mesaj atanlar oldukça iyi bilir. Gereksiz zeka gösterileriyle ilgilenmiyorum. Bilgi paylaşımı, gelişim ve gerçek anlamda yardımlaşma dışında enerjimi harcamayı tercih etmiyorum. Ben çoğu zaman bir kişiye değil, insanlığa hitap etmeye çalışıyorum. Bu yüzden yazdıklarınız, yorumlarınız ve düşünceleriniz elbette size aittir. Katılabilir, eleştirebilir ya da farklı düşünebilirsiniz. Bunların hiçbirinde sorun yok. Yorumlara da genelde dönüş yapıyorum. Ancak saygının sınırı aşıldığında, benimle ilgili değil, daha çok kişinin kendi duruşuyla ilgili bir tablo ortaya çıkar. İşin ilginç tarafı şu; bazılarınızın eleştirmekten çok, gerçekten desteğe bir danışmana ve yön bulmaya ihtiyacı olduğunu görüyorum. Belki buna biraz daha kafa yormak gerekir. Bir diğer konu da şu: Takipleşmek, doğrudan bir samimiyet ya da ayrıcalık alanı oluşturmaz. Özellikle mesaj kutusuna geliş şekli, kişinin kendisini anlatır. Merak etmeyin; Akıllı görünmeye çalışanlarla değil, aklını geliştirmeye çalışanlarla ilgileniyorum. Çünkü aklı olanı etkilemek kolaydır, fakat karakteri olanla iletişim kurmak değerlidir.
Duygu ve Düşünce
Şimdi size naçizane bir düşüncemi açıklayacağım. Kendimi övmek gibi olmasın efendim ama şu tiple şu mizahla şu kişilik şu başarı ve şu davranışlarla bile hala düzgün bir insanın bana denk gelmemiş olması için benim kah doğmamış yetimin üstüne kredi çekip pavyonlarda yemiş kah umuda giden yollara çivi dizmiş kah mezarlığın ortasına genelev yaptırmış ya da Adnan Oktarı torpille hapisten çıkarmış olmam gerekiyor ama hiçbirini yapmadım HANİ NEDEN O ZAMAN NEDEN
Reklam
Kayboldum kendi karanlık dünyamda Zaman geçmiyor burda sanki hayat durmuş Boğaz’ımda duyum duyum yaşanmamış aşk Belki gelirsin diye bekliyorum bir çay içimi
Duygu ve Düşünce
Zaman Dary
Yazdığım şiirler de sen vardın. Anlatmak istediğim hikayeyi sendin, Yasaklı bir dilin içinde sen vardın, Ama seni sana anlatamadım... Bazen sözcükler yetmedi. Bazen de sen beni gözlerinde sürgün ettin, Ama ben seni hiç kalbimde idam ettirmedim, Ama sen beni idam sehpasında idam ettirdin... Bu ayaz gecelerde seni yazdım! Yalnız kalan ruhum, Senin yokluğunda çöl oldu... Çünkü sensizliğin yağmurun da kurudum... Bazen gizemli mektup olursun, O gün ki gibi! Senin gözlerin gözlerimde iken, Kalbim yerinde çıkar gibi oluyor... Ama ben artık sensiz öleceğim! Çünkü zaman daralıyor... Kefenim cebimde iken, Sense yoksun...
Şiir
"Freud şöyle der; 'İfade edilmemiş duygular asla ölmez. Canlı canlı gömülürler ve daha sonra daha kötü şekillerde ortaya çıkarlar.'İnsan bazı şeyleri susturduğunda, onlardan kurtulduğunu sanır. Konuşmaz. İçine atar. Zamanla geçmesini bekler.Ama bastırılan hiçbir duygu gerçekten kaybolmaz.İçeride sessizce büyür. Tam da bu noktada, insanın kendi içine gömdüğü o karanlığın bir gün nasıl kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşeceğini Carl Gustav Jung şu sarsıcı sözlerle fısıldar: "Karanlığı hayal ederek hiçbir zaman aydınlanamayız; aydınlanma ancak karanlığın farkına varılarak, yani onunla yüzleşilerek gerçekleştirilebilir. Bilincin farkına varmadığı her şey, dışarıda bir kader olarak karşımıza çıkar." Ve bir gün insan, kendinden uzaklaştığını düşünürken, yıllardır kaçtığı şeye dönüştügünü fark eder. Çünkü insan bazen karanlığını yok edemez, sadece üstünü örter. Üstü örtülen her gölge ise, gün gelir insanı kendi hayatının yabancısı yapar."
Alıntı
Git..
Benden bıktığın gün. Suçla yazgıyı, suçla beni. Bense.. Gözyaşım ve hüznüm ile yetineceğim. Sessizlik bir yücelik, hüzün bir yücelik. Bezdirdiyse koşmak seni, git.. Yeryüzünde kokular ve kadınlar vardı. Yeşil gözler ve siyah gözler. Görmek istersen beni. Bir çocuk şefkatime muhtaç kalırsan. İstediğin zaman kalbime dön geri. Sen hayatımda bir esintisin. Sen bana yeryüzüsün, gökyüzüsün.. Öfkelen istediğin gibi, git istediğin gibi Birgün döneceksin mutlaka. Ne olduğunu bildiğinde vefanın.. (Arapça bir şiir)
Şiir
Reklam
Reklam