tilda hanım, yaşar kemal'in kendisini de çok değer katmıştır. yaşar kemal'in dünyaya açılması onun sayesindedir. dedim ya, tilda çok okurdu; bıkmadan üşenmeden de yaşar kemal'e anlatır, her şeyi onun için özetlerdi. yaşar'ın insan ilişkilerini de o ayarlardı. kitapların çevirilerini de o yapıyordu. çünkü diğer çevirilerde problem çıkıyordu. burada önemli bir nokta var; tilda kelime kelime çevirmiyordu, revize ediyordu. yaşar kemal'in çevirileri bir noktadan sonra kaptırmış gidiyordu. yörük çadırları, folklorik unsurlar vs... bu kadar kalabalık bir sürü terim, dışarıdaki okura, yabancılara çok şey ifade etmiyor. dahası hacim büyüyor, okunmayı güçleştiriyor. işte tilda mesela buralarda bir tedbire gidiyordu. yaşar tabi sinirleniyor "mahvediyorsun beni," diyordu. tilda ise sabırla anlatıyordu. kolay iş değil; hem yaşar kemal'in redaksiyonu kolay iş olur mu? ama tilda ikna ediyordu onu, hep etmiştir. yaşar kemal bu açıdan çok şanslıydı.
tilda yabancı dillerden bir çok şey okur ve yaşar'a anlatırdı; yaşar da dinler ve katılırdı. bu da sık olacak bir şey değildir. düşün ki yaşar, tilda'nın ulaşabildiği bilgiye ulaşamıyordu; fransızca, ingilizce okuyamıyordu. ama tilda okuyup ona metinleri naklettiği zaman bir diyaloğa giriyorlardı.