"Çocuklar annelerinin hayatına kuşlar gibi gelir... Hani yolunu şaşırmış da sanki açık bir pencereden girmiş evin içerisine, öyle şaşkın, öyle çaresiz, öyle uçarı... Anneler ise çocuklarıyla birlikte, bir de kalp getirirler dünyaya. Çocuğu hayata salıverirken, o kuş gelir yüreğe iyice yerleşir. Çocukların her sevincinde, her kederinde, her düşüşünde, her gözyaşında, her ayrılıkta kanatlanır, kanatlanır uçamaz. İşte tam da o anlarda, annelerin eli gayriihtiyari kalplerinin üzerindedir. Sadece annelere has olan bu hareket, göğüs kafesinin kapısını sıkıca kapatmak içindir."
Eşimize, anne babamıza, akrabalarımıza, dostlarımıza, iş arkadaşlarımıza, eşimizin ailesine, konu komşuya da böyle miyiz? Hiç sanmam. Niye, çünkü o zaman bizden uzaklaşırlar, yalnız kalırız, işsiz kalırız, dostsuz kalırız. Peki çocuklar? Onlar çantada keklik mi? Bence hiç değil!
Eğer ortalıkta onun ulaşabileceği yerlerde peçete bırakmazsan, bu işi kollarıyla yapacaktır ve sen bu kez de o caaaanım kıyafetlerin kollarında parıl parıl parlayan sümük lekelerini çıkartmak için uğraşacaksın!
Ve kendini teselli et. Eğer burnundan çıkarttığı madeni sana uzatıyorsa veya silmek için mendil arıyorsa, çok şanslısın demektir. Bir sonraki aşama sümük yiyen çocuklardır ki bu da çok sık karşılaşılan bir durumdur. Tamam tamam, kapattım konuyu, kusma. :-)
Zaten annelik biraz da deliliktir. Yoksa bir çocuk kaka yaptı diye sevinip sifonun dalgalarıyla dönüp giden kakalara el sallamamızı başka neyle izah edeceğiz?"
Bırak zamanla yarışmayı.
Sen koşunca çocuklar daha hızlı büyümüyor.
Sabret, derin nefesler al yavrunun saçlarından.
Şurada büyüyüp gitmelerine ne kaldı...
Bezli çocuğun bez değişimini yapmak, en azından çayının bitmesini bekleyebilir. Ve çantada iki bez, bir ıslak mendil taşımak, gittiğin yere lazımlık